BRT’yi eleştirmeden önce kendi yayın organınıza bakmanız gerekmiyor mu?

Gazetemizde dün manşet olarak çıkan BRT ile ilgili haberin kısa bir bölümünü aşağıdaki gibi size aktarmak istiyorum: “Meclis’in dünkü oturumuna BRT’nin bütçe tartışmaları ve kurumun hantal yapısı damga vurdu.
Gazetemizde dün manşet olarak çıkan BRT ile ilgili haberin kısa bir bölümünü aşağıdaki gibi size aktarmak istiyorum: “Meclis’in dünkü oturumuna BRT’nin bütçe tartışmaları ve kurumun hantal yapısı damga vurdu. BRT’nin UBP’nin sözcüsü haline geldiğini vurgulayan milletvekilleri, 42 milyonluk TL’lik bütçeyi onayladı ancak özel televizyonlar karşısında haksız rekabet yarattığı ve bunun ortadan kaldırılması gerektiği üzerinde durdu.”
Öncelikle vurgulamak gerekir ki, BRT’nin haksız rekabet yarattığı tartışılmaz bir gerçektir. Bugün için ülkenin kalkınması için öncelik verdiğimiz kamu üniversitelerinden daha fazla katkı alan BRT, aldığı katkının hakkını vermekte midir? Ülkenin sesini dünyaya duyurmakta kendi yağıyla kendi ciğerini kavıran diğer televizyonlara göre daha etkin ve verimli midir? Bu soruları yanıtlamadan sağlıklı bir değerlendirme ve dolayısıyla rasyonel bir kaynak dağılımından bahsedemeyiz. Aksi takdirde, bugüne kadar yaptığımız gibi hamasetle ekonomik ve mali çıkarımlar yaparız. Ekonomide sürdürülebilirlik için etkin serbest piyasa koşullarının varlığı basın da dahil olmak üzere her alanda hüküm sürmesi gerekmektedir. Çünkü bu sektördeki etkinlik ve verimlilik için rekabet ihlallerinin ve bazı aktörlerin aleyhine olacak şekilde desteklerin uygulamadan kalkması gerekir. Bu açıdan baktığımızda, halkın sırtına 42 milyon TL’lik kambur yapan BRT, Cuma pazarı esnafı gibi de reklam avına çıkmaktadır. İşte yalnızca bu durum, diğer basın kuruluşlarının durumunu olumsuz etkilerken basındaki kaliteyi ve sürdürülebilirliği katletmektedir. Peki soruyorum bu haksız rekabete kim dur diyecek? Çiçeği burnunda REKABET KURULU mu? Halkın sırtında kambur durumunda olan BRT için söylenebilecek diğer bir durum ise etkinliğidir. Yani almış olduğu bu denli katkıya rağmen yayınlarına diğer televizyonlara kıyasla ne kadar rağbet edilmektedir? Bu soruyu halkın takdirine bırakıyorum? Tabii ki, işin diğer bir yönü yayın kalitesi sorgulanmadan 42 milyon TL katkı alan bir kuruluş neden kalite konusunda endişe duysun? BRT ile ilgili beni şaşırtan diğer bir husus, bazı siyasi parti başkanlarının eleştirisidir. Efendim, ona göre BRT hükümetin sesiymiş, tarafsız değilmiş!. Peki size söylemezler mi ‘sen kendine bak’ diye? Bir televizyonun siyasi parti organı olması herhalde onu basın ve etik kurallarından uzaklaştırmaz. BRT’yi eleştirirken kendi yayın organının ne kadar misyoner olduğunu unutuyor mu? Sırf eleştiri olsun diye pireyi deve eden, tekrar üstüne tekrarını koyan, kendi görüşleri paralelinde mülakat vermeyeni konuk etmeyen, etse bile bir daha çağırmayan bir anlayışla programcılık yapanların değil BRT’yi Kanal T’yi dahi eleştirmeye hakları olduğunu zannetmiyorum. ‘Kendi ideolojilerine göre iktisatçı, siyayetçi veya uzman çıkaran diğer kişi veya tarafları da ötekileştiren bir zihniyet ile yayın yapan kendi yan kuruluşları basın ilke ve esaslarına uymuş oluyor mu?’ diye sormak istiyorum adı geçen parti başkanlarına. Haksız rekabet yaratan BRT’nin mevcut yayın anlayışı, program kalitesi ve konuk profili açısından tatminkar olmasa dahi en azından BRT’yi eleştiren siyasi parti yayın organlarından fersah fersah daha demokratik ve KKTC halkı için daha yararlı olduğunu önemle vurgulamak istiyorum. Bu argumanı kabul etmiyorlarsa, aksini kanıtlasınlar.
Bu haber 1297 defa okunmuştur

:

:

:

: