Avrupa ve Türkiye krize nasıl yaklaşmış?...

Ekonomik krizlerden çıkış ile ilgili yapıcı bir üslupla hükümetlere ışık turmayı bilim insanı olarak görev addetmekteyiz.
Ekonomik krizlerden çıkış ile ilgili yapıcı bir üslupla hükümetlere ışık turmayı bilim insanı olarak görev addetmekteyiz. Bu itibarla, Ülkemizde krizden çıkış ile ilgili yapılanlar üzerinde sağlıklı yorum yapabilmek için Dünyada ve Türkiye’de alınan önlemler üzerinde durulacaktır. Bunun için ise Ali Alagöz ve Muhammet Bezirci tarafından yapılan “Finansal Kriz Dönemlerinde Ekonomik Amaçlı Yapılan Vergisel Düzenlemeler: 2001 Krizinden Günümüze Bir Araştırma” isimli çalışmadan yararlanılarak aşağıdaki gibi alıntı yapılacaktır.


Finansal krizler diğer ifade ile ekonomik krizler literatürde mevcut mali sistemin belli bir düzen dahilinde sürdürülmesini önleyecek olan aksaklıklar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Kriz dönemlerinde uygulayıcı tarafından köklü ve etkin değişime neden olacak düzenlemelerin yapılması gerekir. Bu durum mali sistemin yapısal olarak korunmasının bir şartı olarak kabul edilir.

Bu bağlamda ekonomik kriz dönemlerinde vergisel anlamda yapılan düzenlemelerin mali sistem içindeki yeri oldukça anlamlıdır. Kriz dönemlerinde yatırımcılar ve özellikle toplum savunma güdüsü ile hareket ettiklerinden dolayı, piyasadaki parasal varlıklar azalacak ve buna bağlı olarak krizin olumsuz etkileri piyasalarda daha etkin hissedilecektir. Bu bağlamda devlet tarafından yapılacak olan vergisel anlamdaki teşvik, indirim, istisna, muafiyet ve erteleme gibi düzenlemeler piyasadaki krizin olumsuz etkilerini bertaraf edecek ve piyasadaki likitide dönüşümü hızlanacak ve buna bağlı olarak arz ve talep hacmindeki meydana gelen artış krizin etkisini kaybetmesine neden olacaktır.

Ancak kriz dönemlerinde vergisel anlamda yapılan düzenlemelerin başarısını olumsuz etkileyen en önemli faktörlerin başında toplumun psikolojik durumu gelmektedir. Özellikle hükümetlerin krizleri iyi yönettikleri olgusunun algılanması durumunda toplum, savunmacı pozisyondan çıkarak hükümet tarafından uygulanan mali politikalar çerçevesinde piyasanın aktivasyonuna katılacaktır. Bu da hükümetlerin sosyal ve psikolojik harekat başarısına bağlıdır. Burada toplumun ve kamunun piyasaya güven sağlaması vergisel düzenlemelerin yanında ek tedbirler alınarak uygulanmasında önemli bir rol üstlenecektir.

OECD, kısa vadede talebi uzun vadede ise arzı artırmaya yönelik vergi politikalarının uygulanmasını gerektiğini açıklamıştır. AB üye ülkelerinde küresel kriz nedeniyle yapılmış olan vergisel düzenlemeler ülkeler itibariyle genel olarak şöyle özetlenebilir:

İngiltere’de 3 büyük bankanın kurtarılması için bir plan açıklanarak bu bankaların birleştirilmesi hedeflenmiştir. Bankalara sermaye desteği olarak 50 milyar dolar aktarılmıştır. Ayrıca hükümet bankalardaki mevduat garantisini 30 bin sterlinden 50 bin sterline çıkarmıştır. Ayrıca KDV oranlarında % 2,5 bir indirime gidilmiştir. Yeni yatırımları teşvik amacıyla % 40 yatırım indirimi uygulaması getirilmiştir.

Almanya’da İngiltere’ye benzer bir uygulama seçmiştir. KDV oranlarında 1 puanlık bir düşüşe gitmiştir. Toplam 500 milyar euro’luk bir kurtarma paketi açıklamıştır. Almanya’ da diğer ülkelerden farklı olarak ek kurumlar vergisi getirilmiştir.

Danimarka’da kazanç üzerinden alınana vergide % 0,25 puanlık bir indirime gidilmiştir. Ayrıca KDV ödemelerinde kesintiye gidilmiştir.

Fransa’da alt gelir grupları için uygulanan vergi oranlarında %75’lik bir indirim sağlanmıştır. Bakanlar kurulu tarafından zor durumdaki bankalar için 320 milyar euro’luk bir garanti sağlanmıştır. Ayrıca kriz dönemlerinde yapılan yatırımlardan alınana vergiler için istisna uygulaması getirilmiştir.

Hollanda’da çalışanlardan kesilen işsizlik fonu kesintisi kaldırılmıştır. KDV ödemeleri 1’er aylık yerine 3’er aylık ödeme şeklinde kolaylaştırılmıştır.

İtalya’da üretime yönelik olarak yapılan yatırım faaliyetlerinden alınan vergilerde genel oranda % 10 indirime gidilmiştir. Ayrıca tüketimi teşvik amacıyla ev eşyalarında vergi indirimi getirilmiştir.

Türkiye’de ise ortaya çıkan 2001 yılı krizinden kurtulmak için hükümet öncelikle üç temel amaç belirlemiştir: a) Güven unsurun yeniden kazanılması, b) Faizlerin düşürülmesi, ve c) Vergi oranlarında özellikle KDV’de indirim yapılması.

AB sürecinde olan Türkiye’de de diğer AB ülkeleri gibi 2008 küresel krizinde alınan önlemler vergisel ağırlıklıdır. Özellikle piyasada sıcak likitide hareketini artırmaya yönelik olarak uygulanan gelir vergisi temelli yapılan indirimler ve istisnalar ile tüketimi ve dolayısı ile harcamanın artırılması amaçlanmıştır. Ayrıca Türkiye’de ekonominin lokomotifi sayılan KOBİ’lere yönelik olarak düzenlenen vergisel teşvikler hem likitideyi artırmaya hem de büyümeyi teşvik etmeye yönelik düzenlemelerdir.
Bu haber 1432 defa okunmuştur

:

:

:

: