Başbakan cesaretlendirilmeli, aksi takdirde...

İçinde bulunduğumuz zaman belki de 40 yıllık süreçte Kıbrıs Türkü ve devleti için en kritik dönem olma özelliği taşımaktadır.
İçinde bulunduğumuz zaman belki de 40 yıllık süreçte Kıbrıs Türkü ve devleti için en kritik dönem olma özelliği taşımaktadır. Şöyle ki, mali açıdan çöken ve dibe duran bir ülke olmanın ötesinde Türkiye Cumhuriyeti ile olan bağlarımızı düşmanlarımızı sevindirecek şekilde koparabiliriz. Devletimizin başta ekonomik olmak üzere tüm temellerinin sarsılmak üzere olduğunu sanıyorum kabul etmeyen yoktur. Aslında, bu açıdan daha doğrusu olan zaten sağlam temellere oturtulmamış devletimizin temeline iktidarı, muhalefeti ve sendikası ile halen daha dinamit koymakta olduğumuzdur. İçinde bulunduğumuz ve birçok boyut taşıyan krizi özeleştirel bir yaklaşımla elbirliği ile yönetemezsek başta iktidar olmak üzere hepimiz bu krizin kalıntıları arasına sıkışmış olacağız. İşte bu aşamada akademisyen olarak bizlerin ve uzmanların işi oldukça kolaydır. Çünkü bizler siyasi kaygı taşımadan normatif olarak önerilerde bulunabiliriz. Ancak, başta Başbakan olmak üzere hükümet edenler alacağı kararın doğru olduğunu bildiği halde kendilerine siyaseten zarar vermeyeceğinden emin olmak isterler. Sanırım günümüzün temel problemi ve açmazı siyasilerin vereceği doğru kararlarda zarar görebilme ihtimalleri nedeniyle tereddüt yaşamalarıdır. Alınacak kararla kısa vadede çekilecek sıkıntı sonrası ülkenin önünün açılacağı ve gelecek nesillerin hayata ümitle sarılacağı konusunda başta UBP’liler olmak üzere Başbakanın cesaretlendirilmesi gereklidir. Bireysel çıkarları ön plana alan, yapılan yolu, hastaneyi dikkate almayıp salt kendine ve yakınlarına istihdamı ve/veya diğer maddi çıkarları gözeten ve bu kısır ve çarpık siyaset döngüsü içerisinde siyasetçi profiline başarı karnesi veren partili anlayışını UBP’li süratle terketmelidir. Aksi takdirde, bugünkü çıkar uğruna ülkenin geleceğini karartmakta olduğumuz apaçık ortadır. Başbakanın alacağı kararlarda başta parti içi dengeler gözetildiğine göre parti içi dengelerin ülke çıkarlarının önüne geçmesini yine UBP’liler önleyebilir. Yeni bir konsept, politika ve programla topluma güven verebilecek bir kabine, teknokrat ve bürokrat kadrosunu oluşturmak, yıpranmış, güvenilirliği kalmamış bakanları görevden almak ve işe yaramaz hale gelen bakanların koltuklarını korumak için halen yürüttükleri “Ali Cengiz Oyunlarını” bozmak yine UBP’lilerin elindedir. İşte bu bilinçle gereğini cesurca yapmak için Sayın Başbakan cesaretlendirilmeli ve motive edilmelidir. Yeni bir güven ortamı yaratma misyonundan başka UBP iktidarına düşen görevler; sorunları biriktirmeden proaktif yaklaşımla “koruyucu önlemler alması”; toplumsal uzlaşı için ARAMA KONFERANSI ve SWOT ANALİZİ gibi yöntemlerle sivil insiyatife itibar etmesi ve toplumun sürece aktif katılımını sağlamasıdır. Aksi takdirde, UBP’nin akibetini değerli akademisyen arkadaşım Doç.Dr. Birol Ertan’ın hatırlattığı Temel fıkrasıyla aşağıdaki gibi izah etmek yerinde olacaktır: Temel idama mahkûm olmuş. İnfaz vakti gelmiş; darağacına götürüyorlar. Son bir diyeceğin var mı diye sormuşlar. Temel: ‘’bu bana ders olsun’’ demiş…
Bu haber 1387 defa okunmuştur

:

:

:

: