En baştan başlamak

Kıbrıs sorununun çözümü için devam eden süreç, Eylül 2008 tarihinden bu yana devam ediyor.

Kıbrıs sorununun çözümü için devam eden süreç, Eylül 2008 tarihinden bu yana devam ediyor. Görüşmeciler değiş de, konu başlıkları ve en önemlisi umutlar değişmedi. Son günlerde konuyla ilgili önemli açıklamalar yapıldı. Rum yönetimi başkanı ve müzakereci Sayın Hristofyas müzakere sürecinin iyi gitmediğini ve KKTC 2. Cumhurbaşkanı Sayın Talat ile gelinen noktanın, Sayın Eroğlu ile ilerlemek yerine
gerilediğini açıkladı. Sayın Hristofyas bu açıklamaları ile beraber şunları söyledi
“ İşgali havaya uçurma ve yeniden birleşme mücadelemizdeki ana dayanağımız ve
yardımcımız Yunanistan dır”. Sayın Hristofyas açıklamalarında bahsettiği bir başka
nokta ise, Sayın Eroğlu’nun müzakerelerde, ada da iki ayrı varlık olduğunun kabul
edilmesi gerektiğinin kabul edilmesi yönünde bir felsefe güttüğü, fakat bunu kabul
etmelerinin mümkün olmadığı şeklindedir.


8-11 Mart 1962 tarihleri arasında ilk kongresini gerçekleştiren AKEL, açıkladığı
programda içte demokratik bir düzen, dışta ise sömürgecilik karşıtı ve barışçı
bir politika tezlerini açıklıyordu. Fakat ayni AKEL, Kıbrıs Cumhuriyetinin iki
ortağından biri olan Kıbrıslı Türkleri daha sonraki programında azınlık olarak
niteliyor ve “Azınlık için” başlığı altında ayrı bir değerlendirme ile programında
yer veriyordu. Bu gün için Kıbrıs’ın güneyinden gelecek açıklamalar, elbette 22
Mayıs tarihinde yapılacak seçimlere yönelik mesajlarda içerecektir. Kıbrıs sorunu
adanın her iki tarafında yapılan seçimlerde kullanılan en önemli malzemedir. Yani
sorunun çözülmesinden çok, sorunun kullanılması ve istismar edilmesi adanın her iki
tarafındaki siyasilerin tek ortak noktasıdır. Aslında esas tehlike, güney Kıbrıs’ın
Haziran 2012’de AB dönem başkalığı sürecinin başlayacak olmasıdır. Bu süreçte güney Kıbrıs yönetiminin görüşme sürecine tam anlamıyla katkı koyması elbette beklenemez.


Nitekim, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel danışmanı Alexander Downer
müzakerelerin Mart 2012 tarihine kadar sürebileceğini ifade ederek, tarih
göstermesi önemli bir nokta. Yani bir başka söylemle müzakerelerde tarih kriteri,
önemli bir BM yetkilisinin ağzından açıklanmış oldu. Bu yaklaşım elbette, BM’nin
tavrını az çok ortaya çıkarıyor. Haziran da yapılacak ve iki görüşmeci ile BM Genel
Sekreterinin bir araya geleceği görüşme belki de bazı şeyleri sonlandıracak, belki
de hızlandıracak.

Aslında benim gelmek istediğim esas nokta şu; Kıbrıs sorunu ile ilgili yapılan bu
olumsuz açıklamalardan hareket edersek, şuan için çözüm anlamında bir umut yok.
Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının, yani bir noktada bu iş olmayacak
düşüncesinin ortaya çıkmasının özellikle Kıbrıs’ın kuzeyinde ne gibi bir durum
ortaya çıkaracak. KKTC’nin bugünkü sorunlarına bakarak, ileriki dönemlerde bu
yapının bu şekilde gidemeyeceği ortada. Yani en baştan başlayarak, öncelikle siyasi
yönetimler, siyasi yönetime talip olanlar ve elbette toplum bir kırk sene daha bu
yapının sürdürülemeyeceğini kabullenmesi ve değişim yönünde adımlar atması
gerekmektedir. Tabi ki gelinen noktanın neler getirip, neler götüreceği nasıl bir
ortam yaratacağı bir bilinmezliktir. Fakat bu yapıyla çok daha ileri gidilemeyeceği
düşüncesiyle hareket edersek kendi içimizde sorunlarımızın kaynağını bulup
çözmeliyiz. Mesela; En büyük sorunumuz olan siyasi güvensizlik neden ve kimden bu
noktalara geldi. Bunun bir çözümü olmalı. İlk olarak kamu yönetiminde, siyasi
görevlendirmelerde mutlaka verim elde etme odaklı politikalar geliştirilmeli. Yani
siyasi renk değil, beceri ve iş yapabilirlik ön plan da olmalı. Partizanlık,
popülizm gibi bölücü ve ayırımcı yaklaşımlar terk edilmeli. Bu noktada başta toplum
olmak üzere, herkese önemli görevler düşüyor. Ben 1975 yılında doğdum. Savaş
korkusu yaşamadım. Şuan 36 yaşındayım ve 6 yaşında iki oğlum var. Onlarında savaş
korkusu olmadan yaşamalarını istiyorum. Onlar için istemediğim bir başka şey ise
benim yaşıma geldiklerinde yaşadıkları toprağı ve düzeni sorgulamamaları. İşimiz
gerçekten zor. En baştan başlayabilmek için yapılması gereken çok şey var.

Bu haber 401 defa okunmuştur

:

:

:

: