Utanç tablosu

Günlerdir dert olan, Ulusal Birlik partisi içindeki sıkıntılar şuan için aşılmış görülüyor.

Günlerdir dert olan, Ulusal Birlik partisi içindeki sıkıntılar şuan için aşılmış
görülüyor. Acaba şimdi sırada ne var? UBP kurultaya gidecek mi? Erken seçim var mı?


Küskün milletvekillerinin halka hizmet aşkı (!) karşılık bulacak mı? Bu sorular daha
günlerce konuşulup tartışılacak. Hemen hemen tüm gazetelerde, tüm televizyon
kanallarında bu konular işleniyor ve işlenmeye de devam edecek. Hatta, UBP’nin bu
sıkıntıları üzerine yapılan ve saatlerce süren programlar radyolarda televizyonlarda
bıktırana kadar sürecek.

Ey sevgili ülkem, keşke sorunların UBP’ninkiler kadar olsa. Keşke her sorunu
çözenler, her konuyu her yönüyle bilenler, trafiğe de bir çare bulsalar,
hastanelerde bulunmayan ilaçlara da bir çare bulsalar, 650 TL maaş alan mağdurlara
da çare bulsalar, asgari ücretliye de çare bulsalar, taksici emekçilere,
hayvancılık yaparak ayakta kalmaya çalışan insanlara, bitmiş inşaat sektörüne, her
yıl şişirilen fakat bir şekilde patlamayan turizme, çekleri geri dönen iş adamına,
işi evi olmayan özenti kültürü ile büyüyen, Cumhurbaşkanının adını bilmeyen ve tek
eğlencesi Dereboyun da arabayla tur atmak olan, bir kenarda unutulmuş şu gençliğin
sorunlarına da çare bulun. Ama yok, bunlar memleket sorunları kime ne? UBP gitsin
CTP gelsin. Olmadı koalisyon yapalım. Nasıl olsa zamanımız çok. Her ülkenin
sorunları var. Bunun aksini düşünmek imkansız. Zaten insanlar sorunlarının
çözülmesi için sandık başına gidip sorun çözmeye aday olanlara güvenini belirtiyor.
İçinde bulunduğumuz süreçte Kıbrıs kuzeyindeki en büyük sorun gün ve gün artan
“SUÇ” oranlarıdır. Siyasi istikrarsızlık ve bunun getirdiği siyasi boşluk günlük
yaşamı olumsuz etkiliyor. Her gün artan adi suçlar toplum için büyük tehlike. İş
öyle bir noktaya geldi ki, işin birinci derece içinde olan hukuk insanları bile
artık isyan noktasında. Adaletin etkin olmadığı, çaresiz kaldığı yerde hukuk
dışılık ve kuralsızlık hüküm sürer.


Çocuk istismarı konusunda, Internet haber sitesi Kıbrıs Postası’nda geçtiğimiz gün
yayınlanan bir tablo durumun ciddiyetini gösteriyor. Kaldı ki bu tabloya yansıyan
olaylar ortaya çıkmış olanlar. Birde saklanan, bilinmeyen olaylar olduğunu
düşünürsek tablonun iç karartılıcılığı daha da artacak. Kıbrıs postasın da
yayınlanan tabloya göre, 2008 yılında 16 çocuğumuz darp edilirken, 9 çocuğumuzda
cinsel istismara maruz kalmış. 2009 yılında 8 çocuğumuz darp olayına maruz kalırken,
13 çocuğumuzda cinsel anlamda çirkin saldırıya uğramış. Ve 2010 yılında da çocuklara karşı 7 darp 14 cinsel saldırı olayı gerçekleşmiş. Tam bir utanç tablosu. Türkiye de benzer suçlar için, yasal olarak bazı düzenlemeler yapılıyor. Bu amaç için ilk adım atıldı ve TBMM’ne verilen değişiklik yasa tasarısı kabul edildi. Buna göre bu şekil suçlarda verilen ceza süresi artırılacak. Ve en önemlisi “Hadım Cezası” olarak
bilinen, Testeron azaltıcı tedavi bu suçları işleyenlere uygulanabilecek. Türkiye de
daha önce çocuklara karşı işlenen suçlarla ilgili olarak “İdam cezası” da günlerce
tartışılmış hatta bazı milletvekilleri bu cezanın uygulanması gerektiğini
savunmuştu. Türkiye’deki seçimlerin ardından bu konularla ilgili gelişmeler mutlaka
olacaktır. KKTC’de bu olaylarla ilgili yasal düzenlemeler ertelenmeden hayata
geçirilmelidir. Bir an önce hükümet icraat görevini yerine getirmeli ve yargı
konusunda yenilikler, reformlar daha fazla zaman kaybetmeden uygulamaya konmalıdır.


Bu noktadan sonra kimin Bakan olduğu, kimin müsteşar olduğu toplum açısından pek de önemli değildir. Ülkede günlerdir koltuk ve makam kavgası yaşanırken, toplum sadece geçim ve güven içinde yaşama derdindedir. Yarın 23 Nisan çocuk bayramı, sadece çocuklara adanmış ve çocukların olan bayram. Bu köşenin ve bu satırların yazarı olarak tüm çocukların, çocukluklarını yaşlarına yakışır şekilde yaşamalarını
dileyerek bayramlarını kutluyorum.

Bu haber 437 defa okunmuştur

:

:

:

: