Çocuklarla çocuk olmak...

Hangi yaşta olursak olalım, çocukluğumuzu anımsamak, çocuğa dair her şey bizi o andan alır çok uzaklara götürür. Hatta ÇOCUK sözcüğü bile yüzümüzün aydınlanmasına yeter de artar bile...
Hangi yaşta olursak olalım, çocukluğumuzu anımsamak, çocuğa dair her şey bizi o andan alır çok uzaklara götürür. Hatta ÇOCUK sözcüğü bile yüzümüzün aydınlanmasına yeter de artar bile... Her şeyin küçüğü sevilir. Belki de bize ihtiyaçları olduğundandır; korunup kollanmak isterler... Her sıkıntılarında destek beklerler, yanlarında olduğumuzu bilmek isterler.

Biz büyükler de bunu asli görev sayıp işi abarttıkça abartırız. Yetişkin oluncaya, evleninceye dek de hep peşlerinde oluruz. Hatta ve hatta evlendikten sonra da adım adım onları izleriz. İstesinler istemesinler, işlerine biraz burnumuzu sokarız. Yemekler hazırlar, bütçelerine bir öğün de olsa katkıda bulunuruz. Torunlarımıza bakarız. Zaman zaman nesil farkından oluşan çatışmalarda, kırılsak bile, belli etmeyip sineye çekeriz. Aslında biz her şeye rağmen HARİKAYIZ...

Elbette her şeye onlar için katlanırız. Katlanırız da... İşte ne varsa o DA nın içinde
vardır. İncindiğimizi, yorulduğumuzu anlamalarını bekleriz. Onlar için katlandığımız özverilerin farkına varmalarını, hatta bunu dillendirmelerini bekleriz. Haksız da sayılmayız hani...

Bu yıl, 23 Nisan kutlamalarını ÖĞRETİ Anaokulu’yla birlikte Gönyeli Belediyesi’nin pırıl pırıl salonunda yaptık. Ben Gönyeli Belediye Başkanı Sayın BENLİ’yi bu güzel binadan dolayı kutlamak isterim. Bölgeye sosyal bir yapı kazandırarak büyük bir katkıda bulunmuş. Geçen yıl da bu okulun kutlamalarında sunuculuk yapmıştım. Bu yıl da tekliflerine hayır demedim elbette. Hatırlayacaksınız geçen yıl da Merit Otel’de yapılmıştı kutlamalar...

2-6 yaş arası birbirinden güzel çocukla birkaç saat geçiriyorsunuz. Rengarenk giysileriyle, mutluluktan ve heyecandan parlayan yüzleriyle, birbirinden şirin çocuklar... Dans ediyor, şarkı söylüyor, şiirler okuyor, sağlıklı olma üzerine öğrendiklerini aktarıyorlar. Hatta meyveleri tanıtıyorlar... Bunları yaparken ağlayanlar, söylemekten vazgeçenler, sahnede dilediği gibi davrananlar da yok değil... Şiirini okurken bir eda ile saçını savuranlar, büyümüş de küçülmüş gibi davrananlar... Hepiniz ama hepiniz harikaydınız çocuklar... Sizi büyük bir gururla izledik...

Elini sizin avuçlarınıza güvenle bırakan miniklere, kucağınızı açınca mutlulukla size koşan yüreklere, canı acıyınca gözyaşlarını silmeniz için size uzanan melek yüzlere, boynunuza sımsıkı sarılan kollara ne kadar teşekkür etsek azdır. Bize, daha iyi ve daha güçlü olmayı, onlar için biraz daha yaşamayı öğretiyorlar. Onları seyrederken, o an gelgitler yaşıyorsunuz. Kendi çocukluğunuz, çocuklarınız, şimdi de torunlarınız... Bence salonda en mutlu görünenler anneanneler, babaanneler ve dedelerdi...

Çoğunun gözlerinde yaş vardı sizi izlerken... Konuşmalarımda, ‘çocukların karınlarından önce ruhlarını doyurun, onlara sevginizi gösterin... Miş gibi yapmadan onları gerçekten dinleyin...En önemlisi de onlarla kaliteli zaman geçirin’ dedim.
Dünyanın dört bir yanında bu konuda kurslar düzenleniyor, anne- baba okulları açılıyor. Kendinizi bu konuda geliştirin. Zaman zaman çocukluğunuza dönüp bir şeyler hatırlayın. Her kuşak kendinden öncekilere göre elbettte farklı olacak, çağa uygun yetişecek. Aksi halde gelişme ve ilerleme olmazdı. Eski kuralların çoğu geçersiz artık. Biliyorum da yine de kendi geleneklerimizi, saygı, yardımlaşma, paylaşım, akıl danışma gibi... Toplum yapımızın güzel özelliklerini çocuklarımıza aktarmakta fayda var, diye düşünüyorum. Bizim kopyamız olmalarını elbette istemiyoruz ama özdeki cevheri de yok etmemek gerekir.

Bana bu güzelliği yaşatan Öğreti Anaokulu Müdürü sevgili Zeliş’e ve tüm öğretmenlerine, hatta stajyer öğretmenlerine de çok teşekkür ediyorum. Nice 23 Nisanlara diyorum...
Bu haber 184 defa okunmuştur

:

:

:

: