Önemli olan vicdandır

Toplum olarak öncelikle yaşam koşullarımız tartışıldı.
Toplum olarak öncelikle yaşam
koşullarımız tartışıldı. Çok güzel, sıfır sorunu olan, çalışmadan binlerce TL
maaş alan, üretmeyen sadece tüketen insanlar topluluğu ve daha neler neler. Bir
toplantı sırasında bir arkadaş şöyle bir cümle kurmuştu “Kıbrıs’ta yaşamaya
başlayalı üç yıl oldu. Türkiye’den Kıbrıs’a baktığım zaman, tozpembe bir hayat
hayal etmiştim. Fakat şimdi görüyorum ki burada hayat hiçte böyle değilmiş”. Evet,
gerçekten çok gerçekçi bir tespit. Gündelik, geçici konulara pek ilgi
göstermediğimi bu köşenin okuyucuları bilir. Fakat son günlerin “Gündem” konusu
“İmam Hatip Liseleri” ile ilgili olarak bir pencerede ben açmak istedim.



Bana göre konu ile ilgili olarak
söylenmesi gereken ilk şey “Gereksiz”.
Fakat yinede tartışmalara bakmakta fayda var. Din konusu çok hassas bir konu.
Din konusu devletlerin veya kurumların uhdesinde olan bir konu değildir. Din
tamamen kişisel, tamamen irade ve tercih meselesidir. Bir insanın içinden
gelmiyorsa, yani kendi için değil, çevresi için bazı görevleri yerine
getiriyorsa bu sadece kendini kandırmaktır. KKTC de bu konuda son derece
gerçekçi bir anlayış vardır. Herkes dini vecibesini, vicdan muhasebesini
dilediğince yapmaktadır. İmam hatip okulu açılması konusunda ise önemli olan
taleptir. Bu ülkede cami var mı? Var. Bu bir ihtiyaç mı? Evet ihtiyaç. Peki, bu
camilerde görev yapacak personele ihtiyaç var mı? Buna da evet. Bu görevlilerin
bu ülke şartlarında eğitim alıp, görev yapması bana göre gayet doğal. Bu
noktada işin içinde başka düşünceler varsa devlet elbette gerekli tedbirleri
almalı. Bu okullar sadece meslek eğitimi vermeli. Kıbrıs Türk halkı maneviyatı
zayıf bir halk değildir. Kıbrıs Türk halkı inancını içinde taşıyan, birçok
ülkeden daha laik ve daha demokrat bir halktır. İşte Türkiye, bir türban konusu
yıllardır tartışılıyor. Hemen her dönem rejim kaygıları, daha özgür din
vaatleri, adeta din üzerinden siyaset yapılıyor. Ve daha yakın bir örnek, güney
Kıbrıs. Kilisenin ne kadar güçlü olduğunu söylemeye, anlatmaya gerek yok. Belki
de Kıbrıs sorununun çözümünün önündeki en büyük engellerden biridir kilise ve
çalışmaları.



Milliyetçilik ve din her zaman
için istismar konusu olmuştur. Çünkü insanları yönetmek için bölmek
gerekmektedir. Bu konularda bölücülüğün en önemli unsurlarıdır. Şimdi de bu
istismar ve ayırımcılık Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılıyor. Bırakın herkes istediği
gibi yaşasın. İnsanları manevi duyguları ile tetikleyip, toplumu bölmeyin. Bu
ülkenin başka sorunları var. Enerjinizi bunlara yansıtın. Bir hukuk devleti
olan KKTC maneviyatın yanında bilime ve ilime de ihtiyaç duymaktadır. Bunlar
bir bütün olarak bu ülkeyi kalkındıracak. Bu güzelliklerin hepsini, bir bütün
olarak içinde barındıran bir yapının başarısı ve faydası tartışılmaz bir
gerçektir. Bu tartışmanın üzücü tarafı, olayların bir anda din tartışmasına
dönüştürülmesidir. Son söz olarak, KKTC Anayasası konu ile ilgili olan
maddesinde bakın ne diyor “Kimse, ibadete, dinsel ayin ve törenlere katılmaya,
dini inanç ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamaz, dini inanç ve kanaatlarından
dolayı kınanamaz”.
Bu haber 445 defa okunmuştur

:

:

:

: