Kıbrıs’ta asayiş

Son günlerde adanın her tarafında kendini hissettirir bir huzursuzluk ve asayişsizliğin baş göstermekte olduğu herkes tarafından teslim edilmektedir.
Son günlerde adanın her tarafında kendini hissettirir bir huzursuzluk ve asayişsizliğin baş göstermekte olduğu herkes tarafından teslim edilmektedir. Bu hal, kasabalardan ziyade köylerde büyük bir endişe üzüntü yaratmakta ve namuskâr sınıf, hırsız, katil ve çapulcuların adeta insafına teslim edilmektedir. Bundan birkaç gün evvel idarehanemize gelen çalışkan iki Türk köylüsü bize aynen şöyle demiştir; “Memlekette demokrasi diye son ihtar edilen kanunlar biz Türk köylüsünü adeta bir çıkmaza sokmuş gibidir. Hemen hemen her akşam köylerde fakir bir çobanın on, on beş koyununun çalındığını işitiyoruz. Bütün bir senenin en müşkül hava şartları içinde çalışıp satının semeresini almaya uğraşan bu cefakâr sınıfın, bir afet gibi üzerine çöküp bağrından çeke çeke alınan geçince kaynağı karşısında elleri bağlı, kalpleri dağlı, mukadderata boyun eğit ağlamaktan başka bir şey yapmıyor. Çünkü bir defa polisin elinden bütün kuvvet alınmıştır. Polis bu gibi suçu ve namussuzluğu irtikâp edenlerin kimler olduğunu pekâlâ bilmesine rağmen faillere dokunamıyor çünkü ortada cürmümeşhut diye bir şey yok. Evet, belki Londra’da, davar sürüleri olmayan yerlerde bugünkü kanunlar yürürlükte olabilir. Fakat sekenesinin yüzde seksenini köylü sınıfın teşkil ettiği bir adada bu kadar yanlış ve sakat bir kanunun hala yürürlükte olmasına şaşmamak elden gelmiyor. Davar hırsızlığına teşebbüs eden parazitler, şüphe yoktur ki işleyecekleri gayri meşru hareketlerini gecenin ıssız karanlığında ve herkesin derin uykuda olduğu bir zamanı tercih edecekleri muhakkaktır. Böyle bir zamanda hırsızları teşhis edip, hüviyetlerini tespit edecek bir insanın ova içinde görülmesine imkân yoktur. Zaten olsa böyle hareketler işlenmemiş olurdu. Bu vaziyet karşısında şüpheli hiçbir şahsın göz hapsine bile alınmasına müsaade edilmemesi kadar mantıksız bir hareket olamaz. Bize öyle geliyor ki mesul makamlara hadiselerin biraz olsun ders vermesi, maziden tecrübe edinerek bütün cezri tedbirlerin alınması icap etmektedir. Maalesef bunlar yapılmıyor ve hiç birine de lüzum hissedilmiyor. Bilakis hırsızlara hareketlerinde daha ziyade serbesti verildi. Bu hal ne kadar daha devam edebilecek?

Duyulmakta olan huzursuzluk ilelebet uzayıp gidecek mi? Mesul makamlar seyirci mevkide kalarak köylüyü şeraret zümre ile sonuna kadar varsın mücadelede devam ettirerek siyasetinden inhiraf mı etmeyecektir? Belki eski siyasette yanlış ve kötü bir hareket tarzıydı. Polis şüpheli gördüğü her kimi olursa olsun onu sille, tokat, tekme altında kabahat yapmamış olsa itiraf ettirmek için her ezgi her zülmu yaptığı günlerde olmuştur. Fakat onlar çoktan unutulmuş, o teşhis hareketleri bir kenara bırakılmıştır. Şimdi hiç olmasa ikisinin bir ortalamasını bulup namuskâr, çalışkan sınıfın kurtulma yoluna sapılması zamanı artık gelmiştir. Mandırasına girip gecenin karanlığında silah kuvvetiyle malını bağrını çeke çeke alanların cinayetlerine artık son verilmelidir. Biz burada asayişi idareye memur kimselere yol gösterecek değiliz. Yalnız anlaşılmıştır ki, şimdiye kadar tecrübe edilen usuller büyük zarardan başka en ufak bir faydayı sağlamış da değildir. Binaenaleyh hala ısrar edip eski siyasetten rücu etmemek yanlış ve hatalı bir harekettir. Lefkoşa kâşanelerinde viskilerini içip purolarını tüttüren amirler, canlarının ve mallarının tehlikede olduğu insanların mevcut olduğunu takdir etmelidirler.

Köylüyü düşünmek, şehirlinin, kasabalının hayatını müdafaa ve muhafaza ile mükellef bulunanlar, daha ziyade hareketsiz kalmaktan ve demokrasi diye adanın iktisadi varlığında derin nehirler açan ve açmakta olan usulleri bir kenara bırakıp viddi bir surette harekete geçmeleri zamanının çattığını, hatta geçtiğini anlayarak faaliyet göstermelerini bekliyoruz.”

Bu makaleyi Kıbrıs Türkünün Lideri Dr. Fazıl Küçük 1953 yılında Halkın Sesi’nde yazdı. Ülkede 1974’ten sonra her şeyin değiştiğini “iddia” edenlere bilgi olsun diye yayınladık! (Sayı:3280, 1 Eylül 1953)
Bu haber 399 defa okunmuştur

:

:

:

: