İktidarlar için dün yoktur

KKTC hiç olmadığı kadar gergin günler yaşıyor. Bitti, gitti derken yine sokaklar yine eylemler.
KKTC hiç olmadığı kadar gergin günler yaşıyor. Bitti, gitti derken yine sokaklar
yine eylemler. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanlar, bu topraklarda hayat toz pembe
değil diye haykırıyor. Kıbrıs Türk insanı devlete, hükümete, siyasete hiç olmadığı
kadar uzak. KTHY çalışanları artık deyim yerinde ise gemileri yaktı. Başbakanlık
önünde eylem yapıldı. Hükümet adına açıklama yapan Sayın Başbakan böyle hak aranmaz
diyerek elimizden gelen bu mesajı verdi. Ayni anda sokaklarda yollar kapatıldı.
Polis müdahalesi ile tutuklananlar hatta hastanelik olanlar oldu. Olaylarla ilgili
olarak nasıl ki KTHY çalışanlarının haklarının iadesini şiddetle savunuyorum, bir
Başbakana şu veya bu şekilde saldırı girişimini de tasvip etmiyorum. Daha öncede
altını çizdiğimiz gibi bu insanların mağduriyeti giderilmeli. Hükümetin istihdam
yapmak gibi girişimleri olduğu bilgileri ayyuka çıkmışken, bu konuda hükümete
eleştiriler varken, bu insanlardan faydalanılması hem bu insanlara fayda sağlayacak
hem de hükümete gelecek tepkiler karşısında siper olacaktır.

İktidar partisine yakın olan insanların nasıl ki devlete istihdam hakkı vardır,
başka görüşleri savunan insanlarda bu hakka sahiptir. Bu ülkenin yükünü sırtında
taşıyan herkes bizim insanımızdır. Devlet ve elbette hükümetler ayırımcılık yapamaz.
Eğer ki ayırımcılık yaparak iktidarı sürdürme düşüncesi varsa o iktidar sadece
zamana oynar. İktidar veya iktidar olmak neden bu kadar önemlidir? Bu soruların
cevabını halka hizmet diye versek her halde saflık olur. İktidar olmak önemli bir
güçtür. Yönetmek, karar vermek, her şeyin en doğrusunu bilmek. Yada iktidar gücüyle
öyle zannetmek. Hiç tanımadığınız insanların hayatları ile ilgili kararlar almak.
Hep ön planda olmak. Gazetelerde, TV’lerde boy göstermek. Kasap dükkanı açılışından,
market temeli atmaya kadar her yerde bulunmak. Herkesin derdini dinleyip, her derde
deva çareler için söz vermek. Yani muhtaç olunan olmak. Siyasette iktidar olmayı,
olabildiğince geniş kitlelere yaymazsanız bunun adı iktidarda tekelleşme olur. Bizim
siyaset dünyamızda da bir tekelleşme vardır. İktidar olacak olan veya iktidarda
büyük ortak olarak yer alacak olan siyasi renk en baştan bellidir. Ya UBP yada CTP.

Önemli bir seçime doğru giden Türkiye ye bakarsak, bir zamanlar iktidar olan,
kitlelerin peşinden koştuğu ANAP, DYP, RP gibi siyasi partilerin bu gün adı bile
telaffuz edilmiyor. Veya isim bazında bakarsak, nerde Süleyman Demirel, nerde Mesut
Yılmaz, nerde Tansu Çiller. Bir zamanlar Türkiye’ye hatta Ortadoğu’ya yön veren
liderler artık sırdan vatandaş. Ortadoğu demişken, yıllarca iktidar olan tek isimler
birer birer koltuklarından oluyor. Güney Kıbrıs bu Pazar sandık başında. Kıbrıs Rum
Halkı seçimini yapacak. 2012 yılı ortalarında ise Rum yönetimi AB üyesi “Kıbrıs
Cumhuriyeti” olarak AB dönem başkanı olacak. 2013 Şubatın da ise başkanlık seçimi
var. Seçim kampanyaları elbette, Kıbrıs sorununa odaklı. Türkiye’deki seçimlerde ise
Türk Halkı tercihini yapmak için önüne somut vaatler konmasını beklerken seçim
tartışmaları, liderlerin birbirlerine karşı meydanlardaki sataşmalarına ve özel
hayatla ilgili şantajlar, kasetler ve görüntülere kilitlenmiş durumda. İktidar için
her şey mubah. Seçim döneminde söylenenler, söylendiği yerde kalacak. Aynen bizim
ülkemizde olduğu gibi. Öncelikle seçmene en iyi benim, en iyisini ben yaparım
düşüncesini yaymak için yerine getirilmeyecek sözler söylenir, nede olsa iktidar
olmak her şeyin önünde. Daha sonra yine bildik unutkanlık rolleri ve vatandaşın
balık hafızası. Türkiye eski Başbakanlarından ve 9. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman
Demirel bu durumu yıllar önce şöyle özetlemişti “Dün dündür, bu gün bugündür”.
Bu haber 388 defa okunmuştur

:

:

:

: