Kabineden Özelleştir(me) İkilemi

KKTC hükümeti kronikleşen bütçe açığının yarattığı temel baskı ve açığı finanse eden otoritenin telkini ile ekonomik niteliği olan kurum ve kuruluşları elden çıkarma kararını kerhen de olsa vermiş bulunmaktadır.

KKTC hükümeti kronikleşen bütçe açığının yarattığı temel baskı ve açığı finanse eden otoritenin telkini ile ekonomik niteliği olan kurum ve kuruluşları elden çıkarma kararını kerhen de olsa vermiş bulunmaktadır. Şöyle ki, bu karar kabine üyeleri tarafından da içselleştirilmemiştir. Dolayısıyla, hem ağlarım hem giderim modunda kabine üyeleri sıkıştıklarında sorumluluğu T.C Elçiliğine atmaktadırlar. Muhalefet ve diğer kesimlerle de bu amaç başarılmış ve söz konusu makamdaki kişi günah keçisi haline getirilmiştir. Hükümet bu kurumlar üzerindeki gerçek niyetini belirtmeden LİBERALİZASYON VE YENİDEN YAPILANMA gibi süslü ifadelerin arkasına saklanmaktadır. Uzman ve teknokrat fakiri olan hükümetin bu konudaki birçok söylemi ise mevcut gerçeklerden ve ekonomik akıldan uzak durumdadır. Bu çerçevede, “2010-2012 Kamunun Etkinliğinin ve Özel Sektörün Rekabet Gücünün Artırılması Programı” (sayfa 36) ına göre KKTC Enerji Sektörü içn yapılacaklar aşağıdaki tabloda belirtilmektedir. Programda da belirtildiği gibi esas amaç” ENERJI MALIYETININ DÜŞÜRÜLMESI VE ARZ GÜVENLIĞININ SAĞLANMASI”dır. Bu hedefe varmak ise TELEKOM ve KIB-TEK gibi kurumların işletme mantığı ve müşteri odaklı çalışma mentalitesi ile mümkün olabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KKTC ‘deki KIB-TEK ve TELEKOM gibi kurumların işletme mantığı ile çalışmalarını sağlamak için ülkemize uygun modelin uzmanlık derecesinde tartışılması gerekmektedir. Bu sektörler için özelleştirme modeli düşünülebilir. Ancak, böylesi bir modelde etkin rekabet şartlarının oluşturulması mümkün değildir. Şöyle ki, Halen yürürlükte bulunan 2009/72/EC Sayılı AB Direktifi Bölüm I altında verilen Madde 2’de ve onun 26’ncı ve 27’nci fıkralarında tanımlanmış olan ‘küçük izole sistem’ ve ‘mikro izole sistem’ terimleri ve bu terimlerden herhangi biri kapsamına giren ülkeler için, yine direktifin Bölüm 44 altında verilen 1’inci ve 2’nci maddeleri ile ekte gönderdiğim Malta ve “Kıbrıs Cumhuriyeti” için verilmiş AB Komisyon kararları bu duruma açıklık getirmektedir. Dolayısıyla, ölçek yapısından ötürü elektrik kontrolunun Devlet otoritesinde kalması için Güney Kıbrıs ve Malta’ya DEREGOSYAN tanınmıştır. Ölçek yapısına ilaveten ülkemizde özelleştirme sonrası temel amaç olan ENERJI MALIYETININ DÜŞÜRÜLMESI VE ARZ GÜVENLIĞININ SAĞLANMASI hedefine varmak için gerekli mekanizma bulunmamaktadır. Özellikle, elektrik gibi doğal tekel oluşturacak kurumlarda çok sıkı düzenleme ve denetim gereklidir. Şöyle ki, ABD ve İngiltere regulasyon dehasıyla bu sektörlere verimlilik ve etkinlik kazandırmıştır. Ancak, bizde denetleme kurumları göstermelik durumundadır. Özelleştirme sonrası diğer düzenleme kurulları yanında baş rolü oynaması beklenen “REKABET KURULU” Ombudsman gibi adeta adı var kendisi yok hüviyetindedir.. Bunun en bariz göstergesi, enerji arzına kalite getirmesi beklene özel şirket kurulduğu günden beri zarar göstermiş, KIB-TEK’e nazaran enerji güvenliği sınıfta kalmış ve insan sağlığını tehdit edecek hususlarda dahi denetime ve yaptırıma tabi tutulamamıştır.

O ZAMAN NE YAPACAĞIZ?

• EZBERBOZARAK SLOGANLARDAN UZAKLACAK,
• UZMANLIK DERECESİNDE ÖZELLEŞTİRME VE ÖZERKLEŞTİRME MODELLERİNİ MASAYA KOYACAK VE
• “X MAKAM BUNU İSTER DİYE DEĞİL”
• O MAKAMI DA İKNA EDEREK BÜNYEMİZE EN UYGUN MODEL SEÇİLECEKTİR.

Bu haber 1772 defa okunmuştur

:

:

:

: