Ben başkan olsaydım

Rum toplumu 22 Mayıs Pazar günü sandık başına gitti.
Rum toplumu 22 Mayıs Pazar günü sandık başına gitti. Başkanlık sistemi ile yönetilen
güney Kıbrıs yani “Kıbrıs Cumhuriyeti” parlamentosunun yeni üyeleri belli oldu.
Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılan son seçimlerde olduğu gibi sol ve sağ görüşlü iki parti
yakın bir oy oranı aldı. DİSİ 20, AKEL 19 milletvekili çıkardı. Bir koalisyon
hükümetinin kurulması kaçınılmaz. Kuzeyde olduğu gibi iktidar olmanın her şeyin
önünde olduğu bir anlayış yok. Yani bir süre sonra seçime katıldığı ve kazandığı
partiden sırf halka daha iyi hizmet verebilmek için(!) kimse bir başka partiye
geçmeyecek. Ne iç nede dış siyasetlerinde pek bir değişim olmayacak. Çünkü
uyguladıkları politikalar hükümet politikası değil, devlet politikasıdır. Kıbrıs
konusunda da iktidar değişse de değişmeyen genel bir duruşları vardır. Güneyde seçim
sonuçlarından çok sandığa gitmeyen %21’lik kesim tartışılıyor. Gerçekten azımsanacak
bir oran değil. Konuyla ilgili olarak Hristofyas “Seçimin galibi boykotçular” derken
önemli bir noktaya dikkat çekti.

Pazar günü yapılan seçimlerde DİSİ 20, AKEL 19, DİKO 9, EDEK 5, EURO. KO 2,
Ekologlar ve çevreciler hareketi 1 sandalye ile parlamentoda temsiliyet hakkı
kazandı. Şöyle bir ilginç nokta daha var ki bu satırlara taşımak istedim. Güney
parlamentosunda bir Ermeni, bir Maronit ve bir de Latin temsilci bulunuyor. Ve bu
temsilcilerde belirlendi. Şu noktada bir gerçektir ki güneyde özellikle Uluslar
arası tanınmışlığın getirdiği “Devlet” olgusu ile bir hükümet ciddiyeti var. Bizde
ise Dış ilişkiler, savunma ve güvenlik Türkiye kanalıyla yürütülüyor. Bize kalan
eğitim ve sağlık konularını da ne hallere getirdiğimiz ortada. Parası olanın
okuduğu, parası olanın sağlığını koruyabildiği bir memlekette yaşıyoruz. Elbette
toplumun belli bir kesimi için bunlar sorun teşkil etmemektedir. Çünkü çocuklarını
istedikleri ülkede istedikleri gibi bir eğitim almaya gönderebilirler. En küçük
sağlık sorunları için Türkiye’nin en iyi sağlık kurumlarında tedavi olabilirler.
Vatandaş yoğunluktan ve başıbozukluktan, devletin sağlık kurumlarında tedavi
olamazken, derdine dermanı ya özel hastanelerde parasıyla, yada güneydeki
hastanelerde arıyor. Konuyu dağıtmadan güneyin seçimine devam edelim. Seçim
sonuçlarına göre, Kıbrıs’ın geneli nasıl etkilenir. Yani Kıbrıs’ta sorunu çözmeye
yönelik atılacak adımlarda ne gibi değişiklikler olabilir.

DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis seçimlerden önce Hristofyas’ı eleştirirken “Ben
başkan olsaydım, Başkan Hristofyas’ın kimseye bilgi vermeden müzakere masasına
koyduğu önerileri sunmazdım. Bunu hiçbir başkan yapmaz” diyor ve Kıbrıslı Türklerin
yavaş yavaş kuzeyi terk edip, Kıbrıs vatandaşlığı haklarını talep edeceklerini
bununla da kuzeye egemen olup güneyi kontrolleri altında tuttuklarını iddia
ediyordu. Anastasiadis özellikle dönüşümlü başkanlığa karşı çıkıyor. 2013 yılında
yapılacak olan Başkanlık seçimlerini düşünürsek. Aday olması yüksek bir olasılık
olan Anastasiadis’in düşünceleri elbette önemli. Kıbrıs konusunda anlayış olarak pek
farklılık göstermeyen Rum siyasetinin bu ortak tavrını da küçümsememek gerek.
Türkiye de yapılacak olan seçimler sonrasında da adadaki çözüm çabalarının nasıl bir
seyir izleyeceği önemli bir nokta. Kıbrıs sorununa çözüm vaat eden siyasi görüşlerin
adanın her iki yanında da başarısızlığa uğradığını ve iktidarı kaybettiğini
düşünürsek, ileriki zamanlarda daha farklı gelişmelere tanık olabiliriz.
Bu haber 459 defa okunmuştur

:

:

:

: