Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türkler için af yok mu?

Vatandaşlık konusu tartışılmaya devam ediyor. Kime verilecek, hangi unsurlar göz önüne alınacak, adaletli mi olacak veya gerek var mı?
Vatandaşlık konusu tartışılmaya
devam ediyor. Kime verilecek, hangi unsurlar göz önüne alınacak, adaletli mi
olacak veya gerek var mı? KKTC devleti kendini oluşturan topluma, vermesi
gereken hizmetleri yeterince verebiliyor mu? Vatandaşlıklar verilmesi halinde
devlet üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirebilecek mi? KKTC
vatandaşlığı neden bu kadar önemli? Vatandaş olmayan fakat yükümlülüklerini
yerine getiren insanlar devlete hatırı sayılır, maddi bir kaynak aktarıyor.
Devlet bu kaynaktan vazgeçmeye hazır mı? Bu ülkeye yıllarını emeğini,
yatırımlarını vermiş insanlara öncelik tanınacak mı? Bu kararların yaratacağı
yoğunluğa, bu ülkenin her anlamda ki alt yapısı hazır mı? Nüfus konusu
çözülmemiş bir sorun olarak görülürken bunu yasallaştırmak bu ülkenin çıkarları
için yapılmış olamaz. Bu hassas konu, her yönüyle, her kesim ile tartışılmalı.
Ülkenin ihtiyacı olan iş gücü potansiyeline mümkün olduğunca ağırlık verilmeli.
Nüfus olgusu, çevreyi etkiler, sosyal hayatı etkiler, güvenliği etkiler,
sağlığı, eğitimi etkiler. Bunları yoluna koyduk mu?



Siyasi iktidar “Beyaz kimlik”
olayını kendi istediği şekilde yönlendirirse, bu konu ile ilgili daha sonraları
alınacak kararların önüne geçilemeyecek. Bu olay da, hayati öneme sahip diğer
konular gibi siyasi iktidarların eline bırakılacak. Şu an iktidarda olan siyasi erk
halka ne
verebilir? Hiçbir şey. İktidarını nasıl devam ettirecek? Tabi ki vatandaşlık
vererek, kırsal kesimlerde arsa dağıtarak. Siyasi mekanizmanın iktidar erki
için, ülke sorunlarını ne hallere getirdiğini düşünürsek bunun altından kimse
kalkamaz. İçinde bulunulan süreçte bu coğrafyada yaşayan insanların aklı
karışık. Türkiye ve KKTC hükümetlerinin imza koyduğu protokol, Türkiye’deki
seçimlerin ardından daha hızlı ve ivedi şekilde uygulanmaya konacak. Burada
yapılmak istenen nedir? Gerçekten ekonomik bir disiplinin sağlanması mı
hedefleniyor, yoksa Türkiye hükümeti, Kıbrıs’ta çözüm arzusunu yitirdi ve
adanın kuzeyini tamamen kontrol altına almak mı istiyor.



Yapılan uygulamalara bakılırsa
farklı amaçlar olduğu noktasında şüpheli olmamız kaçınılmaz. Vatandaşlıklarla
ve alınan “AF” kararı ile ilgili olarak, şahsen benim beklentim; Bu
topraklardan herhangi bir sebepten dolayı göç etmiş, Avustralya da, İngiltere
de, Kanada da hatta güney Kıbrıs’ta ve daha birçok dış merkezde yaşayan,
Kıbrıslı Türkler için de bir formül bulunması ve bu insanların kendi öz
memleketlerine kazandırılması idi. Ama
ne gereği var. Uzun yıllar yurt dışında yaşayan ve ülkesine bin bir umutla
dönüş yapan insanlarımızın başına neler gelmedi ki. İlk başta bu insanlar
kandırılmaya müsait yabancılar olarak görüldü. Birikimlerini yatırdıkları
malları, mülkleri ellerinden alındı. Kiminin
malı mülkü çalındı. Tüm birikimleri sıfırlandı. Peki, kim kaybetti? Önce
insanınızın kendi toraklarında güvenini sağlayın. Önce insanınızın,
gençlerinizin bu ülkede kalmasını sağlayın. Kimseyi birbirinden ayırdığımız
yok. Ama gidişat daha sorunlu daha sıkıntılı günlere doğrudur. Doğru, adaletli
ve faydalı olabilecek bir düzenlemeye karşı değilim. Nede bu durumdan
faydalanacak insanlara. Benim itiraz noktam, bu konunun siyasi çıkara alet
edilmemesi ve toplumun rahatsız etmemesi. Güney Kıbrıs’ta 22 Mayıs’ta yapılan
seçimlerden önce, propaganda döneminde yine bu köşede, DİSİ lideri Sayın
Anastasiadis’in Kıbrıslı Türkler için söylediği bazı sözleri
yorumlamıştım. Sayın Anastasiadis’in
sözlerini bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum “Türkiye'nin işgal
bölgelerinde egemen olması, Kıbrıslı Türklerin yavaş yavaş orayı terk edip,
Kıbrıslı vatandaşlar olarak haklarını talep ederek özgür bölgelere gelmeleri
tehlikesi barizdir. Yani Türkler Kuzey'de egemen oluyor ve Güney'i kontrolleri
altında tutuyor”. Güney Kıbrıs siyasi mekanizması kuzey Kıbrıs’taki gelişmeleri
yakından izliyor. Kıbrıslı Türklerin ülkelerini terk ettiklerini ve Kıbrıs
Cumhuriyeti vatandaşlarının sahip olduğu hakları gün gelip talep
edebileceklerine dikkat çekiliyor. Bu sözler 2013 yılında yapılacak olan
“Kıbrıs Cumhuriyeti” başkanlık seçimi için en güçlü adaylarından biri
tarafından seslendiriliyor. Böyle bir durum yaşanır mı? Yani Kıbrıslı Türkler
güney Kıbrıs’a göç etmeyi düşünebilir mi? Böyle bir olay yaşanırsa kuzeydeki
yönetim bunu engellemek için herhangi bir adım atar mı? Yoksa gelende, giden de
ayni mi?
Bu haber 500 defa okunmuştur

:

:

:

: