Economist ‘de kaleme alınan yazı

Türkiye küçüğüyle büyüğüyle, genci yaşlısıyla 12 Haziran’da yapılacak genel seçimlere kilitlenmiş durumda. Birkaç gün evvel Amerikan ve İngiliz basınlarında yer alan AK Parti karşıtı yazıların yayınlanması dikkat çeken gelişmeler oldu.

Türkiye küçüğüyle büyüğüyle, genci yaşlısıyla 12 Haziran’da yapılacak genel seçimlere kilitlenmiş durumda. Birkaç gün evvel Amerikan ve İngiliz basınlarında yer alan AK Parti karşıtı yazıların yayınlanması dikkat çeken gelişmeler oldu. New York Times ile Economist’de yer alan yazılarda ‘’AK Parti’nin 3/2 lik çoğunluğu kazanmaması için CHP’ye oyların verilmesi’’ gerektiği söylendi. Economist dergisinde yer alan yazının başlığının ’’ Muhalefet için bir oy’’ olması bir o kadar dikkat çekici bir
gelişmedir. İlk olarak yazıya AK Parti’nin iktidar döneminde Türkiye’yi ileri
noktalara taşıdığını savunan yazıda daha sonradan muhalefet lehinde yorumların
yapılması yazıyı ilginç kılan bir gelişmedir. Makalede, yeni anayasa yapmak için 3/2
çoğunluğu alacak kadar oya sahip olan Ak Parti’nin bu seçimlerde önüne set çekilmesi gerektiği savunuluyor. Bunun Türkiye’nin aleyhinde bir durum olacağının altı çiziliyor. Basın özgürlüğünün tehdit altında olduğunu ve Kürtlere karşıda daha
milliyetçi bir politika izlendiği bu yüzden AK Parti’nin yanlış yolda olduğu
söyleniyor. Başbakan Erdoğan’ın Başkanlık sistemini istediğini bununda bu seçimde
önüne geçilemezse, Türkiye açısında büyük hatalar zincirine doğru gideceği
söyleniyor. Makalede, Türkiye’nin AB yolunda daha demokratikleşmesinin anayasal değişiklikle olacağını, bunu da sadece ‘’AK Parti Projesi’’ olarak değil CHP’nin oyların daha da artırılması yoluyla olması gerektiği söyleniyor. Tek partili iktidar ile Başkanlık sistemini isteyen Erdoğan’ın iki parti bir hükümetin meclise gelmesi ile engellenebileceğinin altı çiziliyor. Anayasa’nın tek başına değiştirilmesi ile ortaya çıkacak sıkıntılardan söz ediliyor.


Makalede, Kılıçdaroğlu’nun daha özgürlükçü olduğunu, Kürt sorununda doğru yolda
olduğunu, asker ve siyaset arasına da set çekme konusunda daha kararlı olduklarının altı çiziliyor. (http://www.economist.com/node/18774786?story_id=18774786)
Bu yazıyı polemik konusu yapan diğer bir yanı da Economist dergisinin Ak Parti iktidarı döneminde Batı’da AK Parti’yi destekleyen önemli bir yayın oluşudur. Fakat 12 Haziran öncesinde böyle bir yazının kaleme alınması hem de baş yazı olarak yayınlanması polemik konusu yapmaya yetmiştir. Economist dergisinde böyle bir yazının kaleme alınması önemli bir süreçtir. Economist dergisinin Avrupa Editörü John Peet’nin verdiği cevapta önem arz etmektedir. Kılıçdaroğlu’nun desteklenmesi gerektiğini neden vurgulandığı konusunda ki sorulara Peet’in verdiği cevaba bakarsak; AK Parti’nin 3’te 2’lik çoğunluğu elde etme riskine karşı böyle bir yazı kaleme aldıklarını, bu çoğunlukla tek başlarına anayasayı değiştirebilecek güce sahip olacağından başkanlık sisteminin de Türkiye’ye yarar getirmeyeceğini , Başkanlık sisteminin de Türkiye’ye uygun model olmadığını Peet cevabında eklemiştir. Peet’in verdiği cevap muhteviyatı bakımında doğru gibi görünse de tek partili bir gücü savunanlarla, iki partili bir hükümeti savunanları karşı karşıya getireceğe benziyor. Her iki seçeneğinde artıları olduğu gibi eksileri de vardır. Economist dergisinde kaleme alınan bu yazıda demokrasi’nin ilerlemesi konusunda çekincesi olanlar ilk önce Türkiye’nin 2002’den sonra aldığı yola bakmaları gerektiğine inanıyorum. Demokrasi Treninin’’ ilerlemesi için vagonu çekmek için CHP oylarının artması savını savunulması doğru bir tespittir. Bunu sadece Türkiye örneği üzerinde düşünülmesi doğru değildir. Batı ve Doğu ülkelerinde iktidar parti ya da partilerinin kazandığı seçimlerin üst üste
gelmesi demokrasi konusunda çekinceleri de doğuruyor olduğunu bir çok kez gördük.
Fakat Türkiye bu noktada diğer ülkelere göre daha şanlı görünmektedir. Demografik
yapısı ve siyasi kültürü olarak üst üste kazanılmış iktidarlık dönemlerine alışkın
olması bir gerçektir. Tabi ki de muhalefet partisinin iktidar karşısında güç
kazanması demokrasi için önemlidir. Muhalefete oy verenlerin seslerinin iktidar
karşısında cılız kalması demokrasi açısından değerlendirildiğinde anti-demokr
atik uygulamaları doğuracağı tespitini ortaya koyar. Unutmadan şunu da eklemekte
yarar görmekteyim, demokrasi konusu ve başkanlık sistemi konusunda AK Parti’ye
yönlendirilen eleştirilerin AK Parti’nin yaptığı icraatların önüne geçmemesini
temenni ediyorum. Ne derler ‘’Yiğidi öldür ama hakkını yeme!’’

Bu haber 467 defa okunmuştur

:

:

:

: