Bosna Hersek Anıları - 9 ( Teşan ve Bosna’ya veda)

Anılar dizisine başlarken bu kadar kapsamlı olacağı doğrusu aklıma gelmemişti. Ama görüyorum ki yazdıkça bellekte izler bırakan pek çok nokta var.

Anılar dizisine başlarken bu kadar kapsamlı olacağı doğrusu aklıma gelmemişti. Ama görüyorum ki yazdıkça bellekte izler bırakan pek çok nokta var.

Mayıs’ın 17si... Bugün Teşan’ a yolculuk var. Teşan, Yazarlar Birliği Başkanı Sevgili Amir Brka’nın doğup büyüdüğü ve halen yaşadığı yer... Oradan söz ederken gözlerinin içi gülüyor. Cennetetn bir köşe diye tanımlıyor. SEVGİ... Aslında her işin başı sevgi... Seviyorsanız, koşulsuz seviyorsunuz. Amasız, belkisiz, çünküsüz... Tıpkı aşk gibi...

Sabah kahvaltı edip yola çıkıyoruz. Bu kez daha konforlu ve küçük bir araç ile yoldayız. Çünkü Amir Beyin özel konukları beş kişilik Türk grubu ile Romanyalı Karolina İlika ve Dumitru İon çifti... Yıllar önce Amir Beyin kitabı Romenceye çevrilerek basılmış, bunu gerçekleştiren de Dumitru olmuş. Onlar ancak bu etkinlikte buluşma fırsatı buldular. Hemen aklıma bizim Bulgar şair, yazar, çevirmen İvan DOYNOV ile buluşmamız geliyor. 1998 yılında şiirimi çevirme inceliğinde bulunan şairi ben, ancak 13 yıl sonra KIBATEK sayesinde İzmir’de tanıma fırsatı bulmuştum. Bu tür buluşmalar çok duygusal oluyor.

Önde yerim hazır. Yanıma da Leyla oturuyor. İki hatun ara ara konuşarak gideceğiz. Şöförümüz Enver. Türkçeyi biraz anlıyor, o bir Bosnalı. Sempatik, çat pat anlaşıyoruz. Amir Beyle Aida bizi bekliyorlar. Öğle yemeğinde birlikte olacağız, sonra da etkinlik olacak.

Hani “ Gelin ata binmiş, ya nasip... “demiş, derler ya... Gerçekten öyle. Keyif içinde iki saate yakın yolculuğumuz başlıyor. Bu kez yönümüz kuzey batı... Her yer yemyeşil. Köylerden geçiyoruz. Ne kadar temiz. Hayran kalmamak elde değil. Beliki on beş yirmi hanelik köyler... Dağların, ağaçların arasında son derece bakımlı... Sivri çatıları ile çok şirin.

Derken bir yerde yol tıkanıyor. Teşan’a giden başka bir yol da yok. Mecburen bekleyeceğiz. Bekleyiş umduğumuzdan uzun süreceğe benziyor. İlerde boya yüklü bir araçla bir özel araba çarpışmış. İnip yürüyoruz. Boya kutuları yolun içine yayılmış, boyalar dökülmüş. Polis araçları ve ambulans geliyor. Bir yandan da Amir Bey arıyor, Cenane ona anlatıyor olanları... Yapacak bir şey yok.

Yakında bir fırın görüyoruz. Hemen boşnak börekleri alıyoruz. Bekleyiş uzun sürerse biraz atıştırmalı. Yol kenarında patates ve çilek tarlaları görüyorum. Bir seviniyorum ki bana Kıbrıs’ı hatırlatıyor... Yeşilırmak aklıma geliyo. Oraya gitmeyeli bir- iki yıl oldu sanırım. Bu yaz gitmeli...

Uzun bir bekelyişten sonra yol açılıyor. Yarım saat sonra Teşan’dayız. Amir Beyler sevinçle karşılıyor. Hemen yemeğe oturuyoruz. Keyifli bir sohbet. Gündüz özüyle Teşan’ı geziyoruz.

Teşan, yüzlerce yıl önce Osmanlıları kurduğu bir kent. Tarihte gözde bir yerleşim yeriymiş ve nüfusu çok kalabalıkmış. Bütün yapılar Osmanlı... Camiler, medreseler, kütüphaneler, çeşmeler, hatta konaklar... Seyretmeye doyamıyoruz.

Etkinlik saat yedide Belediye Kültür Evinde... Giyinme yeri gösteriyorlar. Üstümüzü değişip yüzümüzü yıkıyoruz. Otel biraz uzak, yolda zaman kaybettik. Televizyondan gelenler var, her etkinlikte olduğu gibi devlet televizyonu bizi her yerde izliyor. Biraz röportaj alıyorlar. Teşan Belediye Başkanı Fuad SİSİC de bizimle. Amir Beyle çok iyi arkadaş oldukları belli. Salon yine dolu... Biz kendimizi anlatıyoruz. Daha samimi bir ortam. Belediye Başkanına KKTC bayrağını veriyorum. Plaket ve broşürleri de... Çok mutlu, gelmeye söz veriyor. Kocaman buketlerle uğurlanıyoruz.

Etkinlik sonrası bir otele gidiyoruz. Keyifli bir akşam tamamlanıyor. Otelin bahçesine yürüdüğümde, aynı gök kubbe altında yaşayan insanların buluşması ne güzel diyorum. Tanrı’ya yürekten şükrediyorum.

Odalarımız çok güzel. Sabah kahvaltıdan sonra yola çıkacağız. Sabah kahvaltısında başkan da, Amir Beylerle bizi uğurlamaya geliyor.Yol üzerinde dünyaca ünlü Bosnalı şair Musa Kazım ÇATİŞ’in mezarını da ziyaret ediyoruz. Bu kez yolculuk kısa geliyor. Sarayevo’da otelimizdeyiz. Evlerini sırtlarında taşıyan kaplumbağalara imrenmemek elde değil.

Otelde biraz dinlenip çıkıyoruz. Saraybosna Üniversitesinin Türkoloji Bölümü öğrencileri bizi bekliyor. Bir salona alınıyoruz. Diğer bölümlerden Türkçe bilen öğrenciler de katılıyor. Herşeyi Türkçe anlatıyoruz. Türkiye’den de öğrenciler var. Bölüm Başkanı Kerima FİLAN da yanımızda Şiirlerimizi çeviren öğretim görevlisi Aleyna ÇATOVİÇ ile burada tanışma fırsatı buluyoruz. Teşekkürlerimizi sıralıyoruz.

Güzel bir gün. Bu gece son gecemiz... Bosna’ya vedalar başlıyor. Yemek öncesi Sarayevo’da yedide Kültür ve Spor merkezinde son etkinlik var. Şairlerden bir bölümü daha şiir okuyacak. Yine basın ve tv. orada. Derken, Sarayevo Kültür ve Spor Bakanı sayın Ivica SARIC geliyor. Tanıştırılıyoruz, yanıma oturuyor. İzlenimlerimi soruyor. Çevirmen aracılığı ile biraz konuşuyoruz. Program bitmeden özür dileyip ayrılıyor. Demek ki bakanlar her yerde aynı, her zaman çok yoğun programları var.

Valizlerimizi hazırlıyoruz. Uçak öğleyin. Otelden on iki gibi ayrılacağız. Kahvaltı sonrası otelin kafesinde son kahvelerimizi içip yorumlarımızı yapıyoruz. Güneşli bir gün... Aldanmayın ama her an yağmur yağabilir... Hoşça kal Bosna... Seni çok sevdim. Alçakgönüllülüğün ve zerafetinle, güzel insanlarınla seni hep hatırlayacağım. Sonsuza kadar barış içinde yaşa...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber 485 defa okunmuştur

:

:

:

: