Şimdi ne olacak?

KKTC kurumlarının özelleştirilmesi ve yabancı sermayeye devredilmesi düşüncesi karşısında, mutlaka ki herkesimin itiraz noktaları vardır. Ben de kendi adıma itirazımı yerine getirdim.
KKTC kurumlarının özelleştirilmesi ve yabancı sermayeye devredilmesi düşüncesi
karşısında, mutlaka ki herkesimin itiraz noktaları vardır. Ben de kendi adıma
itirazımı yerine getirdim. Hem de defalarca, her platformda, her yazıda, her
programda. Eğer ki bu kurumlar zarar ediyorsa ve devlet gerçek anlam da iyileştirme
adına bunları yapıyorsa, uygun adımlar herkesçe desteklenir. Yok amaç başka ise bu
özelleştirme kavramından çıkar. Aslında, özelleştirmelere karşı çıkışın karşıt bir
düşüncesi olması gerekli. Yani bir olaya karşı çıkıyorsanız, bu olayda bir yanlışlık
olduğuna inanıyorsanız, öncelikle bunu ve buna karşı önerinizi ortaya koymalısınız.
Evet, bu yolla özelleştirmeye karşıyım. Fakat bu kaçınılmazsa nasıl olacak?
Siyasetin elinde olan, her iktidara göre yol haritası çizilen zarara sürüklenen
kurumlar ne olacak? Yapılması gereken ilk iş bu kurumları, yani devletin dolayısı
ile halkın malı olan bu değerleri kimler bu hale getirdiyse belirlenmeli ve yargı
süreci başlatılmalı.Bir başka konu; Yurt içinde bu işin sahiplenip yapabilecek özel
kurumlar var mı?

İçinde bulunan sürdürülemez durumun, düzlüğe çıkarılabilmesi adına sivil toplum
örgütlerine ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki yaşama yön verenlere bir çağrı yapmıştım. Bu
çağrıma DAÜ’ ye sahip çıkılması noktasında bir geri dönüş oldu. Bir gurup işadamı ve
Gazimağusa Belediyesi DAÜ’ nün yükseköğrenim dışındaki kurumlarının özelleştirilmesi
ve Türkiye de hizmet veren DOĞA kolejleri ile protokol yapılması sonrasında bu
kurumlara talip oldu. Bana göre bu adımın iki önemli düşüncesi var. Birincisi,
yapılan bu girişimle KKTC de bu işleri yapabilecek birilerinin olduğu gösterildi.
İkincisi de bu girişimler karşısında verilecek kararla, önemli bir iddiada
aydınlanacak. Özelleştirme kararları KKTC hükümetine mi ait? Yoksa bu girişimler
sırf DAÜ’yü Türkiye patentli bir şirkete verilmek adına mı yapılıyor. İşte olayın bu
yönü de ortaya çıkacak. Olayın özü söylendiği gibi DAÜ’yü kurtarmak için
özelleştirme yolu seçilmişse bu ülke içinden de talip var. Verilecek karar, gerçek
amacı ortaya çıkaracak. Sanırım bu hamleyi kimse beklemiyordu. Bu gelişmeler yanında
DAÜ yönetimi de imzalanan protokolden geri dönüş olamayacağını açıkladı. Bu noktada
sorulacak soru ise şudur; Şimdi ne olacak?

Ortada çok tehlikeli bir durum var. Toplum öyle bir noktaya getirildi ki her
yapılmak istenen karşısında bir art niyet arama, bir şüphecilik durumu oluştu. Bu
mevsimde sel olsa insanlar hükümetten ve Türkiye’den bilecek. Topluma verilen imaj
biz gerginlik istemiyoruz ama Türkiye bunları yapmamızı istiyor. Türkiye’ye verilen
mesaj ise biz protokolü uygulamak ve önlem almak istiyoruz. Fakat toplum ve
özellikle sendikalar bunlara karşı çıkıyor. Topluma kabul etmediği kararlar empoze
edilmeye çalışılırsa, baskıcı ve cezalandırıcı tavır devam ederse bunun sonucunda
hem KKTC hükümetine hem de Türkiye hükümetine tepkiler artarak devam edecek ve
telafisi zor yıkımlar olacak.


LEFKE KOP’LA GÖRÜŞTÜ

Üç urupluk memleketin dünya vitrininde olamayan futbolunda da sıkıntılar azalmıyor.
Her yönüyle her alanda herkes ayırımcılık olduğunu iddia ediyor. Lefke spor
kulübünün futbol takımına verilen ceza, yapılan itiraz sonrasında azaltılacağına
artırılınca, Lefke kulübünün ve dolayısı ile Lefke camiasının tepkisi beklenenden
daha sert oldu. Hatta bu olayla beraber iş spordan çıktı her alana yayıldı.
Lefke’nin, Güzelyurt’un kuzey Kıbrıs’ın batı kısmının ikinci sınıf muamele gördüğü
düşüncesi ayyuka çıktı. Lefke’ye verilen ceza ile beraber bu bölge insanı, bir
hastaneleri olmadığı için, doğru dürüst turizm yatırımları olmadığı için, gençlere
iş imkanı sağlanmadığı için, limanları, yolları yapılmadığı için 1974’ten sonraki
tüm yıllarını sorguluyor. Federasyonun verdiği kararları tekrardan gündeme getirecek
değilim. İnancım o dur ki mutlaka yasalar, kurallar çerçevesinde bu kararlar
alınmıştır. Ama bunun sonuçlarını da düşünmek gereklidir. Çıkıp bu kararların hangi
kriterlere göre verildiğini açıklamak federasyonun boynunun borcudur. Lefke’yi
kazanmak federasyonun boynunun borcudur. Ve bu meyan da Kıbrıs Türk sporuna bu zor
şartlarda hizmet veren tüm spor kulüplerinin ülkeye kazandırılması gerekmektedir.
Lefke bir tepki neticesinde Kıbrıs Futbol Federasyonu yani “KOP” ile görüştü. KOP
güney Kıbrıs’ın dünya ile entegre olan futbol kurumu. Lefke’ye verilen cevap olumlu.
Hatta uyum sağlanabilmesi için bazı özel imtiyazların sağlanacağı da görüşmede
vurgulandı. Bu noktada iyi düşünmek lazım. Öfke ile kalkıp zararla oturmak da
madalyonun öbür tarafı. Şimdi konu ne olursa olsun haksızlığa uğradığına inanan
herkes, herkesim çareyi güneyde arayacak. Bu konu ilerleyen günlerde yeniden
tartışılacak. Cevabı merak edilen soru şimdi ne olacak?
Bu haber 517 defa okunmuştur

:

:

:

: