BDP’nin boykotu ve çözüm yolu

Türkiye’de ki genel seçimlerden sonra kamuoyu TBMM’de ki yemin töreninde yaşanacak olası krize kilitlenmiş durumda.

Türkiye’de ki genel seçimlerden
sonra kamuoyu TBMM’de ki yemin töreninde yaşanacak olası krize kilitlenmiş durumda.
Bu duruma sebep olan durum ise, YSK’nın hatip Dicle’nin vekilliğini iptal
kararıyla başlayan olaylar zincirine, CHP’li vekillerden Mehmet Haberal ve
Mustafa Balbay, MHP’li vekil Engin Alan ve son olarak da KCK davasında tutuklu
olarak yargılanan vekilliklerinin düşürülmesi Türkiye’yi keskin bir dönemece
sokmuş durumda.

Partilerin bu gelişmeler noktasında
duruşları şuan olarak belli. Yemin törenine katılacak partilerin başında Ak
Parti ve MHP durmaktadır. CHP’nin şimdilik tavrı kesin belli değil. En keskin
karar ise şuan BDP’nin duruşudur.

BDP’nin durum hakkında duruşunun bu
kadar sert olması Diyarbakır da ki toplantıdan sonra gerçekleşti. Diyarbakır
milletvekili Şerafettin Elçi açıklaması ve diğer BDP destekli bağımsız
adayların duruşu BDP’nin meclisi boykot sürecini daha da uzatacağa benziyor.
BDP’li ler eksiksiz parlamentoya girmek istiyorlar.

Tüm bu sorunların temeline
baktığımızı yeni anayasaya Türkiye’nin büyük bir ihtiyaç duyduğunu
anlamaktayız. Yeni anayasa, Faili meçhul cinayetlere, demokratikleşme önünde ki
engellere, darbe planlarına, Türkiye’nin gelişmesine engel olanlara karşı
yapılacaktır. Uzlaşı içinde yeni bir anayasa Türkiye yoksa yoklardandır. Yeni
anayasa için ortaya muhalefet partilerinde somut öneriler koymasında fayda
vardır. Bu çözüm yolu tehdit ya da şiddet yoluyla değil, uzlaşma ile ve
katılımcı bir yolla olmalıdır.

Meclisi boykot etmek ya da bazı
millet vekillerinin dediği gibi alın meclisini başınıza çalın demekle ortaya
bir çözüm yolu koyulamaz. Çözüm yolu meclise gelip uzlaşmaktan geçmektedir.
Türkiye’de her iki insandan birinin oyunu alarak iktidara gelen bir parti
karşısında bu şekilde hamleler yapmak ve gelişmelerden iktidar partisini
sorumlu kılmak hoş bir durum değildir.

Hani Egemenlik kayıtsız şartsız
milletteydi. Milletin iradesi bu seçimlerde sandık sonuçlarına yansımıştır.
Anayasa Mahkemesi başkanı Haşim Kılıç’ın açıklamaları TBMM’ye gitmeme
noktasında bir ışık olarak şuan için görünmektedir.

2007’de Sebahat Tuncel’in tahliye
örneği bugün kü verilen kararlar karşısında kesinlikle örtüşmemektedir. Sebahat
Tuncel’in vekil seçildikten sonra beraat etmesi bugün KCK, Balyoz ve Ergenekon
sanıkları için bir önemli örnektir.

Hatip Dicle’ye gelirsek… Düşünce
suçundan bugün vekilliğinin düşürülmesi hoş bir durum değildir. Bunu da
onaylamıyoruz. Fakat burada tasnif etmediğimiz durum eğer hatip Dicle vekil
olmazsa yakarız- yıkarız olayıdır. Bu durum geçmişte bir çok siyasinin başına
gelmiştir. En başta Başbakan Erdoğan’ın. Ben hiç yakanı da görmedim, yıkanıda!

Ak Parti’nin bu krizde duruşu çok
önemli. Bu süreçte krizi tetikleyen baş mimar kesinlikle Ak Parti değildir.
Fakat krizi çözme yolunda baş sorumlu olarak gösterebiliriz.Başbakan Erdoğan’ın
geçtiğimiz günlerde verdiği mesaj olumlu bir gelişmedir. Bu tür açıklamaların
bir an evvel fiiliyata geçirilmesi gerekmektedir. BDP’lilerin meclisi boykot
etmeleri yerine bu krizden nasıl çıkarız fikrini taşımaları gerekmektedir.
İmkansız olan hiçbir şey yoktur!

Bu haber 458 defa okunmuştur

:

:

:

: