Yol medeniyettir

Türkiye de yapılan son üç genel seçimde, üst üste oylarını artırarak çıkan ve önemli bir başarıya imza atan AKP’nin, Türkiye’ye yaptığı en önemli yatırımların başında ulaşım alanındaki yeni yol yapımları gelir.
Türkiye de yapılan son üç genel seçimde, üst üste
oylarını artırarak çıkan ve önemli bir başarıya imza atan AKP’nin, Türkiye’ye
yaptığı en önemli yatırımların başında ulaşım alanındaki yeni yol yapımları
gelir. Türkiye Cumhuriyetinin ilanından
2002 yılına kadar bölünmüş yol miktarı 6 bin kilometre idi. Bu rakam 2002’den
2011 yılına kadar 13 bin 500 kilometre oldu. Yani 80 yılda yapılan yolun 2,5 katı
AKP iktidarında hayata geçmiş. Sadece 79 bin 666 kilometre asfalt yol 2005-2011
yılları arasında yapılmış. Önemli bir başarı.


Bu bağlamda, KKTC de önemli yatırımlar yapıldı.
Mesela; Güzelyurt yolu, yapımı devam eden kuzey sahil yolu. Güzelyurt
yolunun, her ne kadar eksiklikler olsa
da bu bölgeye önemli bir katkı sağladığı aşikâr. Ve KKTC için yeni bir yol
projesi hazırlığı var. Girne, Lefkoşa arasında tünelle geçiş. Bu olay mutlaka
ki önemli bir düşüncenin ürünüdür. Fakat Lefkoşa- Girne arasında böyle bir
yatırıma ihtiyaç var mı? Lefkoşa-Girne arasındaki yol, kullanılabilir durumda,
çift şerit ve ışıklandırma çalışmalarının yapıldığı, hatta tamamlandığı bir yol.
Daha ihtiyaçlı ve acil bölgeler var. Yeni yapılan yollarda eksiklikler var.
Güzelyurt- Lefkoşa yolu üzerindeki çemberler ve kavşaklar tehlike arz
etmektedir. Böyle bir projeye hayat verilmek isteniyorsa, öncelikle
eksiklikleri olan yerler tamamlansın. Yıllar boyu bu ülkede yatırımların
etkinlik anlamında istenilen düzeyde kullanılmadığı açık. Bunca yatırım tam
anlamıyla istenilen alanlara kanalize edilseydi, bugün altyapısı sağlam,
düzenli ve çağdaş bir ülke yaratılırdı. Geç kalındı mı? Asla. Hiçbir zaman, hiçbir
şey için geç kalınmış olunmaz. Ben bu düşünceye inananlardanım. Yeri gelmişken, çok uzun zamandır
konu olarak yazmak istediğim bir nokta var. Elbette yol konusu ile ilgili. Trafikle
ilgili sorunlarımız olduğu bir gerçek. Gün geçmiyor ki trafikte bir acı
yaşamayalım. Gün geçmiyor ki, yüreğimizi ağzımıza getiren bir ambulans sirenini
duymayalım. Yitirdiğimiz canlar, canımızdan parçalarımızdır. Kâh yaşlı bir
amcamız, kâh bir teyzemiz, gencecik insanlarımız ve acısını dindiremeyeceğimiz
henüz dünyaya geleli aylar olmuş bebeklerimiz. Bu kader olamaz. Yollarımız ve
kural tanımaz zamanlarımız bu sorunumuzu daha da büyütüyor. Yollar mı yetersiz?
Araçlar mı fazla? Bunun
yorumunu size bırakıyorum.



Aslında çözüm bulunmasının acili yetine inandığım
bir konu var. Bir yol konusu. Dr. Fazıl Küçük Bulvarı. Gönyeli çemberi olarak
bilinen güzergâh ve
Yonca çemberine kadar giden yol. Ülkenin tüm yükünü çeken yol burasıdır desem,
herhalde birçok insan bu düşünceme katılır. Özellikle mesai saatlerinde bu yol
inanılmaz bir trafik yoğunluğuna ev sahipliği yapıyor. Tam bir transit yol. Çok
yıpranmış. Çok yorulmuş. Burada ki trafiğin durması, ülkede trafiğin durması
ile eş. Milli günlerde de tören alanı olarak kullanılan bu yol, hem tören
hazırlıkları hem de törenler sırasında trafiği ciddi derecede etkiliyor. Milli
günlerimiz elbette önemli. Elbette kutlamalar ve törenler yapılacak. Bunun
başka alanlarda, mesela bir stadyumda veya tören maksatlı düzenlenecek bir mekânda
yapılması bana göre daha uygun olabilir. Bu sadece naçizane bir önerimdir.

LEFKE’YE KOP YOLUNDA ELEŞTİRİLER

Şu an da Ortadoğu’nun en güçlü lideri Recep Tayyip
Erdoğan, buna hiç şüphe yok. Kanımca Kıbrıs konusunda çalışan diplomatları
yanlış bir yolda ilerliyor. KKTC’de yapılması düşünülen projelerden, KKTC
yetkililerinin bilgisi ve onayı yok gibi bir izlenim yaratıldı. Belki de bunun KKTC
ayağı da vardır.
Bilemiyorum. Ama ortada çok büyük bir yanlış vardır. Bu yanlış kesinlikle
ekonomik konulardan ibaret değildir. İşin bu kısmı ayrı. Ama Anadolu insanı ile
Kıbrıs Türk insanı arasına tarihte hiç görülmemiş bir ayrılığı yaratmaya
kimsenin hakkı yok. Bu vebalin altından kimse kalkamaz. Olay öyle bir noktaya
getirildi ki, atılan her adım, söylenen her söz maksadını aşmaya ve tamiri zor
kırgınlıklara yol açmaya başladı. Bu ülkede yaşayan birisi olarak, Lefke Spor
Kulübünün KOP’a yani güneydeki “Kıbrıs
Futbol Federasyonuna” üyelik başvurusu yapmasına üzüldüm. Üzüntüm, bu olayın bu
noktalara gelmesi. Ve hala daha çözüm için kendi içimizde bir yol bulamamız. Bu
olay Türkiye basınına da yansıdı. Ve olmaması gereken bir şekilde örneğin;
SABAH gazetesi olayı şu başlıkla verdi “Takım halinde Rum kesimine iltica”.
Elbette bu habere birçok yorum oldu.
Yorumlar konuyu aştı. İstenmedik düşünceler ve sözler cümleleri
oluşturdu. Bir yanda olayı Rumculukla bağdaştıranlar bir yanda siz Kıbrıs’ı ne
bilirsiniz diyenler. Türkiye takımlarının siyasi olarak tanımayan bir ülkenin
takımları ile spor karşılaşması yaparken bu ülke gençliğini es geçmesini doğru
bulmayıp eleştiren ve de üzülen birisi olarak, bu konunun da tartışılmasını
istiyorum. Bu olayda ortaya atılan düşüncelerin de koskoca Anadolu halkına mal
edilmesinin yanlış olduğunu ısrarla vurgulamak isterim.
Bu haber 559 defa okunmuştur

:

:

:

: