Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş, geçirdiği rahatsızlık sonucu, hastaneye kaldırılmış sevenlerini üzmüştü. Çok şükür ki, Sayın Denktaş’ın sağlık durumu her geçen gün iyiye gidiyor. Kuzey Kıbrıs için verdiği mücadeleyi bu kez kendi sağlığı için verdi ve yeniden dimdik Kıbrıs Türk Toplumu’nun karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Hastaneden taburcu olacağı gün merakla beklenen Kurucu Cumhurbaşkanı’nın bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği ise merak konusu. Evinde her şeyi geride bırakıp (Kıbrıs Sorunu), ki buna kimse imkân vermiyor dinlenmeye mi çekilecek, yoksa çalışmalarına kaldığı yerden devam mı edecek? Bence devam etmeli, çünkü onun varlığı Kıbrıs Türk Halkına ilham verecektir. Türkiye’nin Mustafa Kemal Atatürk’ü nasıl ölümsüzse, nasıl her neslin kalbindeyse, Sayın Denktaş da öyle olacaktır.
Bu benim ilk ve son yazım. Bugüne kadar bir şeyler yazmam çok istendi, ancak ben bu işi ehli olan insanların yapmasından yana oldum. Bu yazıyı kaleme aldım çünkü şimdi dile getireceklerim beni çok üzdü ve sizlerin de dikkatini bu konuya çekmek istedim.
Bu devleti kurmak için yeri geldiğinde çocuklarını bile göremeyen, eşini ihmal eden ama devleti için canını bile hiçe sayan Kurucu Cumhurbaşkanımız, verdiği yaşam savaşının ardından yeniden aramıza katılmaya hazırlanıyor. Hastanede 2 gün boyunca sabahladım, önce meslek aşkımdan dolayı sonra ise Denktaş’a olan saygı ve sevgimden. Onu hep babamın anlattıklarıyla tanımıştım ta ki KKTC’ye gelip onunla tanışana kadar. Onun pamuk gibi yanakları bana, uzak kaldığım baba şefkatini vermiştir hep.
Yazacak çok şey var ama sadede gelecek olursak; bugün KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı için, hükümet edenler, ya da zamanında kol kanat gerdiği kişiler neredeler? Bu soruyu soruyorum. Çünkü geçtiğimiz günlerde, eşine büyük bir aşkla bağlı olan Sayın Denktaş’ın “mavi gözlü aşkım” dediği eşi Aydın Hanım’ın ADA TV ekranlarına yansıyan ''çaresizlik içindeki'' sözleri yürekli burktu ve insanı düşünceye itti...
KKTC’nin varoluş Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün kızı Pembe Turgud’un cenazesine katılan Aydın Denktaş’ı Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile konuşurken görünce, görüntüleri dikkatli bir şekilde izleme gereği duydum. Çünkü Aydın Hanım’ın gözleri bana bir şeyler anlatmaya yetti de arttı bile. Kameraman arkadaşımız Melikşah Fakıoğlu da bunu anlamış olacak ki kayıttan çıkmadan bu diyaloğu çekme gereği duymuş. Sesli bir ortam olduğu için sesi ilk olarak temizlemekle işe koyulduk. ADA TV Yayın Koordinatörümüz Ekrem Günaydın, sesi istenilen kıvama getirince ikili arasında geçen diyalog daha net bir şekilde duyulur hale geldi. Ve sonrasında beni duygulandıran o diyaloğa tanıklık ettim.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu gören Aydın Hanım, önce kameralarımıza bakıyor ama bir gözü de Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nda. Çünkü Eroğlu ha gitti ha gidecek. Kameramızın kayıttan çıkmayacağını anladığı anda ise Aydın Hanım, Eroğlu tam yanından ayrılacakken, kolundan tutuyor ve bir şeyler söylemeye başlıyor.
Aydın Hanım kolundan tuttuğu Eroğlu’ndan bir talepte bulunuyor, “kimsem yok” diyerek sözlerine başlıyor ve “Lütfen Yardımcı olun, Rauf’a da bana da bakacak bir bakıcı istiyorum” diyor ve mümkünse unutmayın diye de ekliyor.
Ne kadar acı değil mi, yıllarını First Lady olarak geçiren Aydın Hanım, bugün çaresiz.
Onun bugün yaşadığı bu durum çaresizlik olmamalıydı…
Aydın Hanım bu talebini dile getirmeden önce hükümet edenlerin, yalnızca görünürde değil, yapılması gerekenleri de istenmeden yerine getirmesi gerekmez miydi?
Şimdi, çıkıp bu talep karşılanınca kimse “Kahraman” olmayacak.
Hayat ne yazık ki hep keşkelerden ibarettir. Ama bu durum Sayın Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş’ın eşi Aydın Denktaş’ın bu talebini dile getirmeden önce zaten yapılması gereken bir husustu. Bu konuda “keşke” dememeyi ne çok isterdik öyle değil mi?
Yazımın sonunda Kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Raif Denktaş’a acil şifalar diliyor, en kısa zamanda aramızda görmek istediğimizi de belirtmek istiyorum.
Gün gelir çaresizliğin ne olduğunu anlar insan, ta ki başına gelinceye kadar…
Saygılarımla, hoş çakalın…