En büyük hayal

Bir haftalık kısa bir aradan sonra “OBJEKTİF” köşesinin yazarı olarak yine bu köşede sizlerle, olaylara, gelişmelere, haberlere tarafsız yorumlarla anlam katmaya ve farklı bir bakış açısı yaratmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Bir haftalık kısa bir aradan sonra “OBJEKTİF”
köşesinin yazarı olarak yine bu köşede sizlerle, olaylara, gelişmelere, haberlere tarafsız yorumlarla anlam katmaya ve farklı bir bakış açısı yaratmaya kaldığımız yerden devam edeceğiz. Kıbrıs adası önemli bir süreçten geçiyor.
Geçen haftanın en önemli olayı elbette Cenevre Zirvesi idi. Bunun yanında
Meclis önündeki eylemler hükümetin emeklilik yaşı ile ilgili kararını geri
çekmesi ve tabi ki hafta sonu Türkiye dışişleri bakanı Sayın Davutoğlu’nun
adaya yaptığı ziyarette önemli gelişmelerden.


Kıbrıs sorununa çözüm bulma adına
yaklaşık yarım asırdır devam eden bir süreç var. Ortada başarılan herhangi bir
şey var mı? Sonuca bakılırsa hayır. Özellikle iki binli yıllara kadar uzlaşmaz
taraf olarak hep Türk tarafı görüldü. İki binli yılların ilk başlarında
Türkiye’deki hükümet değişikliği ve tek partili iktidar döneminin başlaması, AB
üyeliği hedefi, her alanda sorunsuzluk politikası güdülmesi, Kıbrıs sorununun
çözülmesi yönünüde artı bir etki yaptı. Elbette bu durumun, Türkiye’nin AB
üyeliği beklentisi ile de yakından ilgisi vardır. Hatta en önemli sebep budur
diyebiliriz. Peki, Kıbrıs sorununun çözümü en fazla hangi taraf için önemlidir?
Bu sorunun cevabı şüphesiz ki Kıbrıs Türk tarafıdır. Kıbrıs’ın güneyinde
yaşayan insanların bu sorunla bağdaşan çok bir sorunu yoktur. Türkiye de, AB
ile olan ilişkilerinin olumulu olmamasından dolayı konu ile ilgili rahat görünüyor.
Fakat Kıbrıs’ın kuzeyinde ayni durum söz konusu değil. Siyasi ortamdan tutunda
sosyal hayata, güvenlikten kültürel yozlaşmaya, yabancılaşmaya ve manevi
değerleri yitirmeye kadar süratle bir erozyon yaşanıyor. Üstelik bu sürecin
sonu da yok. Bunları değiştirecek, umut verecek bir ortamın beklentisi de yok.
Ve önemli bir tehlike, Kıbrıs sorununu sona erdirecek bir anlaşma, içeriği ne
olursa olsun Kıbrıs’ın kuzeyinden üstelik yüksek bir oranla onay alacak. Çözüm
Kıbrıslı Türkler için önemli. Rica ile yaşama düzenini sona erdirecek, Dünyayla
bütünleşmeyi sağlayacak, değerleri ve elbette onuru yerlere düşürmeyecek bir
çözüm en büyük hayalimiz. Bu hayal için elbette sebep çok. Önemli bir noktada
da bu günkü durumun daha ne kadar devam edeceği.


Aslında Cenevre zirvesinden pek bir
beklenti yoktu. Ortaya Ekim ayı, yoğunlaştırılmış bir görüşme dönemi ve güney
Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını alacağı 2012’nin ortalarına kadar çözüm
temennisi çıktı. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı Sayın
Davutoğlu’nun KKTC ziyareti sırasında seslendirdiği “ Ümidimiz yıl sonuna dek çözüm,
2012 başında referandum ve AB dönem başkanlığını birleşik Kıbrıs’ın üstlenmesi”
sözleri beklentileri özetledi. Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanı olması AB ile
ilişkiler açısından Türkiye içinde önemli. Türkiye’de çözüm çabalarına en üst
düzeyde destek belirtildi. Kıbrıs’ın kuzeyinde zaten, Türkiye’nin konuya olan
yaklaşımı önemli. Yani Türkiye’nin benimsediği yol haritasından şaşmak veya
kendi önceliklerine yön vermek mümkün değil. Bunun yanında sorunun nerdeyse özü
olan toprak, mülkiyet ve vatandaşlık konularında daha dikkatli adımlar
atılacağı yerde siyasi devamlılığı sağlamak için sonu düşünülmeyen politikalara
devam ediliyor. Olası bir anlaşmada her iki taraf da ortaya bir şeyler
koyacak. Türk tarafının anlaşma durumunda
paylaşacak neyi var? Sadece toprak. Rum tarafının paylaşacak neyi var? Siyasi
eşitlik ve elbette dünya tarafından kabullenilmenin avantajları. Cenevre
zirvesinde, BM Genel Sekreteri Sayın Moon’un liderlere önemli bir tenkiti
de toplumlarınızı olası bir çözüme hazırlayın yönünde oldu. Kıbrıs Türk tarafı toplum olarak buna hazır. Hazır
hale getirildi. Rum toplumu hazır mı? İşte en önemli soru bu. Rum toplumu bir
Türk’ün devlet yönetiminde yer almasını, Cumhurbaşkanı olmasını, Bakan olmasını
kabullenmeye hazır mı? Kıbrıslı iki liderle üçüncü kez bir araya gelen BM Genel
sekreteri Moon bu kez Ekim ayında New York’u adres gösterdi. Şimdi yeni
beklentiler, yeni umutlar bu yeni tarih ve yeni zirveye odaklanacak.
Beklentiler ayni. Çözüm yönünde cesaretli irade. Türk tarafı rahat bir duruş
sergiliyor. Güney Kıbrıs’ta ayni durum söz konusu değil. AKEL dışındaki siyasi
partiler süreçten mennun değil. Bu anlayışın değişmesi lazım.
Bu haber 527 defa okunmuştur

:

:

:

: