Rum Kesiminde son zamanlara damgasını vuran Başkanlık seçimleri sonunda Tasos’un ilk turda kaybetmesi bizdeki bazı kesimleri ümitlendirdi, ancak gözden kaçırdıkları birşey var ki geriye kalanların da Tasos’tan farklı olmadığı.
Çok emin olduğum bir nokta da bizdeki seçimlerin, Rum kesimini bu kadar yakından ilgilendirmediği.
Adamların çok iyi bildiği birşey var ki bizi yok saymaya devam etseler de onların ekmeğine bal sürülmeye devam ediliyor.
Dedim ya, sporun dışına çıkmak bana uymaz, ama yine de zaman zaman yazmak isterim.
Geçtiğimiz akşam saat 22.00 sularıydı sanırım, 1978 kışındaki Londra’yı ve 70’li yıllardaki Ankara’yı yaşadım.
Lapa lapa kar yağıyordu ülkemin dağlarına.
Beşparmaklara, biriken kar, ertesi gün erimeye başladı.
Alışık olmadığım kar topu oyununu oynamak istedim, ama olmadı.
Kar, tez eridi ve su oldu aktı dağdan.
Kar’ın beyazı ne güzeldi.
Şairin dizelererinde yerini alan beyaz kadar ak ve tertemiz.
Kar beyazından daha beyaz kaldımıydı ülkemde?
Bu soruyu sordum kendi kendime.
Kar beyazı yürekler hala daha varmı diye.
Bulamadım, yıllar önce yitip giden kar beyazı yürekleri.
Çocukluk günlerimin Ankara’sını, Londra’sını bulamadım kar beyazında
Kar, ne de çabuk eridi gitti.
Tıpkı beyaz yürekli, güzel sözler gibi.
Güzel sözlerde eridi kar, güzel yürekler yerini başka yüreklere bıraktı.
Alışık olmadığım, beyaz olmayan yürekler.
Aklım, Ankara’da kaldı.
Aklım, Londra’da kaldı.
Aklım, daha henüz oynayamadan eriyen dağlarındaki karda kaldı.
Ülkemin dağlarındaki kar eridi gitti, tıpkı beyaz yüreklerdeki beyaz gibi.