Uyandırmaya kıyamadım

Belirsizlik çok kötü bir durum. Belirsizlik Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanların ortak sorunudur. Bu durum, elbette Kıbrıs sorunuyla bire bir bağlantılı.
Belirsizlik çok kötü bir durum. Belirsizlik Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanların
ortak sorunudur. Bu durum, elbette Kıbrıs sorunuyla bire bir bağlantılı. Yani
“Kıbrıs sorunu çözülmezse, açıkta değiliz” yaklaşımı artık tatmin etmiyor. Aslında
bu yaklaşımı seslendiren Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu da bunu biliyor. KKTC’nin hiç
olmadığı kadar kötü bir durumda olduğu ortada. En başta devlete, devlet anlamında
güven yok, inanç yok. Hükümetin attığı her adıma kuşkuyla bakılıyor. Her girişimde
bir niyet aranıyor. İşin kötü tarafı bu durumu yaratan anlayış, bunu farkında değil.


Kıbrıs’taki çözümsüzlük durumunun devamı halinde en önemli konu “Sonrasında ne
olacak?” düşüncesidir. En büyük beklenti, ne Rum’a yama, ne Türkiye’ye yük olma ve
bu amaçlara ulaşmanın yollarını bulma olmalıdır. Kıbrıs’ın kuzeyinde kendi
kararlarını kendi veren, yaşam standartlarını kendi sistemi, kendi çarkları ile
belirleyen, kendi önlemlerini kendi uygulayan, tek kimliği olan, dünyayla barışık,
dünyayla entegre, savaş, göç korkusu ve en önemlisi gelecek endişesi olmayan kendi
içinde barışık bir ülke ve ülke insanı olmalı. Bu ülkeyi yönetenlerin en büyük amacı
bu beklentilerin karşılanması noktasında birleşmeli. Bugün gelinen noktada bu
amaçlara ulaşma yolunda yapılan hiçbir şey yok. Her şeyin çözümünü Türkiye’den
bekliyoruz. Türkiye yolumuzu yapsın, Türkiye köprümüzü, hastanemizi yapsın. Bizde
ülke yönetme edasıyla övünelim. Türkiye hükümet yetkilileri hangi siyasi parti
liderine diğerlerinden daha fazla yakınlık gösteriyor. Kim, Türkiye’ye daha sık
gidip geliyor. Kim, daha özenle ağırlanıyor. Bu mantalite ile şekillenmiş bir siyasi
yapı. Sayın İçişleri bakanımız söylemişti “Projelerle giderseniz, Ankara sizi
dinler”. Peki, bunca yıldır niye bunu yapmadınız. Projelere gelince Ankara’ya,
münhasır anlaşmalara, petrol, doğal gaz aramaya gelince Kıbrıs Cumhuriyetindeki
haklarımıza yöneleceğiz. Bu nasıl bir yaklaşım? Bu nasıl ciddi bir devlet anlayışı?
Haklarımızı hep başkaları sağlayacaksa, hep her şeyin işimize gelen kısmıyla
uğraşacaksak bu durum nereye kadar gidecek? Gerçek o ki bu durum artık daha fazla
gitmez. İşte, 37 yılda gelebildiğimiz nokta ortada. KKTC ayrı bir devlettir iddiamız
var. Tüm dünyaya Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir devlet yok diyoruz, hem de bu
Cumhuriyetin kuruluş anlaşmalarındaki haklarımızı savunuyoruz. Hep siyasi otorite
haklı. Halk hep haksız. Ve Başbakanımız açıkladı. Lefkoşa’ya yeni bir hastane
yapılacakmış. İhtiyaç var mı? Nasıl ki Girne, Lefkoşa arasında tünele ihtiyaç yok,
Lefkoşa’ya da yeni bir hastaneye ihtiyacı yok. Karpaz’dan Lefkoşa’ya hastaneye
gelirken hayatını kaybeden insanlar
ımız var. Eğer bu fikir gerçek anlamda hayat bulacaksa ihtiyaç durumu göze alınmalı.
Bir Karpaz, bir Güzelyurt, bir Lefke bu tür yatırımları bekliyor. Hem de yıllardır.
Ama birileri çıkıp KKTC’nin çehresi değişecek diyecek ve buna sığınılıp dilin kemiği
olmadığı unutulacak. Yarın birileri çıkıp Lefkoşa’da yeni havaalanı yapılacak derse
şaşırmayın.

Siyasi otoritenin son zamanlarda iktidarını devam ettirme ve bir sonraki seçimde,
Türkiye’nin desteğini alma adına uygulamak istediği kimlik, af gibi toplumsal önemi
olan kararlar tamamen siyasi rant amaçlıdır. Türkiye hükümetinin hassasiyeti
giderilecek ve iktidar bir süre daha devam edecek. Peki, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan
insanların hassasiyetleri. Aslında çok iyi bilinen bir nokta var. Bu toplum hep
unutur. Bu toplumu kemiren hastalık “Birliktelik” değil “Bireysellik”. Aziz Nesin
söylediği şu cümleler neler neler anlatıyor “ Bir gün bu güzel ülkenin yanağına bir
öpücük kondurup veda edeceğim, arkamda bir not bırakarak. O notta şunlar yazılı
olacak. O kadar güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım”. Büyük usta ne kadar
güzel düşünüp, ne kadar güzel söylemiş. Sanki bu ülkenin halini anlatıyor. Bir yanda
yıllardır uyutanlar, bir yanda yıllardır uyuyan ve uyanmamakta direnenler.

Bu haber 640 defa okunmuştur
  • kemal sedef   - 08.08.2011 artık uyanma zamanı yarın çok geç kalabiliriz. meydanı boş bulanlar cirit atıyor

:

:

:

: