Terör bitmeyecek mi!

Terör hakkında yıllardır konuşup durmaktayız. Terörü nasıl sona erdiririz?

Terör hakkında yıllardır konuşup durmaktayız.
Terörü nasıl sona erdiririz? Hangi yollar daha etkili olabilir terörün çözümü
noktasında? Bunların dışında da paradoksal noktada bazı sorularda soruldu ve
cevapları da aranmaya çalışılsa da etkin bir çözüm ortaya konulamadı. Ortaya
konulan çözüm noktalarına baktığımızda ‘’her kafasından bir ses çıkıyor’’
deyiminde ki gibi bir durum söz konusudur. Bugüne kadar konulan devlet
politikasında ki ikilemler ve sonuçsuz girişimlerden en çok zararı gören
terörden mağdur olan halk olmuştur. 1937 Tarihli Cenevre Sözleşmesi terörizm eylemini bir
devlete yönelik olarak toplumda korku yaratmak amacı ile gerçekleştirilen
şiddet eylemi olarak tanımlanmaktadır. Terör sadece Türkiye’nin gündem
konusu değildir. Terör tarihi ve yapısı itibari ile uzun yıllara kadar
uzanmaktadır. Tarihsel olarak da Filistinde M.S. 66 –73 arasında tutucu din adamlarının çok iyi teşkilatlanmış bir dini mezhep olarak kurdukları ‘’Sicariiler’’ bilinen en eski terörizm harekatıdır. Kurbanlarına “sica” denilen küçük bir kılıçla genellikle gündüz ve kalabalık ortamlarda saldırırlardı. Ayrıca modern zamanların terörist gruplarına çok benzeyen Haşhaşinler, Moğollar tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar 11.yy ve 13.yy arasında Batılılara karşı eylemler yapmış, İran da üstlenmiş daha sonra Suriye yede yayılmış çok gizli çalışan bir örgüttür. İlk liderleri Hasan SABBAH dır.

Terörün çözümü noktasında kimi devlet daha realist politikalar( Silahlı mücadele ve daha sert politikalar) izlerken kimi devletler liberal politikalarının( ekonomik müdahaleler—sosyal iyileştirmeler) daha etkin olduğu noktasında fikir sahibidirler. Türkiye’de bu durum kimi dönemlerde silahlı mücadele ile devam ettirilmiş kimi dönemlerde de sosyal iyileştirme, terör örgütüyle müzakere noktasında sürdürülmüştür. Her dönem olduğu gibi bugünde terör noktasında Türkiye’nin karnına büyük sancılar girmiştir. Güney Doğu’da son haftalarda verilen onlarca şehidimizden sonra ülke olarak büyük bir tepki alması duygusal olarak halkın haklı tarafıdır. Hemen bunun arkasından terörün amacına bakarsak uluslar arası alanda ve Kamuoyunda gereken ilgi ve alakayı üzerlerine çekmek terörün esas amacıdır. Bu noktada terör bugün Türkiye istediği amacı elde etmişe benziyor. Terör her zaman yaptığı eylemlerle besleniyor. Beslenmeye de devam ediyor. Türkiye’de terörün bu derece etkin olması verilen tepkiyle aynı paralelde ilerlemesindendir.

Terör konusunda siyasilerin tutumları da teröre karşı yapılan operasyonlar ve girişimler kadar önem arz etmektedir. Türkiye’de son günlerde verilen şehitlerimizden sonra siyasilerin açıklamaları da benzerlik göstermemesi ortaya konulan siyasi bir ortak kararın olmayışındandır. Bugün Güney Doğu’da ve Kuzey Irak’ta terör kamplarına karşı yapılan hava harekatları ve karadan yapılan bombardımanlarda alınan sonuçlar pek tatmin edici görünmemektedir. Çünkü dünyanın hangi ülkesi olursa olsun askeri kabiliyetleri gelişmiş olsa da düzenli bir ordunun düzensiz birliklere karşı vereceği mücadelede büyük başarıların kazanılması pek mümkün olmamıştır. Örneğin Soğuk Savaş Döneminde ABD’nin Vietnam’da ki durumu gibi.. Tabi durum bakımından farklı iki konu olsa da askeri noktada benzerdir ve yukarıda verdiğimiz örnek doğrudur.

Tüm bunların dışında önemle üzerinde durulması bazı konular daha vardır. Mesela 11 Eylül saldırıları sonrasında uluslar arası aktörler tek el olurken Türkiye’de verilen şehitler ve zahiyatlar sonrasında neden aynı çerçevede tek fikir olunmuyor. Hem Türkiye Uluslar arası kurum ve kuruluşlara üye iken? Bu da sorgulanması gereken bir konudur. Terörizmin iç ve dış bağlantılar sonucu belirli bir amacı gerçekleştirmek için mevcut yapının istismara açık yönlerinin kullanılmasıyla ortaya çıkartıldığı dikkate alındığında dış etkenlerin ağırlığı nedeniyle terörün tamamen önlenmesi veya terörsüz bir toplumun düşünülmesi gerçekçi olmayacaktır. Ancak hiçbir mevcut sorun terörle çözülemez ve çözülmesi düşünülemez. Çözüm getirmediği gibi terör olayları toplumlarda büyük bir tepki ve nefret uyandırmaktadır. Türkiye’de uyanan tepki ve nefret bu konuya bir örnektir.
Bu haber 421 defa okunmuştur

:

:

:

: