Bedel ödeme zamanı

Geldiğimiz nokta “Sorgulama zamanı”. Devlet olmak anlam itibarı ile ne ifade eder? Devlet olmak icraat anlamında ne anlatır? Şu nokta kesin ki Devlet olmak sadece sözle olmaz.
Geldiğimiz nokta “Sorgulama
zamanı”. Devlet olmak anlam itibarı ile ne ifade eder? Devlet olmak icraat
anlamında ne anlatır? Şu nokta kesin ki Devlet olmak sadece sözle olmaz. Devlet
olmak kişilik demektir. Devlet olmak güven demektir. Devlet olmak karar almak
ve kararının arkasında durmaktır ayni zamanda. Hafta sonu Türkiye dış siyasette
önemli bir sürece adım attı. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıl mayıs ayında
Filistin’e yardım götüren Mavi Marmara isimli gemi İsrail askerlerinin
saldırısına uğramış ve 9 Türk hayatını kaybetmişti. O günden bu güne Türkiye
İsrail’den özür ve tazminat bekliyor. Özellikle özür, yani İsrail’in suçlu
olduğunu kabul etmesi önemli bir beklenti idi. Bu beklenti gerçekleşmedi.
Konuyla ilgili Birleşmiş Milletler bir rapor hazırlama durumunda iken rapor
resmi olarak açıklanmadan basına sızdırıldı. ABD’de yayın yapan New York
Times’ın duyurduğu 105 sayfalık raporun içeriğine göre BM, İsrail için aşırı
güç kullandığını ve tazminat ödenmesi yönünde tavsiyede bulunulacağı kararını
alırken, Gazze’deki İsrail tutumunun hukuki olduğu ve Mavi Marmara olayında
askerlerin kendilerini korumak için güç kullandıkları ileri sürüldü. Bunun
yanında Mavi Marmara’nın da sorumsuzca hareket ettiği iddiası raporda öne çıkan
kararlardan biri.


Mavi Marmara gemisinin Filistin’e gitmesi çok eleştirildi. Hatta göz göre göre böyle bir olaya zemin hazırlandı şeklinde iddialar ortaya atıldı. Bu tartışmaların artık bir anlamı elbette yok.

AKP hükümetinin kendine güvenen sert tavrı ne Kıbrıs’ta, ne içte Kürt sorununun
demokratik yöntemlerle çözümün de, ne de Ortadoğu da istenileni vermedi.
İktidarın ilk dönemlerinde Kıbrıs’ta çözüm, komşu ülkelerle sıfır sorun
ilkesini benimseyen anlayış tam ters anlayışlara terk edildi. Bunların
oluşumunda olayların karşı tarafında olanların da olumsuz katkıları vardır.
Ortadoğu anlaşılmaz biçimde bir inatlaşma içinde. Birileri burada barışın
sağlanmasını, karışıklığın sonlandırılması istemiyor. Bir başka değişle bu bölgedeki
istikrarsızlık tesadüf değil. Mavi Marmara
olayıyla ilgili BM raporunun basına sızdırılması ve raporun içeriğine tekrar dönersek,
Türkiye çok sert bir tavır sergiledi. İsrail ile ilişkilerde tarihi kararlar
alındı ve beş maddelik bir yaptırım uygulanması kararlaştırıldı. Bu kararlar büyük
elçinin Türkiye’ye çağrılması, askeri anlaşmaların askıya alınması, Türkiye’nin
Akdeniz’deki seyrüsefer serbestîsi, yani gidiş geliş güvenliğini sağlama adına
önlemler alması, Gazze ablukasının tanınmaması ile Mavi Marmara olayından
dolayı mağdur olanlara her türlü desteğin sağlanması şeklinde. Türkiye ile
İsrail arasında 1980 yılında İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesiyle doğan bir
gerginlik yaşanmıştı. Bu olayla beraber yine ilişkiler elçilik düzeyinden
düşürülmüştü. Rahmetli Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde de ilişkiler
yeniden normalleşme sürecine girmişti.


Bilindiği gibi bu güne kadar Türkiye,
İsrail ilişkileri pek de normal bir seyir izlemedi. İsrail biraz da ABD’nin
desteğiyle bölgede “Yaramaz çocuk” rolünde. Son zamanlarda önce Yunanistan ve
güney Kıbrıs yönetimine yakınlaşmaya başladılar. Yunanistan’ın ekonomik sorunları
bu yakınlaşmaya gerekli katkıyı sağlamasına engel oldu. Güney Kıbrıs ile İsrail’in
bölgede petrol ve doğalgaz çalışmaları yapma düşünceleri, bu düşüncelerin
anlaşmalara yansıtılması, Türkiye’nin tavrı, Kıbrıs’ın kuzeyinde bu gelişmelere
paralel olarak Lefke bölgesinde benzer konularda yatırımlar yapılmak istenmesi
ileriki dönemlerin daha hareketli geçeceğinin işaretidir. Bu noktada bu
adımların Kıbrıs sorununun çözümüne yapacağı katkı muhakkak ki istenilen yönde
olmayacak. Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu son gelişmelerle ilgili
olarak “Özür dilemeyeceğiz” açıklaması yapan İsrail yönetimi için alınan
kararları açıklarken “Bedel ödeme vakti geldi” demişti. Bu coğrafyada ödenen
bedeller çok ağır. Ve hala daha sonu gelmedi. Bizim açımızdan baktığım zaman,
Kıbrıs her daim bu bedelin içinde oldu. İşin kötü tarafı bizim elimizden gelen
hiçbir şey yok. Sadece süreçle ilgili olunduğunu gösterme adına yapılan hamasi
söylemler dışında, biz bu filmde değil aktör figüran bile değiliz.
Bu haber 765 defa okunmuştur
  •    - 05.09.2011 elimizden gelen bişey yok ama dibelikda seyirci olmaylım yavu en azından ses çıkaralım
  • bosver   - 05.09.2011 Turkiyede 3 gunluk ramazan bayraminda trafige verilen kurban sayisi 168 olu 750 yarali.. Allah muhafaza Israilin parmagi olsa ulke savas savas diye ayaga kalkardi.. . Bence figuran degil seyirci olmak en iyisi.. Ikizlere bakarak ol :)

:

:

:

: