İsterseniz önce, UBP nedir, ne değildir, memleket için ne ifade ediyor ona bir bakalım.
Ülkenin ilklerinden olan UBP, devletin kuruluşuna imza atmış, tüm iç ve dış direnmelere rağmen, yeri gelmiş berbat bir yönetim anlayışına rağmen bugünlere getirmiş bir parti.
Gün geldi parçalandı, gün geldi kendisinden kopanlarla koalisyon kurdu.
Ve öyle bir gün geldi ki, Genel Sekreterinden başlayarak tek tek fireler verdi ve buna devam ediyor. Son örnek İskele İlçe Başkanı ve milletvekili Alanlı.
Bir zamanlar 40 milletvekili ile bir dev olan UBP, şimdilerde 13'e düşmüş olsa da, emaneti kuruluşuna en fazla karşı çıkan, ve fakat, şimdi sahiplenmekten başka çaresi olmadığını anlayan CTP'ye teslim etmiş, başına bir hâl gelir korkusuyla üzerine titrediği KKTC'nin bekçiliğini yapmaya devam ediyor.
Muhtemel bir erken seçimde eski şaşaalı günlerini yakalayacağına inanan parti, içten içe kaynıyor olsa da, şimdiye kadar dışarıya sır vermedi.
Keşke devam etseydi.
***
Etmedi, edecek gibi de görünmüyor ve köprülerin altından kaynar suların aktığı artık gizlenemiyor.
Bir yanda mevcut yönetim kendi içindeki zafiyetlerini ört-bas edememekte, başkentin İlçe Başkanı Hasan Taçoy, 'Genel Başkanı istemem, Tekrar Derviş Eroğlu gelsin' diyebilmekte, beri yanda Derviş Eroğlu, Parti Meclisi'nde söylemesi gerekenleri ekranlara taşımaktadır.
Lefkoşa'da Taçoy'un önemli bir isim olduğunu tekrara gerek yok. Eroğlu'nun Gazimağusa'daki ağırlığını inkâr da mümkün olmadığına göre, mevcut yönetimin yenildiğini şimdiden söylemek mümkün, genel kanaat de bu yönde zaten.
Peki Genel Başkan Tahsin Ertuğruloğlu ne diyor bütün bunlara? Yenilgiyi peşinen kabûl mü etmiş, yoksa işine-gücüne mi bakıyor.
Bunu dün kendisiyle ayaküstü ve 1-2 dakika konuşma fırsatım oldu ve bu süre bile gidişattan endişe duymadığı izlenimi verdi
Özetle diyor ki UBP lider Ertuğruloğlu; 'Şu anda gündemimde kurultay yok. Çünkü, ülkenin içinde bulunduğu durum, 8 ay sonra yapılacak seçimi düşünmeme izin vermiyor. Hükümet memleketi yangın yerine çevirmişken parti hesapları kimseye bir şey kazandırmaz. Bir yandan Kıbrıs konusunda devam eden tehlikeli gidiş, bir yanda giderek karmaşık hâle getirilen ülke meseleleri, partinin de, benim de, kurultayın da önüne geçmiştir. Günü geldiğinde kurultay toplanır, isteyen aday olur ve UBP tabanı tercihini yapar. İçinde bulunduğumuz durum, ülkeyi parti veya şahsi çıkarlar uğruna feda etmeye izin vermiyor. Devletimiz elden giderse, parti başkanı değil de Sultan Süleyman olsanız neye yarayacak? Gün, parti içi çekişmelerle geçirilecek gün değil.'
***
Eroğlu'nun ve Taçoy'un söyledikleri ortada. Ertuğruloğlu da böyle diyor ama görünmeyen bir şey var ki, dananın incecik, pamuktan kuyruğu da burada. İlk asılmada kopacak.
Çünkü, 8 ay sonra toplanacak kurultayda kim kazanırsa kazansın, UBP bir daha parçalanacaktır. Ertuğruloğlu dile getirmese de, karşısında -rakipten de öte- bu kadar katı 'Hasımlar' olduğu sürece muhakkak değişecek, “Madem öyle, aynen iade' diyecektir.
Geriye kalan, kurultayın belki de “Türkiye’de CHP'de adetten olduğu gibi” ilk deva kavgalı-gürültülü tamamlanması, kazanan tarafın da partinin yarısını alarak Genel başkan olmasıdır. Bunun alternatifi ise, 'Ben olmazsam olmaz' tavrının değişmesine bağlı.
Keşke değişse…
***
SON SÖZ: UBP'nin, zamanında yaptığı hatalarla bugünkü yanlışların temellerini sağlam şekilde attığı doğrudur.
Derviş Eroğlu sayesinde 'Devlet=UBP' devri yaşandığı da sır değil. Bu yüzden çok insanımız mağdurdan öte perişan oldu, mezar taşlarına “İskân kurbanı” yazıldı.
Bütün bunlar oldu ama bir doğru daha var ki, yabana atılacak gibi değil.
UBP bu ülkeye lâzımdır. Demokrasinin geleceği açısından da, denge unsuru olma bakımından da en az CTP kadar lâzımdır.
Hâl böyle iken, bu konumdaki bir partiyi şahsi ihtirasları uğruna parçalamayı göze alanlar, gün gele bu enkazın altında kalır ve olan, topyekûn bu ülkeye olur.
Keşke olmasa!
KÜPE
Şansızlığa katlanabiliriz, çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantıdır. Oysa hayatta bizi asıl yaralayan, yaptığımız hatalara hayıflanmaktır.
(Oscar Wilde)
DUVAR
Bugün kendinize bir iyilik yapın ve hafta sonu tatilini 3 güne çıkarın. Yani işe gitmeyin. Şimdiye kadar gittiniz de ne oldu sanki? Ama yarın giderken bir günlük ve üzerinde “ÇOK HASTAYDI (!)” raporu götürmeyi ihmâl etmemenizi tavsiye ederim. Yine de, raporu veren doktorla birlikte ”HAY YALANINIZ BATSIN” iftirasıyla (!) işten atılırsanız mesuliyet kabul etmem ona göre!
TERCÜME KÖŞESİ
- UBP’nin dünya siyasi partiler tarihindeki -belki de- en uzun genel başkanlık yapmış üyesi Derviş Eroğlu Aralık’ta yapılacak kurultayda yeniden aday olacakmış!
- Yok canım... Eroğlu UBP’yi bir daha bölmeyi kafasına koymuş. Çoktan beri toplu bölünmedi ye, canı sıkılmış olmalı!
TEKLİF KUTUSU
Rum Yönetimi Başkanı Hristofiyas Cumhurbaşkanı Talat’ın “Görüşmeler Haziran’da başlayacak” sözlerine “Nayırrrr... Nolamazzzzz....” demiş ya...
Biz de cümbür cemaat “Korkma yahu bu Haziran değil” diye çıppana çalalım.
Neçün da den!
Üstüne varmamak lâzım. Çünkü, teknik komitelerle çalışma gruplarının sadece 3 ay görev yapacağını, bu konuda Talat ile anlaştığını, bu üç ayın sonunun da Haziran’a denk geldiğini unutmuş olabilir (!). Hem 2888’de de Haziran olmayacak mı, acelemiz ne?