İbrahim DİRAN-TAK
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP-İşbirliği ve Güven İçin Hareket’te (UNDP-ACT) Çevre Analisti olarak görev yapan Nicolas Jarraud, Kıbrıs’ta inşaat patlamasının ve taş ocaklarının çevreyi olumsuz şekilde etkilediğini belirtti. Ara bölgenin vahşi yaşam için bir sığınak haline geldiğini ifade eden Jarraud, türlerin ara bölgedeki devamlılığı için toplumlar arasında işbirliği yapılması gerektiğini vurguladı.
(UNDP) Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Direktörü Ben Slay ise, Kuzey Kıbrıs’taki çevre tahribatının önlenmesi için, çevreyi koruyacak uzun vadeli planlamaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Nicolas Jarraud’un BM kontrolündeki ara bölge ve Kuzey’deki çevre sorunlarını konu alan analizi UNDP ve Londra Ekonomi ve Siyasi Bilimler Okulu tarafından hazırlanan aylık “Kalkınma ve Geçiş” isimli dergide yayımlandı. Ara bölgede düzenlenen ve çevreyle ilgili örgütlerde bulunan uzmanların da katıldığı “Kıbrıs Çevre Formu”nun ilk genel kurul toplantısında “Kalkınma ve Geçiş” dergisi de tanıtıldı.
Etkinliğe katılan UNDP Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Direktörü Ben Slay, etkinlikte TAK muhabirine yaptığı değerlendirmede, Kuzey’deki çevre sorunlarını inceleme fırsatı bulamadığını, ancak Kuzey Kıbrıs gibi sorunlar yaşayan ülkelerde çözüm olarak, çevreyi koruyacak, yapılaşmayı da içeren uzun vadeli planların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
3 BİN MUFLON
Nicolas Jarraud ise dergide yer alan yazısında, Kıbrıs’taki durumun çevre üzerinde de olumsuz etkisi olduğunu ifade ederek, AB yasalarının uygulanmamasından dolayı, Kuzey Kıbrıs ile AB ülkelerinin çevre standartları arasında farklılıklar olduğunu, bu farklılıkların, Çevre Etki Değerlendirme (ÇET) raporlarının hazırlanmasında, şirketlerin çevreye karşı yükümlülüklerinde, kırsal planlama ve koruma alanlarının belirlenmesi konularında görüldüğünü ifade etti.
Jarraud, iki toplum arasındaki teknik işbirliğinin zayıf olmasının çıkan yangınların ve salgın hastalıkların ara bölgeye ve karşı tarafa sıçrama riskini arttırdığını yazdı.
“Ara bölge vahşi yaşam için de facto bir sığınak haline gelmiştir” ifadelerini kullanan Jarraud, Kıbrıs’ın yüzde 3’ünü kapsayan ara bölgede 3 bin civarında Kıbrıs’a özgü muflonun yaşadığını ve Kıbrıs’ın en büyük vahşi memelileri olan muflonlara ara bölgedeki Şirinköy’de sıkça rastlanabileceğini kaydetti.
ARA BÖLGEDE ÇALIŞMA
Kıbrıs’ın iki tarafından çevre örgütleri temsilcileri ve uzmanlarından oluşan bir ekibin Kıbrıs Çevre Formu altında ara bölgedeki biyolojik çeşitliliği belirlemek için çalışma başlatacağını ifade eden Jarraud, geçmişte geçici ekiplerin çalışma yaptığını, ancak flora ve fauna üzerinde ilk kez bu ölçekte bir çalışma başlatılacağını kaydetti.
Turizm ve inşaat faaliyetlerinin etkilerinden dolayı, koruma altında bulunan bazı hayvan ve bitki türlerinin ara bölgede bulunabileceğini belirten Jarraud, Kuş Bilimci Iris Haralambidu’nun açıklamasına dayanarak, kocagöz türü kuşların yaşam ortamlarının ara bölge dışında hızla yok olduğunu, ancak ara bölgede düzenli bir şekilde üreyebildikleri takdirde adadaki geleceklerini de emniyete almış sayılacaklarını ifade etti.
Ara bölgenin bazı kesimlerinde 1974 sonrası hiçbir insan faaliyetinin yer almadığını, sadece bazı bölgelerinde tarım faaliyetleri yürütüldüğünü belirten Jarraud, avlanmanın yasak olmasının, tehlike altındaki türlerin bölgede çoğalmasına yardımcı olduğunu kaydetti. Jarraud, buna rağmen, yapılan incelemelerde ara bölgede kuş avlandığı ve kuş yakalamak için tuzaklar kurulduğu yönünde deliller ele geçirildiğini, bunun yanında bölgeye çöp döküldüğünün tespit edildiğini ifade etti.
BARIŞ İNŞASI İÇİN ÖNEMLİ
Jarraud, biyolojik çeşitlilik hakkında bilgi toplamanın yanında projenin, bilimin evrensel değerlerinin ve çevre için ortak endişelerin barış inşası için önemli unsurlar olabileceğini kaydetti.
Toplumlar arasında işbirliği yapılmadığı takdirde, ara bölgede bulunan türüne az rastlanır endemik bitki ve hayvan türlerinin yok olabileceği tehlikesine dikkat çeken Jarraud, bu nedenle biyolojik çeşitlilik projesini yürüten iki toplumlu Kıbrıs Çevre Formu altında kurulan ekibin bölge insanlarıyla işbirliği yaptığını anlattı.
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumları arasında işbirliğini geliştirmek için UNDP tarafından “süt ürünlerinin kalitesini arttırma, organik tarım, salgın hatalıklar ve çevre” konularında hazırlanan programlarla ilgili bilgi veren de Jarraud, ilk etapta Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum örgütlerin projeler üzerinde ayrı ayrı çalıştığını, bugün ise Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum uzmanların birlikte çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.
SON YOLCUĞUNA UĞURLANDI
Bayramoğlu son yolculuğuna uğurlandı
'54. Geleneksel İskele Festivali', Zülfü Livaneli konseriyle başlıyor
Kıdrışlıoğlu: “Genel ve yerel seçimlerin aynı gün yapılması seçim güvenliği ve katılım oranını olumsuz etkileyebilir”
Bağımsızlık Yolu Girne Bölge Örgütü: “Ekolojik talanın parçası olan tüm faaliyetler derhal durdurulmalı”
Mesarya Belediyesi haşereyle mücadele çalışmalarını sürdürüyor
Kıbrıs Türk Kültür Derneği, “Mücahit ve Mücahidelerin Anlatımıyla Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi” konulu konferans düzenledi
2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı sona eriyor
Haspolat’ta 2 bin kilograma yakın kaçak et ele geçirildi