Bakan Adem, sendikaların özel sektör çalışanlarının sendikalaşmasının önündeki patron engelini hukuki yollarla aşmayı amaçlayan bu talebini “işçilerin zorla sendikalı yapılması” biçiminde algılamış olacak ki, o şekilde lanse etti. İşçilerin zorunlu olarak sendikalı yapılmasının özgürlük anlayışlarıyla bağdaşmadığını da dile getiren Sonay Adem, hükümeti ve partisini özgürlük yanlısı biçiminde lanse etmeye çalışırken talebi ortaya atan sendikaları da özgürlük karşıtı despotik anlayışın sahipleri olarak lanse etti.
Bakan Adem’in bu tutumunu yadırgadığımı söylemek durumundayım. Sendikasız işçi istihdamını yasaklayacak yasa yapılmasını isteyen sendikalar hangi sendikalardır bunu açıklamadı, ortada bıraktı. Bakan Adem konuşması sırasında Kamu Sen’i örnek sendika olarak gösterdi. Muhtemelen Kamu - Sen sözünü ettiğimiz yasal düzenlemeyi isteyen sendikalar arasında değildir. Kuvvetle muhtemeldir ki, bu yasal düzenlemeyi isteyen sol sendikalardır. Yani KTÖS, KTOEÖS ve KTAMS gibi sendikalardır. En azından KTAMS’ın geçmişten böyle bir talebi olduğunu ben biliyorum. Bu sendikaların kamu kesiminde örgütlü sendikalar olduğu apaçık ortadadır. Demek ki, bu talebi ortaya atan ve takip eden sol sendikalar kendileri için değil başkaları için bu hakkı kazanmanın çabası içindedirler.
Sendikasız işçi istihdam edilemeyeceği biçimindeki bir yasal düzenleme insanları zorunlu olarak sendikalı yapmaya yönelik bir düzenleme anlamında değildir. İşsizken sendikalı olması ve böylelikle istihdam edilişi sırasında sendikalı olmanın avantajlarından yararlanmasının önünü açmaktır. İstihdam aşamasında sendikalı olan işçi kendisi isterse ilerleyen yıllarda sendikalılıktan çıkma hakkına sahip olacağı gibi başka bir sendikaya girebilecektir.
KKTC’de çalışma yaşamını düzenleyen yasalar vardır. Bu yasalara göre çalışanların sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme hakları vardır. Özel sektör çalışanları da kamuda çalışanları gibi bu haklara sahiptirler. Ancak KKTC özel sektöründeki çalışanların ne sendikalaşma vardır, ne grev hakkı, ne de toplu sözleşme hakkı. Bu hakların tümü de işverenler tarafından yasaklanarak fiilen kullanılamaz hale getirilmiştir. Özel sektör işverenleri sendikalaşan işçiyi anında sokağa atmaktadır. Çalışma yaşamını düzenleyen yasaların yürütümünden sorumlu bakanlık olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da bu gelişmeleri ne yazık ki sadece seyretmekle yetinmektedir.
Çalışma Bakanı Adem bazı sendikaların kendilerini sermayenin kucağında göstermeye çalıştığını iddia ederek buna tepki gösterdi. Konuşmasının bu bölümünde yüz hatlarında gerilmeler olduğu gözle görülür haldeydi. Yüzüne kan basıncı olmuştu. Sermayenin yanında olmadıklarını söyledi. Konuşmasını bitirdikten sonra salonda biraraya geldik. Bakan’a bizi korkuttuğunu söyledim. Aslında anlatmak istediğim kızgın şekilde konuştuğu idi. Fakat o yüzündeki kızarmadan bahsettiğimi zannetti ve kızarmanın bir rahatsızlığı nedeniyle görmekte olduğu tedavi yüzünden olduğunu anlattı. Yanımızda değerli dostlarım Taylan Kav ve Ahmet Derya vardı. Üstelemedim.
Az sonra Taylan Kav ile ikimizin kaldığı bir sırada aramızda geçen konuşmada bir zamanlar özel sektördeki çalışanların da sendikalaşıp grev ve toplu sözleşme hakkını kazanması için Rum tarafında uzun yıllardan beri uygulanmakta olan sendikasız işçi istihdam edilememesi talebini nasıl hep birlikte dile getirdiğimizi konuştuk.
Demek ki, biz unutmasak da birileri dünü unutmuştu. Dün şiddetle savunduğuna bugün Kamu - Sen’in kuruluş resepsiyonunda şiddetle karşı olduğunu söyleyip alkış alabiliyordu.
Dün doğru görünenin bugün yanlış olabileceğini biliyorum. Doğrunun, zamana bağlı olarak bazen değişkenlik gösterebileceğini de kabul ediyorum. Ancak bizim konumuzda KKTC’de durum öyle değil. Gerçekler ortada. Değişen bir şey yok. Özel sektör her geçen gün gelişmekte ve daha çok istihdam yapmakta. Fakat özel sektör çalışanlarının çalışma koşulları ile maaş ve özlük haklarında hiç bir iyileşme yok. Kıbrıslı Rum işverenin Kıbrıslı Türk işçiye tanıdığı hakları Kıbrıslı Türk işveren tanımıyor.
Sosyalist olduğunu söyleyen Çalışma Bakanı da onların örgütlenmesinin önünü açacak yasal düzenlemeye “ben karşıyım” diyerek yüksek sesle karşı çıkıyor!