Profesör Taner’yi, bu başarısından dolayı candan kutlarım.
Profesör Doktor Ufuk Taneri hanımefendi, akademik çalışmalarında uluslararası bir kimliği olan, üretkenliğiyle, tükenme bilmeyen enerjisi ve kendine olan güvenindeki ısrarlılığıyla bilinen ender bir öğretim görevlisi.
Ama ilaveten de “Eğitimde Mükemmellik”, “Eğitimde Mükemmelliğe Ulaşım Stratejisi” konularında da, bu tip çalışmaların yatağı olan Amerika’da, “Uzman”lık kimliğini de orada muhtelif konferanslarda yapmış olduğu sunumlarla kazanmış olan, kendi toplumumuzun yetiştirdiği bir isim.
Uluslararası kimliğinin, öğretim görevlisi olarak yıllarını verdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör seçmenlerince de takdir edinmişliğini görmek gerçekten kıvanç verici.
Eğitim kalitesinin düşmüşlüğünün herkesce telaffuz edildiği ülkemizde, üniversite eğitimindeki kalitenin yükseltilmesi konularında DAÜ’de yapılması gerekenlerin, önceliklerin neler olduğunu, onlara nasıl çare bulunacağı konularını, içinden birisi olan Sayın Taneri muhakkak ki çok iyi bilmekte.
Yapılması gerekenlerin fiiliyata dönüştürülmesinde kendisine yardımcı olacak ekibini oluşturmada başvuracağı kaynağı da, yetenekli ve önderlik yapabilir kişiliğiyle başarabileceğine de inanıyoruz. Kazandığı oy oranının yüksekliği en azından bu mesajı veriyor.
DAÜ’nün içinde bulunduğu finans sorunu, Sayın Taneri’nin tasarladığı ve detaylandıracağı önceliklerin yapılmasında ve icraatlarında gerekli olan finans kaynağını yaratabilmek, belki onun “Rektör” olarak karşılaşabileceği en büyük sorun.
Ancak geçmiş yazılarımda da vurguladığım gibi “Finans Kaynağı Yaratmak, yaratılmasında yardımcı olmak” Vakıflar Heyeti’nin de en başta gelen görevi olduğu ve sorumluluğunu taşıdığı unutulmamalıdır.
Yani finans kaynağını bulma, finans kaynağı yaratmada Rektör’ün rolü büyüktür ancak bu görev sadece “Rektör”ün görevi değildir.
Kısacası, ehil olduğu yargısına varılarak seçimle görevlendirilen DAÜ yeni rektörüne, işlerinde başarılı olmasını sadece bir dilek sunumuyla değil onun başarılı kılınmasında:
*** gereken desteğin verilmesini,
*** icraatının hesabını sorma hakkı mahfuz kalmak kaydıyla herhangi bir politik bask ıdan arınmış,
*** özerk davranabilmesini sağlamak,
belki mevcut yönetimin yapabileceği en önemli katkısı olacaktır.
Tıpkı seçim neticesine uyumda takınılan “olgunluk” tavrındaki gibi.
Bizlere yakışan da bu değil mi?
Partizanlıktan uzaklaştığmızı gösteren bu ilk adımı gözlemlemiş olmak, toplum mennfaati için alışılmış olan politik irade müdahalesinin yokluğunu izlemek ne kadar güzel.
Ayni davranışı daha birçok alanlarda da gözlemleme arzusunda olduğumuzu, hatta susamışlığımızı da belirtmeden olamayacağım.
Acaba Vahıflar Heyeti adaylarını da
*** “Seçim” sonucu görevlendirsek,
*** onların görev sürelerini, politikadan arınmışlığını yasalaştırarak,
*** içten ve dıştan üniversiteye kaynak yaratabilenlerden,
*** yüksek öğrenimdeki rekabeti iyi gözlemleyen akademisyenlerden,
*** ek olarak da sendika ve öğrenci temsilcilerinden de birer üyeyi de içeren bir oluşuma dönüştürsek, toplum olarak çok daha olumlu neticelere imza atacağımız inancımda hatalı olur muyum? Tam ters çok olumlu bir adım olarak görüyor ve öneriyorum.
Her üniversite, KKTC için bir değerdir. Bir varlıktır. Bizlerin toplum olarak dıştaki aynasıdır.
Ancak, DAÜ, ilk çocuğun bir ailenin “gözümün ilk ağrısı” misali konumundadır benim nazarımda.
*** Kuzey Kıbrıs halkını dünyayla buluşturan ilk üniversitemiz. Mağusa’nın,
*** şimdiki yaşamında, kültürünün zenginleşmesinde,
*** gelişiminde, uluslararsı kimliğinin her yıl daha da belirgin kılınmasında etkin rolü olan bir irfan ocağımız.
Onu, yücelterek bilim çağının gerektirdiği seviyelere ulaştırmayı amaçlayan yeni Rektörü Sayın Ufuk Taneri’ye başarılar dileriz.