KEMAL BEHCET CAYMAZ ve SAFİR 1-2

Sevgili Kemal’i 2001 yılında GİRNE Amerikan Kolejinde öğrencim olduğunda tanıdım. O yıllara ait bende kalan izler: ufacık, sakin ve cin gibi bakışları ile her şeyi inceleyen, gözünden bir şey kaçmayan dikkatli bir çocuk…

Sevgili Kemal’i 2001 yılında GİRNE Amerikan Kolejinde öğrencim olduğunda tanıdım. O yıllara ait bende kalan izler: ufacık, sakin ve cin gibi bakışları ile her şeyi inceleyen, gözünden bir şey kaçmayan dikkatli bir çocuk…

Sevgili Kemal, nerede doğduğunla başlayalım istersen.

• Elbette Hocam. 1989 yılında Girne’de doğdum. 90’ların samimi yıllarında kuzenlerimin etrafımda pervane olduğu güzel bir çocukluk geçirdim. O dönemlerde, akşam üzeri çocukların toplanıp oyunlar oynadığı mahalle kültürü vardı. Evimiz Karşıyaka’nın doğal güzelliklerinin ortasındaydı.
• Resme ilgin ne zaman başladı?
• Resim çizmek benim için hep önemli olmuştur. Mahalledeki çocuklar futbol oynarken ben oturur onların ve doğadaki her şeyin çizimlerini yapardım.

Nasıl bir çocuktun?

• Kimi zaman yaramaz kimi zaman da içe dönük çokça duygusal ve hayalperest bir çocuktum. Masal kitaplarının içinde bir çocukluk dönemi geçirdim. Okuduğum kitaplardan ilham alıp odamın duvarlarına resimler çizerdim. Kardeşimle oynadığımız oyunlar hep okuduğumuz kitapların, izlediğimiz filmlerin bir canlandırması olurdu. Böylece çocukluğumda kardeşimle çıktığımız bütün hayali maceralar, imge dünyamı geliştirdi ve ben farkına varmadan beni şimdiye hazırladı.
Seni okutma şansını yakaladım ben..

• Evet Hocam…İlkokul ve ortaokul eğitimimi Girne Amerikan İlkokulu ve Kolejinde tamamladım. Siz kıymetli hocam Ayşe Tural’la da o yıllarda tanıştım. Hikayeleri ve hikaye anlatıcılığını bana daha da sevdiren kişisiniz. Anlattığınız hikayeleri hayranlıkla dinlerdim.

Daha sonra hangi okula devam ettin?

• Ortaokuldan sonra annemin yönlendirmesiyle Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lises’inin sınavına girdim ve resim bölümünü kazandım. Hayatımın en güzel yılları orada geçti diyebilirim. Hem çok güzel arkadaşlıklar edindim hem de sanat eğitimimin temelleri atılmış oldu. Orada çok kıymetli sanatçı hocalardan eğitim alma şansı yakaladım. Ruzen Atakan, Ceylan Dimililer ve son yılımızda okula gelen ve üzerimizde çok büyük emekleri olan Devrim Tayanç Malyalızade…Ve ismini saymadığım birçok değerli hocalarım… Hepsinin yeri bende çok ayrıdır.

Yazmaya ilk adımlar nerede ve nasıl başladı?

• Yazmaya da o yıllarda başladım. Okulun yıl sonu dergileri için fantastik hikayeler yazdım ve çizdim. Cinler ve perilerin olduğu, okul koridorlarında hayaletlerin gezdiği hikayelerdi bunlar. O dönemler Avrupa edebiyatının fantastik serileriyle tanıştım. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Spiderwick Günceleri gibi ünlü serileri okudum.

Demek ki farkına varmadan bir dünya yaratmıştın kendine…

• Ben farkına varmıyordum belki ama bu seriler benim imge dünyamı zenginleştiriyor bana ilham veriyordu. Bir süre sonra bu serilerle birlikte ülkemizde gençlere hitap eden fantastik eserlerin olmadığını farkettim. Bir genç olarak bunun eksikliğini yaşadım.

Kitaplarında Kıbrıs’ın tarihi dokusunu çok güzel işliyorsun. Özellikle SAFİR 2’de bu alabildiğine yerleşmiş durumda. Çok mutlu oldum, onlara sahip çıkıp tanıttığın için…

• Kıbrıs adası asırlardır birçok medeniyete ev sahipliği yapmış içinde birçok efsane barındırmış bir yer… Birçok tarihi güzellikte zengin yapılarımız ve harika bir doğamız var. Mutlaka buraya ait bir hikaye anlatmalıyım düşüncesi aklımda belirmeye başladı. Bu hikaye kesinlikle cinler, periler ve onların kutsal prensi hakkında olacaktı ve Lefkara motifleriyle bezenerek buram buram Kıbrıs kokacaktı. Tabii ki beni en çok etkileyen yerde geçecekti. Girne Dağlarının tepesinde parlayan St. Hilarion Kalesinde...

İlk başlarda yazma amacın bu değildi sanırım.

• İlk başlarda gerçek dünyadan kaçmak için ve kendimi tatmin etmek için yazıyordum. Ama sonraları hem kendime hem de ülkem gençlerine kalıcı bir eser bırakma düşüncesine kapıldım. Ben Kıbrıslı bir genç olarak, ülkeme ait fantastik bir eserin olmamasının eksikliğini yaşamıştım. Benden sonraki nesil bunu yaşamasın istedim. Böylece yazdığım o küçük hikayeleri birleştirerek kurguları üzerinde çalışmaya başladım. Böylece SAFİR Serisini yaratma sürecim başlamış oldu.

Enteresan bir süreç başlamış oldu. İkisini de çok sevdiğim öğrencilerim senin öğretmenin olmuşlar.

• Evet Hocam…Üniversiteye başladığım yıllarda Gökçe Keçeci ve Eser Keçeci hocalarımla tanıştım ve o dönemler akademik sanat eğitimimi sürdürürken bir yandan da Safir’i yazmaya devam ettim. Gökçe hocamdan aldığım eğitimlerle illüstrasyon çizimlerinde kendimi geliştirirken Eser hocamdan aldığım sanat tarihi dersleri romandaki mekan yaratımı konusunda bana oldukça yardımcı oldu ve Safir Serisinde yazdığım mekanları daha iyi betimlememe, mimari özelliklerini anlatarak hikayeyi daha da zenginleştirmemi sağladı.
Romanlarına KIBRIS’ı o kadar güzel yerleştiriyorsun ki yeni nesil, ülkemizin tarihi dokusunu da sayende çok güzel öğreniyor…

• Çünkü Safir sadece fantastik bir hikaye anlatmıyor, Kıbrıs’ın farklı tarihi dokusuna da göndermeler yapıyor. Böylece Üniversitede Plastik Sanatlar eğitimim devam ederken Safir de benimle birlikte büyümeye devam etti.

Yüksek Lisans eğitimini nerde aldın? Sana katkısı ne oldu?

• Yüksek Lisans Eğitimim için İstanbul’a yerleştiğimde ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde Resim Anasanat Dalı Yüksek Lisans eğitimime başladığımda artık Safir’in de hikayesinde sona geliyordum. İlk başlarda bir kitap olarak çıkarmayı planladığım bu hikayenin bir kitap olmasına imkan yoktu. Safir’le birlikte geçirdiğim yıllarda binlerce sayfa ortaya çıkmıştı.

Peki nasıl kısaltıldı?

• Arkadaşım Raif Kızıl, başından beri bu hikayeyi bilen biriydi. Onun tavsiyesiyle hikayeyi üç kitaba böldük. Hatta Raif Grafik tasarımcı olduğu için kitabın ilk kapak tasarımlarını ve yayınevlerine sunduğumuz demo kitapların tasarımcılığını yapmıştı. Bizim için unutulmaz ve heyecanlı günlerdi. Böylece Safir’in bir üçleme olmasına karar verdik.

ÜÇLEME son yıllarda pekçok yazarın başvurduğu bir yöntem… Çok da ilgi çekici…

• Her kitapta bir tema, ana unsur olacaktı. Birinci Kitap “Müjdelenen Zaman” sefir cinler ParuParu ve BesuBesu metaforlarıyla göçmenlik temasına vurgu yapıldı. İkinci Kitap “Yegane Aşk” ta ötekileştirme teması üzerinden LGBT bireyler üzerindeki baskıya göndermeler yapıldı, Üçüncü Kitap “Çobanyıldızı Krallığı” nda ise Kıbrıs’ın farklı bölgelerindeki tarihi mekanlardan ortaya çıktığı farklı krallıkların kötülüğe karşı girdiği amansız mücadele ile ırkçılık teması üzerinde duruldu.

Basılması nasıl oldu?

• İstanbul’da yaşadığım yıllarda yayınevleri ile görüşmeye başladım. Birçok hayalkırıklığı ve geri çevrilmeden sonra ise Safir serisinin birinci kitabı “Müjdelenen Zaman” 2016 yılında Dante Yayınları tarafından İstanbul’da yayınlandı.

Sahip olduğumuz, bize özgü FANTASTİK SERİ oldu değil mi?

• Evet Hocam, aynen öyle…Kıbrıs’ın ilk fantastik serisi… Evet, Safir’in ilk tanıtım posterleri bu sloganla yayınlandı. Lefkoşa Bedesten’de hem karakterlerin maketlerinin hem de kitabın içinden çizimlerin sergilendiği “Mavi Halı” temalı bir tanıtım gecesi gerçekleşti. Basında da geniş yer aldı. Liseli bir gencin hayali olarak ortaya çıkan seri artık hem Kıbrıs’ta hem Türkiye’de birçok insanın elindeydi. Aldığım güzel geri dönüşler de doğru yolda olduğumu bana göstererek beni yazmaya daha da teşvik etti.

Ardından KİTAP FUARI daveti geldi.

• 2016 yılında CNR İstanbul kitap fuarında imza günü gerçekleşti. 2017 yılında Avrasya Yazarlar Birliğinin daveti üzerine İstanbul’da gerçekleşen Türk Dünyası Genç Yazarlar buluşmasında değerli yazar İsmail Bozkurt ile Kıbrıs’ı temsilen katıldım ve roman atölyesinde oradaki farklı ülkelerdeki yazarlara Safir Serisini anlattım. Bunun üzerine farklı ülkelerden Safir’in çevirileri için teklifler gelmeye başladı.

İlk çeviri nasıl gerçekleşti?

• 2019 yılında SAFİR, Ceren Karanar tarafından İngilizce’ye çevrildi ve Amazon üzerinden tüm dünyaya satılmaya başladı. Yine aynı yıl Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı – Kültür Dairesi Müdürüğü ile o dönem müdürü Kerim Akpolat’ın himayesinde Tüyap Kitap fuarında imza günü gerçekleşti. Yıllar içinde Safir serisi daha çok tanınır hale geldi.

Bu arada bizdeki yayınevleri de bu ilginin farkına vardı. Ne yaptılar?

• Işık Kitabevi SAFİR’e karşı olan ilginin farkındaydı ve kendi yayınevine almak için öneride bulundu. Ben de Safir’in ait olduğu topraklarda yayınlanması gerektiğine inandığım için Nahide Ablayla bir işbirliği içine girdim. Böylece Birinci Kitap “Müjdelenen Zaman” ve İkinci Kitap “Yegane Aşk” ilk yayınlandığı zamandan dört yıl sonra Gökçe Keçeci’nin yenilediği kapak tasarımları ve daha güçlü yayın ekibiyle Işık Kitabevi yayınları tarafından 2020 yılında Kıbrıs’ta çıktı.

Okullarda gereken tanıtımlar yapıldı mı? Hayal ettiğin şekilde oldu mu?

• Evet, tam istediğim gibi gidiyor. Nahide ablayla okullara gidip söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Gençlere Safir Serisini nasıl yarattığımı anlatarak onlara ilham olmaya çalışıyorum. Gençlerden gelen olumlu geri dönüşler beni oldukça mutlu ediyor. Çünkü gördüğüm kadarıyla benden sonraki nesillerde Kıbrıs Türk Edebiyatı içinde birçok fantastik genç yazar ortaya çıkacak.

Şu anda hangi üniversitede çalışıyorsun?

• Şimdilerde Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. Bir yandan pırıl pırıl genç sanatçılar yetiştirirken, bir yandan da Safir Serisinin Üçüncü Kitabı “Çobanyıldızı Krallığı”nın çizimlerini yapıyorum ve onu yayına hazırlıyorum. Kıbrıs Amerikan Üniversitesinin konumlandığı Arabahmet bölgesinin tarihi dokusu mekan tasarımları konusunda bana büyük ilham veriyor. Ayrıca Kültür Dairesi tarafından derlemeleri yapılan ve yayınlanan Kıbrıs Masalları Serisinin kitaplarının da çizimlerinin yapımını da üstlendim. Böylelikle Kültürümüze ait birçok yeni hikaye ile tanışma fırsatı yakaladım bu da bana kendi yazım maceramda da büyük ilham kaynağı oluyor.

ÖDÜLLER de gelmeye başladı elbette… Seninle gurur duyuyorum.

• Geçen yıl Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği tarafından her yıl verilen Ali Nesim Edebiyat Ödüllerinde Girne Belediyesi Sponsorluğunda verilen “Fantastik Roman Teşfik Ödülü”ne layık bulundum. Bu da fantastik bir yazar olarak eserlerimin üretimine devam etmem için beni hem yüreklendirdi hem de çok mutlu etti. Son yıllarda genç yazarları desteklediği için hem Yazarlar Birliğine hem de Girne Belediyesi ve başkanı Sn. Nidai Güngördü’ye çok teşekkür ederim.

Peki, ÜÇLEME tamamlandığında sırada ne var?

• Safir’in ana hikayesi belki üç kitapta tamamlanacak ama öncesi ve sonrasını anlatacak spinoff hikayeleri şimdiden hazır. Safirle geçirecek birçok yılım daha olduğunu biliyorum. Çünkü Safir benim geçmişim, bugünüm ve geleceğim… GEÇMİŞİM çünkü otobiyografik bir özelliği var benim lise yıllarımı ve oradaki arkadaşlarımı anlatıyor. BUGÜNÜM çünkü hala Safir Serisi için çalışıyorum. Yeni hikayeler yazıyorum. GELECEĞİM çünkü Safi rile daha birçok maceraya çıkacağımı biliyorum…

Sevgili KEMAL, bana zaman ayırdığın için çok teşekkür ediyorum. Yazın yolculuğunda IŞIKLI BİR YOLDA yürümeni diliyorum oğlum…

AYŞE TURAL

Bu haber 4070 defa okunmuştur

:

:

:

: