Kazanmak

Ekonomik kriz,Siyasi kriz, Sosyal patlama derken günler geçip gidiyor.

Ekonomik kriz,Siyasi kriz, Sosyal patlama derken günler geçip gidiyor. İstikrar kayıp,belki bulunur diye bekliyoruz. Bu gün anlatacağım 25 yıllık bir tanışıklığın hakkiki hikayesi olacak. Hikayenin içinde bütün krizler mevcut. Geçim sıkıntısının verdiği sarsıntı aile birlikteliklerini de etkiliyor. Nitekim bir kaç yıl evvel yazdığım bir yazıda bahsettiğim Aynur’un hayat hikayesine bir yenisi eklendi. Sterlin ile aldıkları evin taksitlerini ödeme zorluğu aileyi sıkıntıya soktu. Onlar, Bulgaristan Türklerinin Zorunlu göç kapsamında ilk Türkiye’ye gelen grupta yer aldılar. Yıl 1989 Türkiye’de kapıdan girişte nasıl karşılandınız diye sorduğum zaman sıcak bir karşılaşma oldu diyor. Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden 350.000 kişi olduğunu söylemişti.İlk geçişte yanlarında sadece 5-6 valizleri olduğunu ,evlerini ev eşyalarını Bulgaristan’da bıraktıklarını üzüntü ile dile getirmiş ,arkalarında bıraktıkları anne ve babalarının ise daha sonra sırası ile Türkiye’ye antlaşma çerçevesinde gönderildiklerini sözlerine ilave etmişti. Kırcaali’de evlerinin boş ve harap bir şekilde mülkiyetlerinde durmakta olduğunu ama bir gelirleri olmadığını üstelik halen vergi ödediklerini de anlattı. Türkiye’de vatandaşlık hakkı elde ettiklerini, devletin bir yıl süre ile kendilerine maaş bağladığını ve Bursa’ya yerleştiklerini söylüyor ,o zamanki hükümetin kooperatifler vasıtasıyla kendilerine 20 yıl vadeli borçla ev sahibi olma imkanı tanıdığını bu çerçevede kolaylıkla ev sahibi olduklarını da anlatıyor.. Bursa’da halen hem eşinin hem kendi ailesinin yaşadığını. Bursa’nın şimdiki halini de öve öve bitiremiyor. Hastanelerin son derece modern oluşlarından ve verdikleri hizmetten çok memnundur. 1999 yılından beri KKTC’de yaşadıkları hayatlarından memnuniyetlerini dile getiriyor. İnsanın karnının doyduğu yeri vatanları gibi sevdiklerini, savaşsız huzur içinde sağlıklı günlerde yaşadıklarını, bu toprağın kıymetinde olduklarını üstüne basa basa söylüyor. Kıbrıs’ta göç edip evini yerini bırakan Güney’den gelen kişileri çok iyi anladığını ifade eden Aynur bugüne kadar halledilmeyen Kıbrıs meselesinin bundan sonrada çözüleceğini inanmamaktadır. Adriana adı ile Aynur altı ay Fransa’da mevsimlik işçilik yapmıştır. Aynur 60 yaşındadır ve borçlarını ödeyebilmek adına bu sefer eşini de yanında para kazanmak için götürmüştür. Şimdi onlar, ülkemizdeki Yeşilırmak Çilek tarlalarının değil Fransa’daki çilek seralarının mevsimsel işçileridir. Aynur, Kıbrıs’a gelişinde 5-6 saatliğine beni görmeye gelmiştir. Sorularımı cevaplamıştır. Acente ile anlaşmalı Bulgaristan üzerinden 31 kişilik gruplar halinde iş başı yapmaktadırlar, İşçi olabilmek için yaş sınırı yoktur. Mayıs ayı çilek toplama zamanıdır ve sabahın erken saatlerinde çilek güneş görmeden toplama yapılmaktadır. Günde 11 saat çalışmaktadırlar. 7 saat toplama geri kalan saatler ise iş yerinin toparlanıp düzene konması içindir. Her işçi kişi başına önceden belirlen kasa miktarı kadar meyveyi toplamak mecburiyetindedir. Süre 45 gündür. Sonrasında Kabak toplama günleri başlayacaktır. Daha sonra 14 gün şaraplık üzüm toplanacaktır. Çilekte aylık ücret 2000 Avro ellerinde kalan ise 1800 avrodur. Çalıştıkları bahçelerin yanındaki lojmanlarda kira karşılığı kalmaktadırlar. Fotoğrafları gösterdiği zaman Çukurova dizisindeki huğlar gibi işçi evlerinin modern halinde iki kişilik ikamet ettikleri hazır evleride gördüm. Bulgaristan’daki adları ile çağrıldıkları yerde, bu yaşta çalışan Adriana ve eşi için tek teselli biriktirecekleri para ile borçlarını ödeyecekleri ve evlatlarına yapacakları parasal yardımdır. Aynur takdir edilecek mükemmel bir işçi kadındır. Güne sözmü? “İşine ve eşine aşık olan adam her zaman kazanır”

Bu haber 3334 defa okunmuştur

:

:

:

: