Mesele vatansa gerisi teferruattır

Bundan tam 48 yıl önce Kıbrıs adasında yeni bir dönem başladı. Türk askerinin adaya yaptığı harekat ve adadaki varlığı, barışın ve huzurun garantisi oldu.

Bundan tam 48 yıl önce Kıbrıs adasında yeni bir dönem başladı. Türk askerinin adaya yaptığı harekat ve adadaki varlığı, barışın ve huzurun garantisi oldu.
O gün bu gündür yapılan müzakerelerde “iki toplum yeniden aynı devlet çatısında bir arada yaşayabilir mi” diye bir formül arandı. Ama ne yazık ki yapılan onca müzakere maratonuna rağmen o formül bir türlü bulunamadı.
Çünkü adanın tamamına hakim olmak isteyen Rum zihniyeti, Kıbrıs Türkünü bu adada eşit ortak değil, azınlık olarak gördü.
Böyle bir zihniyetle yapılan müzakere de ancak görünüşte oldu. Kıbrıs Türk tarafından gelen onca yapıcı öneriye rağmen hiçbir sonuç elde edilemedi.
Bunun son örneği Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Güney’e sunduğu 6 maddelik öneriler dizisidir.
BM, bu önerileri Anastasiadis’e dün ulaştırdı. Rum liderin tepkisi ise beklediğimiz gibiydi.
Ne dedi Anastasiadis?
Onca süslü diplomatik dilin arkasında Rum liderin verdiği mesaj şuydu: “Görüşürüm ama kabul etmem.”
Aslında yıllardır Rum yönetiminin müzakere masasında oyaladığı Kıbrıslı Türkler, bu felsefeye elbette yabancı değildir.
Ancak artık ne dünya eski dünya, ne Türkiye eski Türkiye, ne de Doğu Akdeniz eski Doğu Akdeniz’dir.
Adanın etrafındaki hidrokarbon kaynaklarını kendi oyuncağı gibi kullanabileceğini sanan Rum yönetimi fena bir yanılgı içindedir.
Ankara’dan 20 Temmuz kutlamaları çerçevesinde dün gelen mesajlar da önümüzdeki yeni dönemin işareti gibiydi.
TC Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Tatar’a gönderdiği 20 Temmuz mesajında “Kıbrıs Türk halkının çözümsüzlüğün mağduru kalmasına izin vermeyiz” dedi.
Yani artık Türkiye Kıbrıs meselesiyle ilgili artık eli kolu bağlı oturmayacak.
Erdoğan’ın sözlerinde verdiği mesajın tamamını anlayabilmek için Yardımcısı Fuat Oktay’ın 20 törenlerinde yaptığı konuşmaya bakmakta fayda var.
Fuat Oktay “İnşallah bir sonraki Türk Devletleri Teşkilatları zirvesinde KKTC bayrağını da göreceğiz” diyerek gidilecek köyü işaret etti.
Bu şu demektir. KKTC artık uluslararası arenada Türkiye’nin desteğiyle daha görünür olacak.
Elbette bu, akşamdan sabaha kolayında gerçekleşecek bir mesele değil.
Ancak Türkiye’nin hedef şimdiden belli.
Sorun aslında Türkiye’nin Kıbrıs meselesine yaklaşımından ziyade Kıbrıs Türk siyasetinin yeni politikayı tam olarak özümseyememesinden kaynaklanıyor.
Bu politikayı sadece Cumhurbaşkanı Tatar ya da hükümetin özümsemesi yetmez.
Milli birlik ve beraberlik gerektirdiği için muhalefet de bu konuda asgari müştereklerde iktidarla yan yana olmak zorundadır. Sözün özü… Mesele vatansa gerisi teferruattır. Bizden söylemesi…
Bu haber 6827 defa okunmuştur

:

:

:

: