Algı farklılığı ve taraftarlık

T.C Başbakanı R.T.Erdoğan’ın Kuveyt, Katar ve Yemen’e yaptığı çıkarmalar sonrasında bu ülkelerle de ticari ilişkileri ve ikili ilişkileri arttıracak anlaşmalar yapıldı.

T.C Başbakanı R.T.Erdoğan’ın
Kuveyt, Katar ve Yemen’e yaptığı çıkarmalar
sonrasında bu ülkelerle de ticari ilişkileri ve ikili ilişkileri arttıracak
anlaşmalar yapıldı. Bu anlaşmalar sadece ekonomik değil bunun da yanında
vizelerin kaldırılması konusunu da içinde barındırmaktadır.

Davutoğlu’nun izlediği Maksimum
işbirliği politikası sadece komşularla sınırlı tutulmamış, bu ziyaretlerle
beraber komşu ülkelerin ötesine taşınmak istendiği görülmektedir. Bu
girişimlerin elbette olumlu bir çok yanının olduğunu söyleyebiliriz.
Küreselleşen dünyada bunu zaten sadece Türkiye yapmamaktadır.Nasıl Güney
Koreliler Yeni Zelandalılarla iş yapıyorsa buda böle bir şey.

Son zamanlarda atılan bu adımlar
karşısında AB’ye doğru bir Türkiye algısından çok Yemen’e uzanan bir algıyı
oluşturması gerçekleri yansıtmıyor. Bu algıyı da oluşturan bir örnek verirsek
Başbakanın Kuveyt’ten Almanya Başbakanı’nın Güney Kıbrıs’tan tarafların
aleyhlerinde yaptığı
konuşmalardır. Güney Kıbrıs’ta ki Merkel’in konuşmaları sadece tarafkir olmanın
getirdiği, önyargılı ve konu hakkında zerre kadar bilgisinin olmadığını ortaya
koydu. Bu noktada kendimizi şanslı görebiliriz. AB’nin Kıbrıs politikasına
verdiği önemi anlamamızda ve tarafların girişimlerine gösterilen hassasiyetleri
ne kadar gözleyebildiklerini de buradan çıkarabiliriz. Merkel’in Güney Kıbrıs
konuşması siyasi çıkarların ötesine gitmemekte, gerçekleri yansıtmamaktadır.Her
ne kadar Merkel Kıbrıs konusuyla Türkiye’nin AB’ye girmesi önüne set çekmek
istesede, Nasıl AB Türkiye’ye muhtaçsa Türkiye’nin de AB'ye bir o kadar ihtiyacı
vardır.

Dünya siyasetinde liderler her
ne kadar böyle konuşmalar yapsa da birbirlerine ihtiyaçlarının olduğunu
bilmektedir. Örneğin; Ekonomik açıdan bakarsak AB içinde yer alan Almanya’nın
Türkiye ile arasında ki ticaret payının ne kadar yüksek olduğunu hepimiz
biliyoruz. Sosyal ve kültürel bakımdan da
Türkiye’nin verdiği göçlerden sonra Almanya’ya yerleşen Türkiye kökenli
vatandaşların milyonlarca olması yine durumun önemini arz ediyor.

Türkiye bölge coğrafyasında ve
ötesinde açılımlar yapmaya çalışıyor.Fakat unutulmaması gereken en önemli nokta
ekonomik açıdan önemli kazançlar getirmesi beklenirken siyasi bakımdan kötü
sonuçları da doğurabilir. Türkiye’nin bu atılımları AB’ye karşı yolunda
algılanırsa Doğu ülkeleri ile de arasını açabilir. Hatırlarsak AB ile Türkiye
arasında müzakelerin başlaması ile beraber Körfez Sermayesinin Türkiye’ye doğru
aktığı görmüştük. Buradan yola çıkarsak AB ile ilişkilerin yukarda söylediğimiz
gibi farklı algılanma olayının sonucunda sermaye sahiplerinin Türkiye’ye
yapacağı –yaptığı yatırımları kaydırmasına sebep olabilir(Para /yatırım güvenli
bölgeleri sever).

Ayrıca Türkiye’nin Ortadoğu ve
Afrika açılımlarını Orta Asya ve Transatlantik ötesine de kaydırmasında fayda
vardır. Kıbrıs konusunda siyasi engellerin aşılması gerekmektedir. Bununda
Ticaret ve yatırımla olacağını doğru bir tespittir. Uzak doğu’dan bazı
yatırımcıların şuan KKTC’de yatırım yapmak istemeleri güzel bir gelişmedir. Bunların
arkasından gelecek diğer sermaye sahipleri desteklenmeli.Teşvik edinilmelidir. Almanya
Şanşölyesi Merkel’in Güney Kıbrıs’ta yaptığı konuşmaya en iyi cevap Batı
ülkeleri ile ticari, kültürel, sosyal ilişkileri arttırmaktan geçmektedir.

Dünya santracında hiçbir oyuncu
tek başına hareket edemediği gibi diğer devletlerden kendini bağımsız
hissedemez. Türkiye’nin de atacağı adımlarda kendisini bağımsız hissettiği
algısı yanlıştır. Şuana kadar dış politika emin ve kendinden emin adımlarla
ilerleyen Türkiye’nin AB yolunda da bazı önemli sürpriz adımlar atması
gerekmektedir. Fakat bu adımlar Türkiye’nin kırmızı çizgilerinin berisinde
olması doğal olandır.

Bu haber 1038 defa okunmuştur

:

:

:

: