Sondajdan sonra anavatana bile muhtaç olmayacağız(!)

Sakin sakin yaşıyoruz diye öyle sıradan bir dönemde zannetmeyin içinde olduğumuz dönemi. Ya ada kıymete binip zenginlik getirecek, ya da hayal kırıklığı olacak.

Sakin sakin yaşıyoruz diye öyle sıradan bir dönemde zannetmeyin içinde olduğumuz dönemi.
Ya ada kıymete binip zenginlik getirecek, ya da hayal kırıklığı olacak.
Ama her halükarda adamızda huzurumuz kaçacak.
Ada üzerinde hak iddia edenlerin sayısı artacak. Diğer bir deyişle adanın reytingi artacak. Bu “reyting” ada halkına yarayacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Bu defa balı tutan parmağını yalayamayacak. Çünkü ensemize vurup balı elimizden almaya çalışanların sayısı artacak. Yine balı tutan gibi görünsek de aslında bala bakan olacağız.
Bütün bu olup bitenlerden bize kalan yaşanan huzursuzluk ve iki arada bir derede kalmışlığımız olacak.
Hadi hayırlısı… Yeraltı kaynaklarımız sandığımızdan çok daha zenginmiş…

***

Felaket tellalcısı deyin bana isterseniz. İsterseniz de kötümser deyin.
Kıbrıs adası üzerinde ne zaman Kıbrıslıların söz hakkı olmuş ki şimdi de olsun?
Ada üzerindeki hak sahipliğimizin boyutları hakkında kendimize dahi dürüst davranamıyoruz. Adanın koşulsuz sahipleriymişiz de topraklarımız üzerindeki haklarımızı, sadece biz dilediğimiz kadar dağıtabiliyormuş gibi lanse ediyoruz.
İşin gerçeği o değil ki!
Bir nimet varsa bizim değil! Sıkıntı dışında bir getirisi olmaz bize. Savaş çıksa biz şehit oluruz; onlar da zengin…

***


Bütün bunlar bir yana başka şeyler de var sorgulanması gereken bana göre:
BM parametreleri doğrultusunda müzakereler sürdürülüyorsa beni meraklandıran bir husus var:
TC-KKTC arasında imzalanan antlaşma BM parametrelerine uygun değil sanki. Uygun olsaydı BM yetkililerinin refakati de söz konusu olurdu gibime geliyor.
BM parametreleri harici bir atılım yapmışsak, parametrelerden de sapmış oluyoruz galiba. Parametrelerden sapıldıysa, bugüne kadar, en azından 2004 Annan Planı süreci sonrasında başlatılan sürecin tümü güme gitmiş olmuyor mu?
Yani sil baştan gibi duyuldu kulağıma şimdi de tüm bu olanlar!
Rastlantıya bakın; Güney Kıbrıs medyasından bizim basınımıza daha dün yansıyan haberler 2. Cumhurbaşkanı Talat döneminde yapılan açıklamaları doğrular nitelikte. Kendi döneminde Güney ile Kuzey arasında, bir çözüm için önemli yakınlaşmalar sağlandığı konusunda Talat ve Talat’ın özel temsilcisi Nami’nin yaptığı açıklamaların bir yakınlaşmaya vurgu yaptığını hepiniz hatırlıyorsunuzdur. O halde bu yakınlaşmalar da çöpe gitmiş oluyor. Yani çözüm ile ilgili ümitler, BM gözetimindeki 3’lü, 5’li, çoklu(!) konferansları da BM parametreleri ile ilişkili olarak etkisiz ve anlamsızlaştırıyor…
New York’taki son derece cüretkâr atılım, herhalde aşinası olduğumuz ama içeriğini hiçbir zaman bilmediğimiz “B Planı” söylemlerinin bir yansıması. Şimdi bir B Planı sürecine girilmişse; devlet olarak çıkarlarımızı gözetecek zorunlu önlemleri de alabiliyoruzdur.
Yani bağımsız ve demokratik KKTC, kendi yer altı kaynaklarının yönetimini ve pazarlanmasını, halkının ve yurdunun çıkarlarına zarar vermeksizin kullanmak için gerekli çalışmaları başlatmıştır. Çünkü sondajı ve her türlü çalışmayı yapacak olan Anavatanımız bile olsa, kendi çıkarları olan ayrı bir devlettir. Bu nedenle kendi çıkarlarımızı gözetim altında tutabileceğimiz ve başka bir halka vermek zorunda kalmayacağımız şekilde çalışmalar yapılacaktır elbette.
Dünyanın, uğruna savaş çıkardığı kaynaklarımızı sorgusuz sualsiz devredilebilecek kadar güvendiğimiz başka bir devletin varlığına sahip oluşumuzu ayrıca kutlamak şart.
Bunun da farkındayızdır herhalde(!)

***

Gözümüzü dört açabileceğimize ve bu sayede ekonomik bağımlılık ve fakirliğe karşı verdiğimiz mücadelede kazançlı çıkacağımız bir çalışma yapabileceğimize emin olmak istiyorum.
Bu konuda da Cumhuriyet Meclisi’nin gerekli üst düzey bağımsız çalışmalar yapacağından emin olmak istiyorum.
Ne kadar çalışsam da emin olamadığımı söyleyeceğim için üzgünüm arkadaşlar. Ama galiba çok iyi düşünmeden atladık bu işin içine.
Hadi hakkımıza hayırlısı. Allahtan ümit kesilmez demekten başka bir görev düşmez Kıbrıslı Türklere bu aşamada…
Bu haber 419 defa okunmuştur
  • mesele yanlız kurt  girne - 27.09.2011 türkiye cumhuriyetin yapmak istediğini anlamamak mümkün değil dimi ada etrafındaki yeraltı zenginlikleri sadece rumların olmadığını anlatmak kktc nin de haklarının olduğunu herkezin bilmesini sağlamak durumunda bu yüzden tc ile kktc arasında işbirliği yapılmıştır tc nin akdeniz deki petrole ihtiyacı olduğundan değil kktc nin haklarının korunması acısından önemlidir saygılarımla

:

:

:

: