Çelen Oben
Ülkemizde mevcut 32 spor federasyonu var. Bunlardan bazıları özekliğini kanamış bazıları ise özerk olamadan yapılarını sürdürmeye çelışıyor. Mevcut yapıdaki tüm spor federasyonları
Kendi ayakları üzerinde duramadıklarından devletin katkısı ile faliyet yapabilmekte ve varlığını sürdürebilmektedirler. Ancak hal böyle iken kendi tüzüklerini kendileri hazırlıyor ve uygulamaya koyuyor. Hiç kimse bu konuda federasyonların tüzüklerinin yasalara uygun olup olmadığını sorgulamıyor. Hatta ve hatta bırakın yasaları, değiştirlmesi bile zaman zaman meclis ve hükümet krizlerine neden olan Anayasaya bile aykırı.
Ülkemizde sürekli olarak federasyonların spor branşlarının gelişmesinden ve olası bir durumda Avrupa normlarına uygun hale gelmelerinden bahsedip ahkam kesiyoruz.
Ancak bu konudaki eksiklik bence bir an önce üzrinde durulması gereken ve biran önce elden geçirilmesi gereken bir eksiklik.
Belki dile getirilmiyor, dillendirilmiyor, ama birçok federasyonun yasa tanımaz tüzükleri sayesinde birçok yönetici ahkam kesip devletin parasını da çar-çur edebiliyor. Bu konuda tüzüklerin sayesinde de kimse kendilerine “siz ne yapıyorsunuz” diyemiyor. Seçim oluyor yine aday olacak olanlar tüzüklere takılıyor.
Spora olan düşkünlüğünden sayın bakan bunu göremeyebiliyor. Bu da gayet normal. Ancak bu konuda bu yazımı bir ihbar olarak kabul edebilir ve bu konuda da gereken her bilgiyi de kendisine verebilirim.
Uzun süredir üzerinde araştırdığım federasyonlar var. İçler acısı… bir dokun bin ah işit türünden… sporcular rahatsız. Sporcuların aileleri rahatsız… hatta ve hatta Federasyonun yönetiminde olanlar da rahatsız…
Gelin hep birlikte çıkalım, “siz söyleyin ben yazayım çıkaralım ortaya” diyorum; “yok olmaz. Zaten zor spor yapıyoruz. onu da yapamayacağız. Bizim ülkede herkes koruma altında. Onlara bişey olmaz. olan bize olur. Kabak bizim başımıza patlar” diyorlar. Hak veriyorum. Sonuçta bir avuç ülkede biravuç kişiyle spor yapıyoruz. Yada yapmaya çalışıyoruz. Birinin kuyruğuna bastınız mı “neden bastın” diye sorgulamak yerine “vay senmisin basan” mantığında size saldırmaya başlıyor. Bugün telefonlarım hiç susmayacak biliyorum. Ama bu konuda bildiklerimi de yine kendime ve yetkili mercilere saklayacağım. Ama bu hiç açıklamayacağım anlamına da gelmiyor. Günü gelecek her şey gün ışığına çıkacak. Bugün mesajı olanlar alsın. Gerekeni de yapsın. İster tehdit olarak algılayın ister blöf. Ama ben bildiklerimi bir günde değil; ben bildiklerimi başkasının ağzından değil; ben bildiklerimi inceleyerek, doğrulatarak öğrendim. Şununda farkındayım bildiklerim bilmedikleriminin yarısı kadar. Bilmediğim çok şey de var… onları da öğreneceğim.. ve kıyamet işte o zaman kopacak.