Birleşmiş Milletlerde hafta sonu, Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Rum Kesimi Lider Hristofyas BM Genel Sekreteri Ban’ın huzurunda bir araya gelecek ve çözümü görüşeceklermiş. Mişli fiilere karnımız tok. Karamsar bir taplo çizmek istemem ama bu ülke ile ilgili plan ve program uzun yıllar önce İngiliz ve Amerikan tarafından çizildi. İngiliz, Ada’daki üslerinin varlığını korumak, ABD’de de batmayan bir uçak gemisinde petrolü kontrol için buralarda var olmayı sürdürmek niyetinde. Kısacası benim kanaatime göre bu iş çoktan bitti. Yani bu Ada, ‘Taksim’ edilerek, birisi Rum’un diğer kısmı da Türkiye’nin idaresine verilmiş durumda. Hade be sende atma diyenler ile isterseniz gelin biraz nostalji yapalım. Yıl 1986 Özal devri. Özal ‘Esenlendirme Paketi’ adı altında halis zeytin yağına bulandırılmış ‘Zeytin yağlı’ kazığı paket adı altında bizlere sunarken, ekonomimizi Rum Kesimi ekonomisi seviyesine yükseltmek vaazı verirken neden Sanayi Holdingi kapatıp fabrikaları Türkiye’ye taşımıştı. Ve neden hayvancıyı, narenciyeciyi, çifçiyi üretimden kopartarak ‘Devlet Dairelerinde Memur ‘ yapmıştı? Üretimden kopan bizler, tası tarağı toplayarak, kızımız kızanımız ile devlet dairelerine kapağı atmaya çalışırken, avuç açmayı da bir marifet sanmıştık.
Birleşmiş Milletlerde hafta sonu, Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Rum Kesimi Lider Hristofyas BM Genel Sekreteri Ban’ın huzurunda bir araya gelecek ve çözümü görüşeceklermiş. Mişli fiilere karnımız tok. Karamsar bir taplo çizmek istemem ama bu ülke ile ilgili plan ve program uzun yıllar önce İngiliz ve Amerikan tarafından çizildi. İngiliz, Ada’daki üslerinin varlığını korumak, ABD’de de batmayan bir uçak gemisinde petrolü kontrol için buralarda var olmayı sürdürmek niyetinde. Kısacası benim kanaatime göre bu iş çoktan bitti. Yani bu Ada, ‘Taksim’ edilerek, birisi Rum’un diğer kısmı da Türkiye’nin idaresine verilmiş durumda. Hade be sende atma diyenler ile isterseniz gelin biraz nostalji yapalım. Yıl 1986 Özal devri. Özal ‘Esenlendirme Paketi’ adı altında halis zeytin yağına bulandırılmış ‘Zeytin yağlı’ kazığı paket adı altında bizlere sunarken, ekonomimizi Rum Kesimi ekonomisi seviyesine yükseltmek vaazı verirken neden Sanayi Holdingi kapatıp fabrikaları Türkiye’ye taşımıştı. Ve neden hayvancıyı, narenciyeciyi, çifçiyi üretimden kopartarak ‘Devlet Dairelerinde Memur ‘ yapmıştı? Üretimden kopan bizler, tası tarağı toplayarak, kızımız kızanımız ile devlet dairelerine kapağı atmaya çalışırken, avuç açmayı da bir marifet sanmıştık.
Türkiye eskiden Rum’a karşı bizleri ayakta tutmak zorundaydı bunun için CTP’nin yelkenlerini rüzgar ile doldurmuş, salam politikası sonrasında alacağını alıp, bazı getirileri elde ettikten sonra CTP ile işi bitince hele hele biraz karşılık görünce de onu al aşağı ederek UBP’yi koltuğa oturtmuştu. İşi bitince de kağıdı buruşturup çöp tenekesine atmaktan geri durmamıştı..
2000 yılında, Ganimet Devri bitince, Bankalar Krizinde birçok banka ‘Tumba’dan nasibini aldı. Merkez Bankası başında Türkiye’den gelen üst düzey bürokratlar olmasına karşı fatura becereksiz ve yeteneksiz Kıbrıslı Türkler denilerek bizlere kesildi.
Şimdilerde ikinci bankalar operasyonu başladı. Geçtiğimiz günlerde Sayın Elçinin açıklamalarına tanık oldum. KKTC’de mevduatların ekonomiye döndürülmediğinden dem vuruyordu Sayın Elçi. Bu konuda Elçi’yi haklı buldum. 10 Milyar dolayındaki mevduat bizim gibi küçük ölçekli ülkeleri yürütmez, uçurur. Bankalar bu paranın büyük bölümünü yurt dışında kullanırsa, bu ekonomi değil yürümeyi emeklemeyi bile beceremez. Haaaa, bankalar geri dönmeyen krediler büyük bu nedenle parayı pahalı hale getiriyor savunmasında. Peki bu paranın geri dönmemesi de uygulanan ‘Faiz ‘ poletikasından kaynaklanmıyormu? Siz %8 ile aldığınız parayı %50 ile satıp fahiş bir kar elde etmeyi hedefliyorsanız ve her üç ayda bileşik faiz denen ucube ile 200 lira 5-6 Milyara dönüşürse siz bu halkın aldıkları kredileri nasıl ödeyebileceğini açıklayabilrmisiniz?
Bence Maliye Bakanı Ersin Tatar bu konuda haklı. Elçi’nin açıklamasından sonra Sayın Tatar’ın aldığı direktif doğrultusunda faiz yasasını hayata geçirmek istediği kanaatini oluştursa bile bu artık bir zorunluluk oldu. Çünkü 10 bin borçlu Mahkeme Koridorlarında ömür tüketirken, bu orduya yeni neferler katılmaya devam ediyor.Ve Tatar bunu başarırsa kesin yeniden seçilme şansını elde eder.
Kısacası Türkiye bu konuda da düğmeye bastı. Türkiye Bankaları düşük faizli kredi verirken yerel bankaların fahiş fiyat uygulaması birilerinin düğmeye basmasına neden oldu. Bankalar ekonominin röntgenini çeken kurumlar olarak lanse ediliyor. Türkiye Bankalarının at koşturttuğu bir ortamda, yerel bankaların topladıkları mevduatları dışarda nemalandırılmasına ve güçlenmesine sanırım izin verilmez. Kooperatıflerin ‘Ticari Bankalara’ dönüştürüldüğü ülkemizde Kooperatifin görevini Ziraat Bankası üslenecek. Zaten kısmen bunu bugün üreticiye kredi vererek yapıyor. Vakıflar Bankasının yerini, sanırım bir zamanlar getirilmesi düşünülen Türkiye Vakıflar Bankası da alabilir.
Kısacası ticari bankalara dönüşen kooperatiflerin köküne de kezap suyu dökülebilir.
Bakanlar Kurulu özelleştirmeyi görüşmeye başladı. Emir demiri kesecek ve artık esamesi okunmayan bizler ne kadar bağırırsak bağıralım, bu özelleştirme ‘YAPILACAK’. Telefon adios derken belki biraz elektrikte sorun yaşanacak.
Neyse bu coğrafyada Türkiye’ye bir rol biçildi. Bence rol gereği İsrail ile atışmaya başlayan Türkiye, gözlerin bir Türkiye – İsrail tartışmasına çevirdi. Filistin veya Arap – İsrail çatışması bir tarafa bırakılarak liderler Türkiye – İsrail tartışmasını konuşmaya başladı. Arap dünyasında bir Türkiye sevdası başlarken, Türkiye’de bir ‘Arap Baharı’ yaşanmaya başlandı. Türkiye bir taraftan İsrail ile çatışırken, bir diğer taraftan İran’a karşı füze kalkanı kuruyor. Yani ABD Irak’tan çekildikten sonra büyük bir Şii nüfusa sahip olan Irak’a, İran’ın hakim olması önlenerek, Türkiye’nin burada söz hakkı olması sağlanmaya çalışılıyor.İşte bu noktada Kıbrıs’ın Kuzey’ini kontrol için de Türkiye’ye görev biçilmiş durumunda.
İngiliz’in, Amerikan’ın kol gezdiği ve görev biçtiği bölgede bohçada yama olarak görülenleri bizleri kim takar ki?
CTP sanırım bunları gördüğü için TDP ile şimdi Sendikal Platformda yer almaya başlıyor. ÖRP ile DGP fol ve yumurta yokken yeni bir oluşuma gitmesi ve UBP ile koalisyona hazır hale getirilmesi sizce nedendir dersiniz?
Evet ciğercinin kedisi olmanın bedelini sanırım karnımıza ve kıçımıza yediğimiz tekmeler ile ödemeye başladık. İnşallah tekmeyi vuranlar bunun ile yetinir de başımıza daha büyük belalar musallat etmezler.