ZOR BİR DÖNEM YAŞIYORUZ

Hıdıroğlu, 2 kız çocuğunun yaşadığı olay sonrası yuvayla ilgili gündeme gelen iddiaların çoğunun asılsız olduğunu söyledi:

Hıdıroğlu, 2 kız çocuğunun yaşadığı olay sonrası yuvayla ilgili gündeme gelen iddiaların çoğunun asılsız olduğunu söyledi:



Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürlüğü’ne bağlı olan Lefkoşa’daki Çocuk Yuvası’ndan kaçan ve kayıplara karıştıktan 7 gün sonra bulunan D.A ve S.K adlarındaki 14 ve15 yaşlarındaki kız çocuklarının yaşadığı iddia edilen olaylar ülkede gündeminin birinci sırasına yerleşti.

Kaldıkları yuvadan ayrıldıktan sonra sırra kadem basan kızlar, polisini büyük uğraşları sonucu önceki Lefkoşa’nın Göçmenköy bölgesindeki bir evde bulundu.
Hastanede yapılan tetkikler sonucu cinsel istismara uğradıkları anlaşılan kızların verdiği ifade doğrultusunda polis, 19 ve 20 yaşlarında olan üç genci gözaltına alarak tutukluluk talebiyle önceki gün Lefkoşa’daki nöbetçi Kaza Mahkemesi’ne çıkardı.
Basına kapalı gerçekleştirilen duruşmadan sonra zanlılar aleyhine 3 gün tutukluluk kararı alındığı öğrenildi.
Gerek mahkeme avlusunda zanlıların ailesinin anlattığı gerekse olayda cinsel istismara uğradığı açıklanan kızların yakınlarının dile getirdikleri iddialar ülkede bomba etkisi yarattı.
Star Kıbrıs’a, yaşanılan üzücü olay sonrası açıklamalarda bulunan Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Cansel Hıdıroğlu, ülkede en çok özveri gerektiren bir kurumun başında olduğunu söyleyerek kamuoyunda gündeme gelen iddiaların birçoğunun asılsız olduğunu ve bunlardan dolayı zor bir dönem yaşadıklarını ifade etti. Olayla ilgili gündeme getirilen iddialar yüzünden özellikle yurttaki çocukların ve çalışanların psikolojisinin olumsuz etkilediğini söyleyen Hıdıroğlu, “Bunların bazılarının çalışma arkadaşlarımız tarafından yapılması bizleri daha da üzmektedir. Bu konuda her kesimden sağduyulu açıklamalar bekliyoruz” dedi.
Star Kıbrıs’a, olayda mağdur olan D.A ve S.K’nın arkadaşı olduğunu belirten E.D ve annesinin yaşananlar hakkında söyledikleri ise insanın kanını donduracak türden.
Star Kıbrıs, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından bugün hem Sosyal Hizmetleri Dairesi Müdürü Cansel Hıdıroğlu’nun hem de olayda mağdur olan kız çocuklarının arkadaşı olduğunu söyleyen 15 yaşındaki E.D ve annesinin açıklamalarını okurlarıyla paylaşıyor.

HIDIROĞLU: HAKETMEDİĞİMİZ SUÇLAMALAR YAPILIYOR
Star Kıbrıs’a, yaşanılan üzücü olay sonrası açıklamalarda bulunan Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Cansel Hıdıroğlu, ülkede en çok özveri gerektiren bir kurumun başında olduğunu söyleyerek, “Yaşananlar bizleri derinden üzmüştür. Hem dairemde çalışan arkadaşlarım hem yuvada görevli olan eğitmenler ortaya çıkan durum karşısında zor günler geçiriyor. Ülkede özveri gerektiren bir işi gecesini gündüzüne katarak, tüm olumsuzluklara rağmen hakkıyla yapmaya çalışan kurumumuz ve çalışanlarımız, hiç kimsenin arzu etmediği bir olay sonucu kamuoyu tarafından haksız şekilde eleştirilere muhatap olmuştur. Bizler dün olduğu gibi bugünde yuvadaki çocuklarımızı kendi evlatlarımızdan ayırmadan onların daha sağlıklı bir gelecek kurmaları yönündeki çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

“ASILSIZ İDDİALARDAN ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR”
Lefkoşa’daki yuva ile ilgili gündeme gelen iddialara da değinen Hıdıroğlu, yuvada sürekli olarak güvenlik açısından nöbet tutan bir bekçinin olmadığını doğrularken, eğitmenlerin yuvadaki çocuklarla ilgilenmediği yönündeki suçlamaları kesin bir dille reddetti. Yuvada kalan çocukların başta eğitim olmak üzere sosyal hayatlarına dair her konuda yanında olan görevlilerin hepsinin çocuk psikolojisi eğitimi aldığının altını çizen Hıdıroğlu, “Sosyal Hizmetler Dairesi’nde çalışan bazı arkadaşlarımızın kamuoyu önünde kurumu ve çalışma arkadaşlarını rencide edecek açıklamalarda bulunmasına bir anlam veremiyorum. Her çalışanım görevleri konusunda gerekli özveriyi göstermektedir. Yaşadığımız üzücü olay karşısında da hem kurumu hem çalışanları daha fazla yıpratmak kimsenin çıkarına değildir. Yaşanılan üzücü bir olay vardır bizim görevimiz bunun tekrarının olmaması için çalışmaktır” ifadelerini kullanarak kamuoyunda gündeme gelen iddiaların özellikle yurttaki çocukların ve çalışanların psikolojisini olumsuz etkilediğini söyleyerek bu konuda herkesimden sağduyu beklediğini kaydetti.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
“ARKADAŞLARIM BENİM YANIMA SIĞINDI”
Öte yandan, Lefkoşa’daki yuvadan kaçan, D.A ve S.K’nın 15 yaşındaki arkadaşları E.D, olaydan önce ve yaşanılanlardan sonra iki kızın kendi yanına sığındığını ileri sürdü.
Kendisinin de bir müddet Lefkoşa’daki çocuk yuvasında kaldığını belirten E.D’nin, arkadaşlarının 1 hafta içerisinde yaşadıklarını savunduğu olaylarla ilgili anlattıklarının bazıları şu şekilde:
“İÇKİ İÇİP, TECAVÜZ ETMİŞLER”: Öncelikle yuvadan kaçtıklarında benim yanıma geldiler. Benden bir arkadaşın numarasını istediler, onu aradılar. Terminalde bir arkadaşla karşılaşınca ondan kaçmışlar ve Gönyeli çemberine gitmişler. Otostop çekmişler. Genç bir çocuk almış, o da alıp bir çok erkeğin yanına götürmüş. Orada içki içirip tecavüz etmişler. 1 hafta boyunca onlarda kalmışlar. İki kızın beğendiği çocuklar arkadaşlarıma tecavüz etmiş.
Ben onlara facebooktan ulaştım. Bana döndüklerinde içki içtiklerini, nerelere gittiklerini ve erkeklerle neler yaşadıklarını anlattılar. İçki içmiş, biraz gezmişler. Hep yuvanın oralarda içki içmişler. Onlarla ilişkiye girmişler.”

“BANA KİMSEYİ ARAMA DEDİLER”
İsmi S.K, olan arkadaşının kendisiyle konuştuğunu fakat D.A’nın konuşmadığını söyleyen E.D, “İlk önce geldiler yanıma ve bana kimseyi arama dediler. Ben de ‘tamam’ dedim. D.A. ‘Ben otostop çekip annemin mezarına gideceğim, sonrasında da görevlileri arayıp geri yuvaya gideceğim’ dedi. Ama yuvaya gitmeyi de çok istemiyorlardı. Arkadaşlarım demiri kırıp kaçmışlar ama zaten orada kimse ilgilenmiyor. Barış ağabey (Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel) bize hep sahip çıkıyordu. Her şeyimizi saklamadan paylaşabileceğimiz kişi Barış ağabeydir” dedi.

“YUVANIN BİR BEKÇİSİ YOK”: E.D, sözlerini şöyle sürdürdü: Arkadaşlarım yuvadan uzaklaşmaya çalışıyordu. Gidecek yerleri olmadığı için de o erkeklerin yanında kaldılar. Ben de yuvada kaldım. Arkadaşlarıma görevliler ‘ne yaparsan yap istersen kaç umurumda değilsin’ diyorlarmış. Ben de buna birkaç kez şahit oldum. Yuvada her şeye ‘yaparız’ diyorlar ancak yapmıyorlar. Söyledikleri her şey lafta kalıyor. Üzerimize kapıyı kilitlemiyorlar ama yuvadan çıkmamıza da izin verilmiyor. Yuvanın bir bekçisi yok ve isteyen istediği gibi geliyor. Orayla kimse ilgilenmiyor.”

“KIZIM ORADA OLSAYDI O DA AYNI ŞEYLERİ YAŞARDI”:
E.D’nin annesi ise yaşanılan olayı şu şekilde anlattı:
Benim kızım yaklaşık 1.5 sene önce yaşadığı ergenlik döneminde sıkıntılar yaşadı. Kızıma bir arkadaşı akıl vermiş ve ‘yuvada kalabilirsin’ demiş. Bunun üzerine kızım Sosyal Hizmetler Dairesi’ne şikayette bulunmuş. Onlar da hayatımızı araştırmadan kızımı alıp götürdüler. Kızım benim yanımdayken de bana yardımcı olabilirlerdi. Ama onlar benden daha iyi bakamadılar. Ben bunun mücadelesini 1 hafta verdim ve saatlerce yuvanın kapısında bekledim. Ve şükürler olsun ki ben kızımı oradan aldım. Kızım eğer bu güne kadar orada olsaydı kızımın başına da aynı şeyler gelirdi. Bütün bu olayların sorumlusu yetkililerdir. Biz kızımla bu olayları yaşadıktan sonra psikolog yardımı almaya başladım. Bu konuda Barış beyin (Barış Başel) çok büyük yardımları oldu.”
Bu haber 748 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER