200 MS hastası var

“Dünyadaki MS hastalarının ailelerindeki MS oranı yüzde 15 ile 20 arasındayken Kıbrıs’ta bu oran yüzde 30’dur”

“Dünyadaki MS hastalarının ailelerindeki MS oranı yüzde 15 ile 20 arasındayken Kıbrıs’ta bu oran yüzde 30’dur”

KKTC’de, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nde takip edilen 200 MS (Multiple Skleroz) hastası olduğu; bu sayının, yurt dışında veya özel kliniklerde tedavi olanlar, rahatsızlığı hafif seyrettiği için durumunun farkında olmayanlarla 250’ye ulaşabileceği bildirildi. Merkezi sinir sistemini etkileyen oto-ümmin bir hastalık olan MS’e, Kıbrıslı Türklerde sık rastlandığı, Kıbrıslı Türklerin oto-ümmin hastalıklara daha yatkın olduğu belirtildi.

TAK muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Kıbrıs Türk Nörolojik Bilimler Derneği Genel Sekreteri Dr. Sıla Usar İncirli, kapalı gen havuzundan dolayı ada ülkelerinde yaşayan insanların oto-ümmin rahatsızlıklara daha sık yakalandığını dile getirdi.MS’in çoğunlukla 20 ile 40 yaş grubu arasındaki kişileri etkilediğini belirten Sıla Usar İncirli, MS’e yakalanma konusunda kadınların erkeklere göre iki kat daha şansız olduğunu kaydetti.

“GİTTİKÇE ARTIYOR MU”
“MS gitgide artıyor mu?” sorusunu yanıtlayan Sıla Usar İncirli, “Bunun cevabını bilemiyoruz. Nüfusumuzla ilgili birtakım tartışmalar olduğundan MS’li hasta sayısı konusunda tam sayıyı vermek mümkün değil. Ancak şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki toplumun hastalık konusundaki farkındalığında artış var. Tanı gereçlerindeki teknolojik gelişme ve MS’le ilgili bilgi birikimi nedeniyle hastalığı daha sık teşhis edebiliyoruz” dedi.

“TEDAVİ YÖNTEMLERİ GELİŞTİ”
Önceki yıllarda MS’in tedavisinde fazla seçenek olmadığını, son 20 yılda tedavi yöntemlerinin geliştiğini anımsatan İncirli, tekerlekli sandalyede olan her nöroloji hastasının MS’le bağdaştırıldığını ifade ederek, “MS’in toplumda kötü bir imajı var. Bunun yıkılması gerekiyor. Genç hastalarımız var, hastalık bazı kişilerde daha hızlı ilerliyor ama iyi seyreden hasta sayısı da o kadar fazla ki... Her MS hastası aynı değil. Bu hastalıktaki seyir bir yelpaze gibi geniştir” şeklinde konuştu.

“MEDİKAL TEDAVİ TAMAM, PSİKOTERAPİ VE FİZYOTERAPİDE EKSK VAR”
İncirli, Kuzey Kıbrıs’ta MS’in medikal tedavisinin yeterli olduğuna, ancak psikoterapi, fizyoterapi gibi konularda hastaların yardım alabileceği merkezlerin eksikliğine dikkat çekti, fizik tedavi ve rehabilitasyonun MS tedavisinde ilaç kadar önemli olduğunu vurguladı. Sıla Usar İncirli, hastaların fizik tedaviye götürülmesinde yükün ailelerin omzuna kaldığına işaret etti. İncirli, “Hasta ve hasta yakınlarına destek olunabilmesi için sivil toplum örgütleri ve devletin ortaklaşa çalışması gerekiyor” dedi.

MS’İN TARİHÇESİ

Sıla Usar İncirli, “Bilinen ilk MS hastasının 1400’lü yıllarda yaşadığı düşünülüyor” diyerek, 1868 yılında Multiple Skleroz tanımını ilk yapanın Dr Jean-Martin Charcot olduğunu söyledi. MS’in beyin, görme sinirleri ve omuriliği etkileyen merkezi sinir sistemi hastalığı olduğunu yineleyen İncirli, “Çocuk yaşta ya da 50 yaşından sonra MS’e yakalananlar da var bu oran yüksek değil. Hastalık çoğunlukla genç yetişkinleri, özellikle de kadınları etkiliyor” dedi.

“BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ YANLIŞ ÇALIŞMAYA BAŞLIYOR…”

MS’e yakalanan hastalarda bağışıklık sisteminin yanlış çalıştığını anlatan İncirli, “Vücut kendi yapı taşlarını sanki bir yabancıymış gibi algılayıp ona savaş açıyor” ifadesine yer verdi. Sıla Usar İncirli, bu rahatsızlığın “Miyelin” adı verilen yapı taşının yıkımıyla ortaya çıktığını anlatarak şunları ekledi:
“MS, önceleri “Demiyelizan” ve “İnflamatuar” bir hastalık olarak kabul ediliyordu. “Demiyelizan”, miyelini yıkan, “İnflamatuar” ise enfektif olmayan iltihabi durum, dokularda meydana gelen değişiklik anlamına geliyor. Ancak son zamanlarda MS’in aynı zamanda hücrelerin de kayba uğradığı “Nörodejeneratif” bir hastalık olduğu anlaşılmıştır.”
***


“DÜNYADA MS YÜZDE 15 İLE 20 ARASINDA, KIBRIS’TA BU ORAN YÜZDE 30”

2 yıllık süre ile MS’le ilgili bir araştırma yaptığını ifade eden Sıla Usar İncirli, Kuzey Kıbrıs’taki MS hastalarının yüzde 63’ünde ya ailelerinde MS, ya kendilerinde başka bir oto-ümmin hastalık ya da ailelerinde başka bir oto-ümmin hastalık tespit ettiklerini belirtti. İncirli, “Dünyadaki MS hastalarının ailelerindeki MS oranı yüzde 15 ile 20 arasındayken Kıbrıs’ta bu oran yüzde 30’dur” dedi, sonucun şaşırtıcılığına dikkat çekti.

“ÖLÜMCÜL DEĞİL…”
Sıla Usar İncirli, MS’in ölümcül olmadığına, fatal (ölümcül) seyri olan hasta sayısının oldukça az olduğuna işaret etti, “Ancak ataklar hastalarda ciddi özürlere neden olabilir. Bu hastalık üretken yaş grubunu tutuyor” diyen İncirli sözlerini şöyle sürdürdü: “Üniversite eğitimini tamamlayıp çalışma hayatına atılan, anne ya da baba olmaya hazırlanan insanlar MS’e yakalanabiliyor. Bu nedenle tıp dünyası ciddi özürlere neden olabilecek bu hastalığı önemsiyor. Bilim insanları hastalığın tanı ve tedavisi için ciddi çalışmalar yapıyor.”

“KISIRLIK YAPMAZ…”
Sözlerine MS’in kısırlık yapmadığını vurgulayarak devam eden Sıla Usar İncirli, “Kadın hastadaki MS’in seyri iyi gidiyorsa, atağı ve yeni lezyonu yoksa hasta hekimle birlikte gebeliği planlayabilir” ifadesine yer verdi. İncirli, MS hastası kadınların gebeliğindeki ilk 6 ayda atak beklemediklerini, hamileliğin doğası gereği bağışıklık sisteminde baskılanma olduğunu söyleyerek, son aylarda ve loğusalıkta hastalıkta bir hareketlenme meydana gelebileceğini belirtti.


BELİRTİLER

Hastalığın klinik belirtilerinin farklı seyredebileceğini ifade eden Dr. Sıla Usar İncirli, hastalığın etkilediği yere göre duyusal ve motor semptomlar ortaya çıkabileceğini ifade ederek şu örnekleri verdi:

“Görme sinirleri tutulduğunda puslu görme, beyin sapı tutulduğunda çift görme, dile peltekleşme, yutma güçlüğü, denge merkezi tutukluğunda dengesizlik, yürüme bozukluğu, serebralhemisferler tutulduğu zaman güç kaybı, kollarda bacaklarda uyuşma, omurilik tutulduğu zaman idrar yapamama, idrar kaçırma, kabızlık, cinsel işlev bozukluları karşımıza çıkabilir…”
***


“BAZI ENFEKSİYONLAR MS’LE İLİŞKİLİ”

“MS’in sebebini tam olarak bilmiyoruz” diyen İncirli şöyle devam etti: “MS’te genetik bir geçiş olduğunu biliyoruz. Ancak anne ya da babasında bu hastalık varsa mutlaka çocukta da görülecek diyemeyiz. Genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörler de belirleyicidir.Örneğin bazı enfeksiyonların MS’le ilişkili olduğunu biliyoruz. “Öpücük Hastalığı”na yol açan “Epstein-Barr” virüsü alan kişilerde MS hastalığı gelişme riski artıyor…”

“ATAKLARIN İLKİ GENELLİKLE TEDAVİSİZ GEÇİYOR”

Hastalığın tanısının iyi bir öykü ve nörolojik muayene ile konulabileceğini anlatan İncirli, “Atakların ilki genellikle kendiliğinden geçiyor, hasta bunun için hekime gitmiyor” diye konuştu. Nörolojik Bilimler Derneği Genel Sekreteri Dr. Sıla Usar İncirli, şunları söyledi: “Doktora başvuran kişi birkaç gün puslu gördüğünü ya da oldukça halsiz hissettiğini ancak bunların herhangi bir tedavi almaksızın geçtiğini söylüyor. Aslında hastanın o anki şikâyetlerinden ziyade geçmişteki durumu hekimler için daha önemlidir. Doktorun bunun kaçıncı atak olduğunu tespit etmesi gerekir. Çünkü birinci atak geçmişse ve bu ikinci ataksa tedavi seçenekleri değişir.” Tedavi sürecinde hekimin ilacın artılarını ve eksilerini göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulayan İncirli, “Hastayı tekerlekli sandalyeden kurtarabilecekken bu grup ilaçları verilmesinde tereddüt etmek doğru değildir.
Ancak hastaya ‘al bu ilacı kullan’ diyemezsiniz. Yan etkileri konusunda hastanın bilgilendirilmesi gerekiyor. Yakın takip ve düzenli tetkik yapılması da şarttır ” dedi.

“İLAÇLARIN TEMİNİNDE SIKINTI YOK…”

İkinci kuşak ilaçlarda son dönemde kullanılan iki önemli ilaç olduğundan söz eden İncirli, “Natalizumab’nin (Tysabri) ayda bir kez kullanıldığını, söz konusu ilaçların MS’te atakları yüzde 60–70 oranında önlediğini söyledi. Devlet hastanelerde MS’in tedavisinde kullanılan birinci kuşak ilaçların ve atakların iyileşmesine yardımcı olan steroidlerin temininde sıkıntı yaşanmadığını anlatan İncirli, ikinci kuşak ilaçların temini için de Sağlık Bakanlığı ile çalışma yürütüldüğünü ifade etti.
Bu haber 96 defa okunmuştur
  • Farklı bir bakış açısı ile değerlendirme: Dr. H. İlker İpekdal  Lefkoşa - 20.05.2013 Diğer hastalar gibi, MS hastalarımız da KKTC'de Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu'ndan ilaç raporlarını almak zorundadırlar. Bu da, uzun dönem takip gerektiren hastaların hep aynı doktora başvurma zorunluluğunu doğurmakta ve bir tür sağlık tekeline yol açmaktadır. Kıbrıs'ta MS ile iligili 1990 lı yıllarda yayınlanan bir bilimsel yayında, MS'in erkeklerde kadınlara göre 2 kat daha fazla görüldüğü belitrilmiş ve bu yayın başta Türkiye'deki hocalarımız olmak üzere eleştirilmişti. Eleştiri temelini ise MS tanılarının güvenilirliği idi. KKTC'de ikamet eden bir nöroloji uzmanı olarak, son 2 yıl içerisindeMS tanılı en az 3 hastamızın aslında MS olmadığını ve tanılarının değişerek etkin tedavi ile buluşturulduklarıa bizzat şahit oldum. Sayın Dr. Sıla Usar İncirli'nin geçtiğimiz günlerde Serono (Rebif adlı MS ilacının üretici firmasıdır) sponsorluğunda yapılan sempozyumda sunduğu bilimsel çalışması, toplantıdan hemen sonra bazı hocalarımız tarafından metodolojik...

:

:

:

:

DİĞER HABERLER