“ÖRP İLE HÜKÜMET BİLE KURARIM”

Denktaş: “CTP’yle ikinci ortaklığımızda başta yine Talat olsa hükümet yıkılmazdı. Talat’la samimiyetimizde karşılıklı bir güven vardı. Kapıyı kapatıp neredeyse yumruklaşırcasına çok tartıştığımız olurdu. Ama kapının dışına çıktığımızda bilirdik ki; varılmışsa bir mutabakata, buna; Talat’ta ben de uyardım”

Talat ile Soyer’i kıyaslayan Denktaş, “Talat liderdi, kendi rüzgarını yaratıp partilileri de o rüzgarın içine alabiliyordu, Ferdi ise de tam tersi. Ferdi partide çıkan rüzgara uyuyordu ve hükümetin yıkılmasının asıl nedeni de buydu” dedi.

 

“Ticaret Odası sahibinin sesi gibi davranıyor. Stopaj geçti, KDV’ler artırıldı Ticaret Odası yönetiminden tık yok. Sonradan duyduk ki Ticaret Odası’nın başı çektiği bir platformun kuruluyor. Biz şu değerlendirmeyi yaptık: sendikalar talepleriyle CTP’yi bunalttı, sendikaların taleplerine karşı kendi pozisyonlarını güçlendirmek için CTP düğmeye bastı ve Erdil Nami de harekete geçti”

 

“Ferdi, bankalarda 3 milyar Dolar mevduat olduğunu söylüyor. Peki para nerede, kağıt üstünde. Bankalar piyasaya kullandırdığı krediler neredeyse durdu. Nakit para sıkıntısı yaşanırken parayı nereden toplayacaksın. Vergilerle mi? Bu yapılan krizi tam anlamıyla kamçılamaktır”

 

 

 

 

AYTUĞ TÜRKKAN

 

Demokrat Parti Lideri Serdar Denktaş, Özgür Parti (ÖRP)’yi bugünkü durumuyla bir parti olarak kabul etmediğini, seçimden sonra halktan destek alıp belirli bir oy seviyesine ulaşması durumunda hükümet ortağı bile olabileceklerini söyledi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş star kıbrıs’a yaptığı açıklamalarda, iç ve dış sorunlara ilişkin görüşlerini açıkladı.

 

ORTAK BİLE OLURUM

 

“Seçim olsa kimle hükümet kurmak istersiniz” şeklindeki soruyu yanıtlayan Denktaş, şuanda parti olarak kabul etmediği ÖRP ile seçim sonrasında ortak bile olabileceklerini ifade etti.

“DP’nin yasaklı partisi yoktur. Bugün ÖRP ile kavgalıyız. Yarın seçime girer ve oy alırsa benim için muhatap kabul edilir. Çünkü halkın önünden geçmiş olur. Şu anki tepki; halkın önünden geçmemiş olmasınadır” diyen Denktaş, siyasette mutlak düşmanlık ya da dostluk olmadığını kaydetti.

CEVABIM TALAT OLUR

 

UBP ile ilişkilerini anlatırken, Tahsin Ertuğruloğlu ile hiç çalışmadıklarını ve o nedenle bir yorum yapamayacağını söyleyen Denktaş, “Ama bana Talat mı Eroğlu mu diye sorarsan cevabım Talat olur” dedi

“Seçimde halk kendisini yönetenleri işaret eder, ona uygun hareket etmek gerekir” diyen Denktaş, “Bu memlekette demokrasinin en büyük eksiği, UBP ve CTP’nin bir birine düşmanca bakmasıdır. Halk o ikisini işaret ediyorsa koalisyon kurmalıdırlar. Birbirine bu kadar düşmanca yaklaşma olmaz. İkisi koalisyon kurmalıydılar ama yürür müydü yürümez miydi o ayrı bir konudur. Ama halk onları işaret etmişti” dedi

 

TALAT’I ÖZLÜYORUM

 

10 Mart 2005’te kurulan, zamanın CTP lideri Mehmet Ali Talat Başkanlığı’ndaki CTP-DP koalisyon hükümetine özlediğini gizlemeyen Serdar Denktaş o dönemleri şu cümlelerle anlatıyor:

“CTP’yle ikinci ortaklığımızda başta yine Talat olsa hükümet yıkılmazdı. Talat’la samimiyetimizde karşılıklı bir güven vardı. Kapıyı kapatıp neredeyse yumruklaşırcasına çok tartıştığımız olurdu. Ama kapının dışına çıktığımızda bilirdik ki; bir mutabakata varılmışsa, buna Talat’ta ben de uyardım. Çok tartışırdık ama bazen anlaşamadığımız durumlar olurdu. Yine de anlaşmamakta anlaşarak dışarı çıkardık. ‘Bu konuda anlaşamıyoruz gündeme gelmesin’ derdik ve öyle dışarı çıkardık”.

 

TALAT LİDERDİ

 

Talat’tan sonra Ferdi Sabit Soyer’le de çalışan Serdar Denktaş, iki CTP’li isimi mukayese ederken de şunları söyledi: “Talat’ın her şeye ‘evet’ diyen bir karakteri yoktu. Eğer tartıştığımız konu Talat’ın aklına yatmadıysa, ‘hayır’ diye tuttururdu. Biraz inattı, ama mantık çerçevesinde de önüne bir şey konulduğu zaman yeniden düşünüp değerlendirmesini yapıp hareket ederdi. Ferdi son derece iyi bir insan ama her şeye ‘evet’ diyen bir yapısı var. ‘Hayır’ diye bir söz duymadım ağzından. Bu da uygulamada sorun oluyordu çünkü sadece bana değil, herkese ‘evet’ diyordu. Bana da ‘evet’ karşımdakine de aynı konuda ‘evet’ deyince konuyu uygulamaya koyamıyorduk. Sıkıntı buydu. İkinci fark ise liderlik özelliklerindeydi. Talat liderdi, kendi rüzgarını yaratıp partilileri de o rüzgarın içine alabiliyordu, Ferdi ise de tam tersi. Partide çıkan rüzgara uyuyordu ve hükümetin yıkılmasının asıl nedeni de buydu.”

 

KÖKENE YÖNELİK POLİTİKAYI LANETLERİM

 

Ekomomi ve Turizm eski Bakanı ve Özgür Parti’nin kurucularından Enver Öztürk’ün partisinden istifa etmesi sonrası adının DP’yle anılması konusunda “Bunun nereden çıktığını anlamış değilim. Her gün eleştirdiğimiz bir ismi partisinden istifa etti diye DP’ye mi katılacak” diyerek bunun anlamsız olduğunu ifade etti.

Öztürk’ün Türkiye’den gelen göçmenlerin desteğiyle yeni parti kuracağı yönündeki dedikoduları değerlendiren Denktaş, “Böyle bir zihniyetle ortaya çıkan herkesi lanetlerim. Benim oyum KKTC vatandaşlarındandır. Köken farkına dayalı bir parti kurmaya kalkarsa böyle bir düşünceyi sadece lanetlerim. Bu memlekete kötülük yapmak istiyorsak ancak bu yapılır” dedi

Ülkede birlik bütünlüğe ihtiyaç olduğunu söyleyen Denktaş, kısa bir süre önce katıldığı bir mitingde duyup yadırgadığı bir olayı şöyle anlattı:

“Geçen gün bir mitinge katıldım. Akdeniz’in dalgaları ayaklarına vururken bir arkadaşımızın Karadeniz Karadeniz, Karadeniz  diye bağırmasını yadırgadım. Burayı vatan belleyen herkes Kıbrıs Türkü’dür.”

 

TİCARET ODASI SAHİBİNİN SESİ

 

Ekonomik Örgütler Platformu ÖRP’nin oluşturulması konusuna değinen DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, hükümetin aldığı ekonomik kararların akıldan yoksun olduğunu savundu.

İş çevrelerinin hükümete karşı tepki göstermelerinin doğal olduğunu kaydeden Denktaş, “Ticaret Odası sahibinin sesi gibi davranıyor. Stopaj geçti, KDV’ler artırıldı Ticaret Odası yönetiminden tık yok. Sonradan duyduk ki Ticaret Odası’nın başı çektiği bir platformun kuruluyor. Biz şu değerlendirmeyi yaptık: sendikalar talepleriyle CTP’yi bunalttı, sendikaların taleplerine karşı kendi pozisyonlarını güçlendirmek için CTP düğmeye bastı ve Erdil Nami de harekete geçti” diye konuştu.

Yapılmaya çalışılanın sendikalarla iş çevrelerini karşı karşıya getirmek olduğunu ifade eden Denktaş, “CTP kendini bir adım geriye çekerek kendi yanlışlarını unutturmak ve böylelikle hem sendikalara karşı güç hem de işadamlarına karşı bir güç oluşturmak istiyor. Bu taktik Ferdi bey tarafından değişik şekillerde kullanılıyor. O nedenle karmaşa da gittikçe çoğalıyor” dedi.

 

MÜSTEŞARLAR BİLE YETKİSİZ

 

“Bir çözüme kadar kendi içimizi düzeltmeliyiz” diyen Serdar Denktaş, bürokrasiden şikayet etti. Serdar Denktaş; DP hükümetteyken de bürokrasiden şikayet edildiğinin hatırlatılması üzerine “Bürokrasi hiçbir zaman bu kadar kötü olmadı. Bunun nedenleri var. Devlet yönetimi şu anda tamamen acemi bir grubun elindedir. UBP’li, DPli dönemde bürokrasiden şikayet vardı. O dönemlerde en alttaki memurun bile yetkisi vardı ama onlara bu yetkileri kullandırılmıyordu. Bunun verilmesi gerekirdi. Bugünkü durumda ise Müdürler ve müsteşarların dahi yetkisi yoktur. Yetki birinde, politbüroda, diğerinde, kurucular kurulundadır” diye konuştu..

Parti-devlet bütünleşmesinin UBP’nin tek başına iktidar olduğu dönem dahi bu derece yaşanmadığını savunan Serdar Denktaş, bürokrasinin de bu yüzden dayanılmaz bir hal aldığını ileri sürdü.

Denktaş; “Karar alanlar yetki ve sorumluluk üstlenmiş kişiler değildir. Yetkili kişi bir başkasından izin almak zorunda. Zaten iyi çalışmayan bürokrasiyi bunlar daha da çekilmez kılıyor” dedi.

 Bürokrasiyi düzeltmenin kadroları şişirmekle olmayacağını dile getiren Denktaş, bugünkü iktidarın bunu yaptığını söyledi.

 

POLİSİN SİYASALLAŞTIĞI ORTAMDA…

 

Serdar Denktaş, polisin iç işlerine bağlanması konusundaki görüşlerini açıklarken, demokratik kültürümüzün buna hazır olmadığını iddia etti.

“Partilerin tabanlarında parti merkezlerine yapılan baskılar ortadayken, polisin bir siyasiye bağlı olduğunu düşünelim, ne olacak halimiz?” diye soran Serdar Denktaş, şöyle devam etti:

“Hükümette olan partinin taraftarları “Bugün beni polis yazdıydı sildirin bak bu kadar oyum var bu işi hallet” baskılarına karşı ne yapacak idareci? Şimdi Ferdi çıkacak ve asla bizim zamanımızda böyle bir şey olmaz diyecek. Olacak, kabul edelim ki olmadı. Peki yarın o makama gelecek siyasinin ne yapacağını kim garanti edebilir. Polisin siyasallaştığı bir ortamda kim hakkına hak diyebilir. O nedenle buna da karşıyım. Vatandaş, vatandaşlık hakkını bilse, partizanlığın doğru bir siyasi anlayış olduğu fikri ortadan kalksa, işte o zaman polis İçişleri’ne zaten doğal olarak bağlanır. Vatandaşla birlikte meydanlarda partizanlığa son diye bağırırız ama bunu söyleyerek iktidara geliriz ve bizi bu nedenle iktidara getirenler kendileri lehine partizanlığı talep ederler. Buna karşı durursanız da başınıza bizim başımıza gelenler olur. % 29 oy oradan % 13lere inersiniz. Bu anlayış değişmedikte polisin bu durumda kalması daha iyidir.”

 

KRİZİ KAMÇILIYORLAR

 

Ülkedeki ekonomik durumu da değerlendiren Serdar Denktaş, ekonomide yanlış politikalar uygulandığını ve şu anda büyük bir kaosun eşiğine gelindiğini savundu.

Stopajın geri getirilmesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Denktaş, konu hakkında şöyle konuştu:

“Enflasyonun % 200’lerde olduğu dönemlerde % 4-6 arasında stopaj alınırdı. ‘Enflasyon nedeniyle getirdiğin maldan şu kadar elde edeceksin o nedenle peşin vergisini öde’ diye bir yasa çıkmıştı. O dönemde çıkan bir yasaydı. Bu yıl enflasyon hedefi % 4 ve biz % 4 stopaj vergisi alıyoruz, yani, gerçekleşmeyen gelirin vergisini alıyorlar şimdi. Nedeni ise, o kadar çok istihdam yapıldı ve cari harcamalar kadar hesapsız kitapsız yapıldı ki; parasal sıkıntıya düştük. “Memuru nasıl ödeyeceğiz” kaygısıyla piyasadan para toplamaya çalışıyorlar. KDV’nin kaldırılması de yanlıştır. Neden kaldırıldı, çünkü ödeyemiyorlardı, ‘kaldırdım’ dedi ve kurtuldular. Daralan ekonomik ortamda vergi artırmak suretiyle para toplamaya çalışırsanız sadece iflasları çabuklaştırırsınız.”

 

“PEKİ, PARA NEREDE?”

 

“Ferdi bankalarda 3 milyar Dolar mevduat olduğunu söylüyor. Peki para nerede, kağıt üstünde. Bankalar piyasaya kullandırdığı krediler neredeyse durdu. Nakit para sıkıntısı yaşanırken parayı nereden toplayacaksın. Vergilerle mi? Bütün bunlar, krizi tam anlamıyla kamçılamaktır. Bunu maliye bakanıyla da paylaştım. Geçmişte de denendi bu yollar ama düzelmedi.”

 

ÇEKOSLAVAKYA MODELİ

 

Dış politikayla ilgili çalışmalar yaptıklarını anlatan Denktaş, şu an sürdürülen “barış elimiz havada” politikasının artık iflas ettiğini söyledi.

Bugüne kadar hazırlanan tüm planların 1960’a dayalı olduğunun altını çizen Denktaş, bundan dolayı başarı sağlanamadığını ve artık yeni bir siyaset belirlemenin zamanının geldiğini ifade etti.

Denktaş kendilerinin parti içerisinde çalıştıklarını ve Çekoslovakya modeli üzerinde yoğunlaştıklarını anlatarak, bu modelin ciddi şekilde ele alınabileceğini ifade etti.

Denktaş şöyle konuştu: “Rum’la yönetimde müşterek bir noktaya varamayacağımız kesinleşmiştir. Şimdi yapılması gereken, dışta ortak bir temsiliyet yapılabilir mi bu bunun üzerinde çalışılmaktır. Bu da başarıya ulaşmazsa, Çekoslovakya modeli düşünülmelidir. Yani Rum’la paylaşamadıklarımızı AB çatısı altında diğer ülkelerle müştereken paylaşma.

Müzakereyle boşanma ya da yumuşak ayrılık diye nitelendirebiliriz bunu. Toprak ve mülkiyet konusunda mutabakata varmak ve ayrı ayrı yönetim için müzakereyi başlatmak.”

 

Bu haber 14 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER