Kıbrıslılar Türkiyelileri sevmez mi dediniz?-6

Bu memlekette yığınla sorun var. Her gün yeni sorunlar ortaya çıkıyor. Şimdiye kadar neredeyse hiçbir sorunumuz hükümet eliyle çözümlenemedi.

Bu memlekette yığınla sorun var. Her gün yeni sorunlar ortaya çıkıyor. Şimdiye kadar neredeyse hiçbir sorunumuz hükümet eliyle çözümlenemedi. Tam tersine hükümet eliyle çok sayıda sorun yaratıldı. Son günlerde Kıbrıs Türk toplumu olarak hükümet eliyle yaratılan bir dizi sorunla boğuşuyoruz. Köşemi o sorunlara ayırmak isterdim. Fakat ele aldığım konu o sözünü ettiğim sorunlardan çok daha önemlidir bence. Bu konu aslında bir konu olmanın ötesine geçti uzun zamandan beri. Artık bu memleketin en yakıcı sorunlarından biridir. Siz bakmayın yönetici takımının kafasını kuma gömen deve kuşu misali bu sorunu görmezden geldiğine; umarım olmaz ama korkarım ki çok yakın zamanda bu sorun bütün yakıcılığıyla gündeme gelecek. Belki diyorum yumurta kapıya dayanmadan birileri bir şeyler yapmak için harekete geçer. İşte o nedenle diğer sorunları irdelemek yerine, bu konuyu irdelemeye devam etmeyi tercih ediyorum.

Dünkü yazımın sonunda Kıbrıslıları Türkiyelileri sevmediği bilgisinin Türk halkına yayıldığını, ancak bunun nedeni hakkında hiçbir bilgi verilmediği gibi kimselerin de bunu sorgulamadığını ifade etmiştim. Bu yetmezmiş gibi Türk halkına Kıbrıslıların “nankör” olduğu yönünde bir bilgi daha verildiğini de belirterek birey Türk vatandaşlının artık Kıbrıslı Türklerin kendisini sevmediği ve onların aslında nankör insanlar olduğu şeklinde bilgilere sahip olduğunu ifade etmiştim.

Evet, Kıbrıslılar Türkiyelileri sevmiyor, ama artık Türkiyeliler de Kıbrıslıları sevmiyor. Üstelik onların nankör olduklarını düşünüyor. Bazılarının bu yazdıklarıma canı sıkılabilir. Olsun; kol kırılıp yen içinde kalsa mesele değildi. Ama kol kırıktır ve kangren olmak üzeredir. Saklamak suça ortak olmak demektir. Ban kızacaklarına çaresini düşünmeye başlasalar daha akıllılık etmiş olacaklar.

Bugün de Kıbrıslıların ne kadar nankör olduklarına, ya da gerçekten nankör olup olmadıklarına bakalım.

Kıbrıslı Türkler, 1955’lerden başlayarak Kıbrıs üzerinde egemenlik hakkı mücadelesi verdiler. Bu mücadelelerinde Anavatan kabul ettikleri Türkiye’den destek gördüler. 1096’ta yapılan uluslararası anlaşmalarla Türkiye Kıbrıs’ta garantörlük hakkı elde etmişse bunu Kıbrıslı Türklere borçludur. Çünkü Osmanlı devletinin terk ettiği topraklar üzerinde Kıbrıs’tan başka hiçbir toprak parçası için Türkiye’nin garantörlüğü söz konusu bile olmamıştır.

Türkiye 1974’te garantörlük hakkına dayanarak Kıbrıs’a askeri müdahalede bulunmuş ve halen Ada’da bir Kolordu bulundurmaktadır. Bunu da, Kıbrıslı Türk toplumunun can güvenliğini koruma bahanesiyle yapmıştır.

1974’ten sonra Kıbrıs’a sayısını bilmediğim kadar (bu sayının 350 bin ile 500 bin olduğunu ileri süren kaynaklar var) Türk vatandaşı yerleşmiş ve bu topraklarda yaşamlarını sürdürür hale gelmiştir. Türkiye bu hakkı da Kıbrıslı Türkler sayesinde kullanmaktadır.

Bundan önceki yazılarımda belirttim; yurt dışında yaklaşık 400 bin Kıbrıslı Türk yaşamaktadır. Bunlardan Kuzey Kıbrıs’a sürekli döviz cinsinden para gelmektedir. Bu paralar Türkiye ekonomisine akmaktadır.

Kıbrıs Türk toplumu ambargolar altında yaşamaktadır. Tek çıkış kapısı Türkiye’dir. Bu nedenle Türkiye, Kuzey Kıbrıs’a yılda yaklaşık 800 milyon dolar ihracat yapmaktadır. Bu rakam resmi kayıtlarda görülen rakamdır. Şu veya bu nedenle kayıt dışı olarak ülkeye getirilen mallar ve yolcu beraberi getirilen mallar bu rakamların içinde yoktur. Birçok kişi gibi ben de Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a kayıtlı kayıtsız gelen malların toplamının yılda 1 milyar dolar civarında olduğunu öngörüyorum. Bu rakam bu coğrafya için hiç de yabana atılır bir rakam değildir.

Konuyla ilgili olarak yukarıdaki mail adresime düşüncelerini ileten Star Kıbrıs okurlarına teşekkür ederim.

Yarın yeniden buluşmak üzere…
Bu haber 679 defa okunmuştur

:

:

:

: