Teşekkürler Cameron ama size güvenmiyoruz!

İngiltere Başbakanı David Cameron, Türkiye’ye yapmış olduğu resmi ziyaretinin sonunda Başbakan Erdoğan ile medya önünde gerçekleştirdikleri basın toplantısında çok güzel, övücü sözler sarf etti Türkiye ve Türk ulusu hakkında.

İngiltere Başbakanı David Cameron, Türkiye’ye yapmış olduğu resmi ziyaretinin sonunda Başbakan Erdoğan ile medya önünde gerçekleştirdikleri basın toplantısında çok güzel, övücü sözler sarf etti Türkiye ve Türk ulusu hakkında.

Kendisine teşekkürü borç sayarız.

Fakat vurgulamadan da geçemeyiz. İngiliz’in ipi ile kuyuya inilmez, çünkü İngiliz’in değişken siyasetine güvenilmez.

Türkiye’nin AB üyeliğini canı gönülden destekliyorlarmış, çünkü Türkiye’siz AB daha güçlü olamaz, daha güçsüz olurmuş...

Kıbrıs sorununa da değinmeden geçmedi Cameron. Yılsonuna bir çözüm bulunması çağrısı yaptı. Nasıl çözüm derseniz, Birleşik Kıbrıs öngören bir çözüm.
Sormak lazım değil mi Cameron’a:

Kıbrıs’ta bölünmüşlüğü, iki halkı birbirine düşüren ajitasyonu, provokasyonu kim başlattı?
Dikelya, Ağrotur egemen İngiliz üsleri ve Trodos’taki Echelon dinleme-izleme merkezi uğruna ada insanlarını birbirine geçiren kimdi?

Ecevit Londra’ya gidip de “geliniz garantörler olarak, uluslararası garantörlük anlaşmasına dayanarak birlikte müdahale edelim” dediğinde çağrısını İngilizler neden reddetmiştiler?
Türkiye tek başına müdahale ederken, yüzlerce Mehmetçik ve Kıbrıslı mücahit şehit düşerken, onlarca, yüzlerce Kıbrıs Türkü toplu mezarlara gömülürken neden bu İngiliz garantör parmağını kıpırdatmadı?

Rumlar 1963’ten beri adadaki yasal düzeni bozup Kıbrıs ortaklık cumhuriyetini gasp ederken neden durunuz demedi. O tarihten beri gayri yasal, de facto, olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni neden resmen tanımayı sürdürdü?

Egemen İngiliz üsleri ve dinleme-izleme istasyonları için mi?

Her şeye rağmen, yine de Cameron’un İngiliz siyasetini değiştirerek Türklerin yanında yer almaya yönelik açıklamalarını memnuniyetle karşıladığımızı belirtirken, Rum komşularımızın öfkesini de dile getirmeye çalışacağım.

Cyprus Mail’in, David Cameron-Erdoğan görüşmesi ile ilgili açtığı yorumlar köşesinde neler okudum neler.

Ama Londra’dan John Alexander isimli-Rum olsa gerek- hem Yunanistan hem de Rum liderliği ve izledikleri politika ilgili sarkastik yorumu hoşuma gitti.

“Bana kalsaydı, bütün Kıbrıslı Türkleri satın aldığım büyük bir gemiye doldurur, götürür ve deniz ortasında gemi ile birlikte batırırdım. Ondan sonra Kıbrıs’ı sevgili anavatanımız Ellasa ilhak ederdim, sonra da Küçük Asya’yı, Türkiye’yi, Konstantinopolis-İstanbul’u- işgal ederdim... Annan Planı’nı reddederken...” diye alayımsı yorumu hoşuma gitti.
Hem ona hem de Cameron’a, aynı yorum köşesinde, teşekkür ettim.

Fakat düşündüm. Bu yayınları, yorumları izleyecek Dışişleri Bakanlığımızda kimsecikler yok mu? Tanıtma birimi ne yapıyor? Enformasyon Dairesi nerede?

Bir zamanlar LAÜ’de çalışırken bana Los Angeles Time’dan mesaj gelir ve Kıbrıs’la, Türkiye ile ilgili “Question for you-senin için bir soru” diyerek bazı görüş ve yorumları değerlendirmem istenirdi. Ben de yapardım ve gelen yanıtlarda, “seven out of eleven found your comments useful” yani her 11 kişiden 7 si yorumlarınızı faydalı buldu denirdi.
Nihayet bir gün, sivil polisler üniversiteye geldi, bana bazı sorular sordu, yazdıklarımdan ve yorumlarımdan örnekler alıp gitti. Nedenini hala daha öğrenemedim. Üniversiteden ayrılınca da Los Angeles Time’dan koptum. Şimdi birkaç kezdir Cyprus Mail’e yazılar ve yorumlar atıyorum. Bazı İspanyol diplomatlar da Kıbrıs’taki gelişmelerle ilgili haber istediklerinde aktarıyorum. Çoğu basınımızda çıkan haberler. Bunları benim yaptığım gibi ilgili yüzlerce memur barındıran Tanıtma Birimi, Enformasyon, Dışişleri Bakanlığı yapamaz mı?
Rahmetli Zafer Zihni zamanında, Mustafa Adiloğlu ile birlikte News Bulletin yayınlar ve dünyayı bilgilendirirdik. Nerede şimdi o çalışmalar?

Laçkalık her yerde tavana vurmuş KKTC de bunlarla uğraşacak kimsenin vakti olmasa gerek!
Onların vakti mesai saatlerini, maaş artışlarını-kesintilerini-vergileri hesaplamakla geçiyor. Az bile geliyor zaman o kadar önemli işlerle uğraşmak için değil mi?

Aydınlatma, tanıtma, propaganda konularında öylesine geri kalmışız ki, birçok haberleri bile yetkili makamlarımızdan alamıyor ve Rum medyasından, Rum siyasilerden alıyoruz.
Yazıkla olsun, harcanan milyarlarca liraya! Uyduruk mevkiler ve sözde çalışmalar uğruna!
Bu haber 106 defa okunmuştur

:

:

:

: