Avrupa Birliği’nin kalbinde eylem yapacağız.
İnönü Meydanı’ndan sergilediğimiz irademizi gören ama görmezden gelen, duyan ama duymazdan gelen, Kıbrıslı Türkleri bir kenara itip, sadece Kıbrıslı Rumlar Kıbrıs’ta yaşıyormuş gibi davranan Avrupa Birliği’ne “Biz varız!” denilecek.
En ideal cümleleri sarf ederek, ne kadar adil, ne kadar eşitlikçi, ne kadar her konuda mükemmeli yakalamaya çalıştıklarını TV kanallarından ve bürokratik ziyaretlerde, politik söylemlerle dile getirmeye benzemez bu işler.
Bile bile bizi görmezden geldiklerini orada anlatmaya, gözlerine sokmaya gideceğiz.
***
Sendikal platform çok güzel çalışıyor. Varoluşumuzun ifadesi ve ispatı için platformun çabası takdire değer.
Bir avuç Kıbrıslı Türk, dünyadaki dengeleri değiştiremez elbette. Bizlerin harcanması da yok olması da onları,onların oyunlarını hiç değiştirmez. Ne BM’nin, ne AB’nin ne de TC’nin…
Kısacası, bize yardım edermiş gibi görünüp, tarihin çeşitli dönemlerinde bizlerleymiş gibi davranan hiçbir kurum, yapı veya devletin aslında dertleri hiçbir zaman gerçek anlamda insanca yaşayışımızı desteklemek, varlığımızı sürdürmemize katkı koymak olmadı. Onlar ada üzerindeki çıkarlarını beslemekten başka hiçbir şey düşünmediler. Biz ise, bile bile o çarkın içine girmekten kurtulamayarak bugünlere ulaştık.
Şimdi artık bıçak kemiğe dayandı.
Şimdi artık varlığımızı ortaya koyarak,sesimizi çıkararak yaşamı ve geleceğimizi kurgulamaya çalışıyoruz. Bu çaba bizleri kurtarabilecek belki de son anlamlı çaba olacak. Çünkü hem uygulanan nüfus politikaları, hem kitle iletişiminde TC ile yakından iletişim ve etkileşim içinde oluşumuz, hem de ticari anlamda burada yaşamakta olduğumuz kapalı ve eksik kalmışlık, bizler için yok oluşun kapılarını çoktan açtı.
28 Ocak’tan bu yana kendimizi Türkiye’ye çok güzel anlattık. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na da, ilgili ve yetkili olarak atanmışlarına da ağızlarının payını birer birer verdik. AB’ye de sesimizi işittirdik.
Ancak, sesimizi sadece duymuş olmaları istenilen etkiyi yaratmamış olabilir!
2003’te de sesimizi duyan, adanın bütünlüğü ve adada yaşayan herkesin geleceğini eşit anlayış ile AB ve dünya ile iç içe kurması için gerekli hareketi yapacaktı: Adanın yarısını AB’ye aldı. Bunu unutmadık. Şimdi Kıbrıslı Türklere yönelik uygulanan bu ikiyüzlü politikaların da, akıl almaz hareketlerin de hesabını soracağız. Hakkımızı istediğimizi anlamalarını sağlamak, bir an önce istediğimizi hatırlatmak ve haklarımızın farkında olduğumuzu ispat etmenin zamanı çoktan gelmişti.
Geçmişte çok eylemler yapıldı. Brüksel’de de Strazburg’ta da.
Diyeceksiniz ki onlar alışıklar.
Olsun! Alışık olsunlar. Bu defa başka: Bu defa canımız daha çok yanıyor.
Demeliyiz ki:
“Ulu AB (!)!
Hem adanın yarısını AB’ye alacak kadar fütursuzsunuz, hem de şaşırtıcı bir şekilde yok saydığınız bir toplumun onbinlerinin eylemlerini değerlendirmekten kaçınıyorsunuz. Var mısınız, yok musunuz? Biz buraya geldik. Size sormaya:
İnsan hakları ile ilgili duruşunuz net mi? O halde neden Kuzey Kıbrıs’ta her anlamda yok olmaya yüz tutmuş insanları, toplumu, kültürü görmüyorsunuz?
Uluslararası politikada duruşunuz net mi? O halde Kuzey Kıbrıs’taki Türkleri niye yok sayıyorsunuz?
Kıbrıs sorununu kabul ediyor musunuz? O halde neden Kıbrıs’ın Kuzey’indeki Türklerin sorunun bir parçası olarak kabul etmiyor, Kıbrıs’ın Kuzey’inde yaşananları görmezden geliyorsunuz. Neden bütün bu insanlık suçuna ortak oluyorsunuz?
O halde biz geliyoruz.
Sizin kalbinizin en ortasına, görmezden geldiğiniz bizi size göstermeye geliyoruz.”
***
Ya göreceksiniz; ya göstereceğiz.
Güzelcümleler ilepolitika yapılır.Güzel hitaplar ile bürokratik olursunuz.
Ama insan olamazsınız.
Sadece riyakar, ikiyüzlü ve çıkarcı olursunuz.
Öyle misiniz?
Sormaya geliyoruz!