Renkli televizyonun hayatımıza girdiği günü dün gibi hatırlıyorum. Tarihi yaşayarak öğrenmek bu olsa gerek. Eve ilk renkli televizyon alındığında ne kadar mutlu ve heyecan içindeydik. Hele zaman ilerleyip birde TRT haricinde kanallar açıldı mı, işte o zaman farkı yaşamaya başlıyorsunuz.
Televizyon hepimizin çok ama çok zamanını alan, onsuz bir yaşamın olmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Haberleri ordan alıyoruz, karşısında ağlıyoruz, gülüyoruz, eğleniyoruz... Kısaca sürekli bizim bir parçamız. Geniş kitlelere ulaşmak için en ideal çözüm yöntemidir. Nerden bu konulara geldim hemen anlatayım. Şu an çalışmadığım için bu günlerde, rahat rahat günün değişik saatlerinde yayınlanan programları izleyebiliyorum.Sabah kuşağından akşam haberlerine… Benim televizyonu kullanma amacım, öğrenmek, bilgi almak. Geçen haftada bu nedenle dikkatimi çeken ve üç farklı zamanda izlediğim yayınlar hakkında bugünkü yazım.
***
Birincisi, BRT2’de canlı olarak yayınlanan KTHY Meclis Görüşmeleri… Ciddi ciddi yayınlandı ve herkes izledi. Ben çok ama çok şaşırdım. KTHY gibi çok ama çok önemli olan, bugün zararı sadece işsiz kalan, çalışan personeli olmayan, zararlarını yıllar içinde görüp etkileneceğimiz, sadece turizmde ciddi sıkıntıların değil ulaşımda da problemler yarattığı bir olaydır kapatılması. Ve Meclis özel gündeminde toplanıyor ama ne üzücüdür ki, arka sıradaki işsiz personel hariç kimse baştan sona oturup dinlemiyor. Evet benim üstünde durduğum, garip bulduğum “neden kimse milletvekili görevini yerine getirip de, mecliste bulunan yerlerinde oturup konuşmacıları dinlemediler?”. Bir de, öneriler üzerine idi ama kimse kimseyi dinlememe bir kenara anlamaya da çalışmıyorken nasıl öneri çıkacaktı Meclis’ten? Demokratik bir ortamda yapılan bu konuşmaların sonu tabiki sonuçsuz çünkü kimse kimseyi dinlemedi. Televizyon karşısında olanlar hariç, benim gibi… Ben her konuşmacıyı dinledim. İşte televizyonun önemi, herkesi görür ve duyarsınız.
***
İkincisi, öğleden sonra Turizm Bakanlığı Müsteşarı televizyonda idi. Son durum hakkında ‘bilgi’ mi verdi? Yoksa ‘biz en iyisini yaptık/yaparız’ mı dedi? Yoksa ‘sıkıntıların farkındayız ama siyaset engel oluyor’ mu dedi? Yoksa ‘tanıtım tabiki önemli paramız’ mı yok dedi? Kısacası ‘Turizm’ için ne denildi anlayamadım. Bir ara, ‘bakanlık, müşteşarlık değişimi’ gibi bir cümle duyduğumu sandım. Bazen de duyduğumun ne olduğundan emin olmak için bir kaç defa dinlemem gerekiyor diye düşünüyorum. Tekrarında yeniden dinleyeceğim. Müşteşar, ‘turizm eğitiminde sıkıntılar var bende akademisyendim adamızdaki bir üniversitede ‘dedi. Sıkıntılar nedir, nasıl giderilecek acaba? OTEM açıldı mı? Açılmadı mı? Almanya’dan turist geleceğinden, birilerinin charter seferlerle İngiltere’den turist getireceğini ve Türkiye’de bu haftadan sonra tanıtım filmlerinin yayınlanacağını söyledi. Geçen haftalarda yazılarımda bunlardan bahsetmiştim. Demek ki bazı konularda aynı dili konuşuyoruz. Dinledim, algılamaya çalıştım ama sonuçsuz kalan çok konu olduğunun farkına vardım.
***
Ve üçüncü program… NTV’de yayınlanan bir üniversiteden ‘Girişimcilik’ konulu panel. Üç girişimci konuşmacı, bir oturum yöneticisi ve öğrenciler. Program konusu itibari ile çok önemli idi, ama ele alınış ve işleyiş olarak ne yazık ki sıkıntılar vardı. Öğrencilere ‘sizce girişimci nedir?’ diye soruldu, alınan cevaplara da sürekli bir yorum yapıldı. Yararlı mıydı, bence değil, gerekli miydi? Evet, bu tür organizasyonların yapılması lazım. Hatta artarak devam etmesi lazım ama lütfen kolayına kaçmayın. Girişimcilik çok yeni ve dikkatli incelenmesi gereken bir konudur. ‘Küçük işletme sahipleri’ ile ‘girişimci’ aynı şeyler değildir. Esasında programda vurgulanmak istenen bu idi ama iyi hazırlanılmamıştı.
***
Son söz, üç program, üç farklı yapıda program ve alınan sonuç. ..Bunların yapılması, yayınlanması önemli değil, kime, neden ve nasıl ulaşılmak istendiğinin gerçekleşmesidir önemli olan. Bir şeyler yazmanızda önemli değildir, kimin okuduğudur önemli olan. Kimin okuduktan sonra anladığıdır. Eğer şansımız var isede anlatılanlar algılanır ve uygulanır ise işte başarıya ulaşmış olursunuz. Yoksa milyonlarca kanal ve yayın organının içinde, okulda sınıfta bile bir canlı yayın yapıyorsunuz. Sizi kimin dinlediğidir önemli olan.