UHH, Varoluş Konseyi ve kırmızıçizgiler

2000’li yılların başında start alan ve 24 Nisan 2004 referandumuyla sonlanan Kıbrıs Türk halkının barış ve çözüm mücadelesi şimdilerde Rum Liderin yenilemesiyle tekrar hayat buldu.

 2000’li yılların başında start alan ve 24 Nisan 2004 referandumuyla sonlanan Kıbrıs Türk halkının barış ve çözüm mücadelesi şimdilerde Rum Liderin yenilemesiyle tekrar hayat buldu.

Cumhurbaşkanı Talat ve Rum Lider Hristofyas’ın karşılıklı iyi niyetleri ve çözüm istekleri nedeniyle başlayan bu zorlu süreç ilerliyor.

‘Sandalla okyanusu geçmeye’ benzeyen bu süreçte başarılı olunabilecek mi bilinmez ama bu macerada birçok fırtınalı hava olacağı kesin. Sandal birçok kez karşılaşacağı dev dalgalar nedeniyle alabora olacaktır, ancak önemli olan sandalı yeniden düzeltip yol alabilme ve sağ salim limana varabilme.

Bu çetrefilli yolda her iki kaptan da tek bir sandalda olduklarını düşünerek hareket etmezlerse, sandalın su alıp batacağı kesin.

Sandalın batmasını bekleyen köpekbalıkları da şimdiden dişlerini biliyorlar, görüyoruz… İki kaptanın ortak karar vermeyip ayrı ayrı yapmak istedikleri bir icraat, köpekbalıklarına yem olmaları anlamına gelir…

Teşbihte hata olmaz derler; yazıya şöyle devam edelim:

Kıbrıs Türk halkının 2000’li yıllarda yoğunlaşmaya başlayan çözüm ve barış çabaları ‘birileri’ni rahatsız etmiş ve o dönem KKTC halkı ile ‘Anavatan Türkiye’ arasındaki bağların güçlendirilmesi amacıyla (sanki çözüm ve barışı istemek Türkiye karşıtlığıymış gibi) yeni bir örgütün kurulması için düğmeye basılmıştı.

Kıbrıs Türklerinin çözüm ve barış istemini ‘hain’ edebiyatına dönüştüren zihniyet, 19 Mayıs 2001 yılında Ulusal Halk Hareketi’ni kurdu. Bu hareket kendi misyonunu yerine getirmek için referandum dönemine kadar aktif bir çalışma içerisine girdi. Ne var ki; toplumun ‘değişim’ yönündeki ısrarını değiştiremedi.

Referandum sonrası yeniden şekillenen ‘anavatan-yavruvatan’ ilişkisi UHH’nın da işlevini yitirmesine neden oldu!

23 Mart’ta iki liderin bir araya gelip yeni bir inisiyatif üstlenmeleriyle ortaya çıkan yeni süreç Lokmacı Barikatı’nın açılmasıyla taçlandırılınca bu toprakların çözüm ve barış adası olmasını istemeyen ‘birileri’ yine düğmeye bastı anlaşılan!

Teknik Komiteler ve çalışma grupları bir yandan çalışmalar yaparken, öte yandan AB ve BM yetkilileri de konu üzerine eğilmeye başladı.

Ucunda parlak bir ışık olmasa da özellikle haziran ayında iki liderin özlü müzakereleri başlatmasıyla içerisine girmeye hazırlandığımız yeni bir tünel…

Bir yandan zorlu bir süreç diğer yandan bu süreçte elleriyle avuçlarını okşayan, oyunda kendilerine sıranın gelmesini bekleyen kesimlerin birliktelik telaşları…

İşte bu telaşın son ürünü Milli Varoluş Konseyi… Konseyin kimlerden oluştuğu bilinmiyor. Konsey kuruluş açıklamasında 10 maddelik kırmızıçizgilerini ortaya koydu.

İşin ilginci Konseyin 10 maddelik kırmızıçizgileriyle UBP’nin evlere dağıttığı bildirilerdeki kırmızıçizgiler neredeyse birbirinin aynısı. Bu bir tesadüf mü acaba?..

Neyse…

Kuzey’dekiler kadar Güney’dekilerin de kırmızıçizgileri var. Ellerinde kırmızı penalarla gezenlerle çözümü nasıl yakalayacak bu toplum, o da bir muamma…

Bu haber 34 defa okunmuştur

:

:

:

: