Cumhuriyet resepsiyonu vardı önceki gün Acapulco’da.
Önemli konukları ve simaları görme fırsatımız oldu.
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Türkiye Devlet Bakanı, Büyükelçi, Bakanlar, işadamları.
Daha birçok isim oradaydı.
Birçok önemli isimle sohbet etme fırsatım oldu.
Bunlardan biri de; Kıbrıs’tan da sorumlu Devlet Bakanı Beşir Atalay’dı.
Yarım saat sohbetimiz oldu.
Atalay, “Bizler konuşuyoruz ama siz nasıl görüyorsunuz ülkenin durumunu? Biraz da siz haber verin” dedi.
Sonra “gerçekleri” anlatmaya çalıştım.
Kıbrıs’ta yapılan bazı düzenlemelerin “yerinde” olduğuna vurgu yaptım.
Bir ara bir konuk geldi bakanın yanına, Büyükelçi Halil İbrahim Akça’yı göstererek, “Efendim bugüne kadar gönderdiğiniz en başarılı elçi” diye seslendi.
Başarıyı doğrular bir gülümseme oldu.
Bakan’la sohbetimiz uzun oldu, ama kısa ve öz bir sonuçla yazıyı bitirmek istiyorum!
İzlenimim Türkiye hükümeti yani AK Parti’nin hükümete “desteği tam…”
Bunu net olarak yazabilirim!
Bu desteği ardına alan Başbakan İrsen Küçük’ün de, reformlar konusunda “korkusuz” olması gerektiği kanısındayım.
Reformlar “halka” yansıdıkça kazanan hem İrsen Bey hem de halk olacak! 
Çağıner ailesi ve halka hizmet
Ünal Çağıner’in bu ülkeye hizmeti gerçekten gıpta edilecek durumda.
Yatırımlarını halk için yapan bir işadamı!
Devletten “kredi” bile alsa, bunu “çarçur” etmeyen, topluma harcayan bir işadamı.
Önceki gün yine çok güzel bir otel açılışına tanık olduk.
Acapulco’nun yanına Pine Court Otel’in açılışı yapıldı.
Açılış çok üst düzeyde yapıldı.
Hem Ankara’dan hem de KKTC’den katılımlar yüksekti.
Oteli görünce; Çağıner ailesinin “halka” yatırım anlayışını dile getirmek istedim.
Ki Acapolcu’nun Kıbrıs Türk halkı tarafından “benimsenmesinin” nedeni de bu olsa gerek!
Tekrardan kutlamak gerekiyor. 
Lübnan’da bir gün
Hafta sonunda kullanmadığım bir gün iznim vardı.
Editörümüz Gözde Akben’e, “Ben kaçıyorum” dedim.
Fazla yoğunluk olmadığı için önceki gün sabah 7 uçağıyla ver elini İstanbul yaptım.
İstanbul’da çok sevdiğim bir dostumla sohbet etme imkanım oldu.
Airporthaber.com’un önemli isimlerinden Murat’la sabah kahvaltısı yaptık.
Okul dönemlerimizden sohbetlerimiz oldu.
İkimizde Yakın Doğu Üniversitesi mezunuyuz.
Ardından “vizesiz” hayat olan Lübnan’a gittim.
Bir saat 50 dakikalık uçuş gerçekleştirdik.
Middle East Airlines(MEA) yani Orta Doğu Havayolları ile Lübnan’a uçtum.
MEA’nın uçakları küçük ve çok temiz.
Yeni uçaklar!
Geniş iç hacmi nedeniyle rahat ediyorsunuz.
Uçak kalktıktan sonra, ekranlarda hemen Lübnan’a hoş geldiniz tanıtım filmleri dönmeye başlıyor.
Ardı ardına Lübnan size pazarlanıyor.
Tarihiyle, doğasıyla, güzellikleriyle.
Daha sonra çok hızlı bir servis hizmeti alıyorsunuz.
Bizdeki gibi, “hem yemek hem içecek” yok!
Önce yemekler dağıtılıyor, ardından içecekler.
Bu hem sürati artıyor hem de süreyi kısaltıyor.
Sıkışmalar olmuyor aralarda.
Parantez açarsak;
Lübnanlıların bir huyunu hiç sevmedim!
Uçak kalkmış hala telefonda mesaj yazmalarını.
Telefonları “ısrarla kapatın” denilmesine rağmen “umursamazlıklarını…”
Belki bu “bazı”ları için geçerli ancak MEA’da uçarken bunlara şahit oldum!
Kapa parantez devam!
Sonra Lübnan havaalanına iniyorsunuz.
Sizi Arap kültürünün müthiş müzikleri ve ‘kendisi’ karşılıyor.
Lübnan’ın güzelliklerini mutlaka görmelisiniz.
Bunun için vizeye gerek bile yok.
Bir uçak yolculuğu kâfi!
Cypriot!
Lübnan’dan dönmeden önce havaalanında sohbetler ediyorum. Bir ara pasaportumu (ki o kadından önce pasaportumu başka görevliye vermiştim) almaya gelen bir kadın sesleniyor, “Pasaportunuzu alabilir miyim?” Pasaportumu başka bir yetkiliye verdiğimi anlatıyorum.
Sonra nerelisiniz konusu geliyor!
Türkiye dediğimde şaşırıyor!
Kendisinin nereli olduğunu sorduğumda “Cypriot” diyor!
Bunu da kullandığı bazı Türkçe cümlelerle destekliyor!
Lübnan’da Rumların çok olduğunu da görüyorum!
Başka ne istiyorsunuz?
Levent ve Hacı Ali Grubu K-Pet’in ihalesini kazandı.
Tam 62 milyon TL verdi bu iki grup K-Pet’e.
Sendikalar yine memnun değil.
Daha önce, “Varlıklarımız Türkiyeli işadamlarına peşkeş çekiliyor” yaygarası yapılıyordu!
Şimdi bu da ortadan kalktı ancak hala bir “tatminsizlik var…”
Sormak gerekiyor, Kıbrıslı Türk işadamları 62 milyon TL ortaya koyarak K-Pet’i alıyorsa, buna destek olmak gerekmez mi?
Hani kendi işadamımızı destekleyecektik!
Bu ihale de ortaya çıkardı ki, “kendi işadamlarımız ihale alamıyor” diye ortalığı toz duman edenler “samimiyetsizmiş…”
Daha önce Türkiye işadamlarına karşı geliniyordu, şimdi de kendi işadamlarına karşı bir anlayış ortada! 