Lefkoşa’nın tarihi binaları

Geçmişten günümüze kültür miraslarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımız da Lefkoşa’nın tarihi mekanlarına bir göz atacağız.
Geçmişten günümüze kültür miraslarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için hazırladığımız bu haftaki yazımız da Lefkoşa’nın tarihi mekanlarına bir göz atacağız. Bedesten’de başlayacağımız tarih yolculuğumuzu Kadı Menteş Konağı, Capter House ve son olarak da Luzingan Evi ile tamamlayacağız.


BEDESTEN

Lefkoşa Selimiye Camisi’nin güneybatısında yer alan ve 14’üncü yüzyılda gotik biçimde inşa edilen eski bir Venedik yapısıdır. 1571’de Osmanlı’nın adayı fethinden sonra bina 1573 yılında bedesten çekline sokulmuştur. Lefkoşa’nın en güzide bölgelerinden bir tanesi olan bölgede yüzyıllar boyunca bir ibadet merkezi olarak kullanılan bedesten, ticareti de canlandırdı. O dönem arşınlanabilen her türlü kumaş bu bölgede satılmaktaydı. Bedestenin kuzey kapısı gotik biçimde ve bugün bile iyi durumda olan giriş kapısıdır. Kapının üst bölgelerinde ortaçağın soylu ailelerine ait armaları görebilirsiniz. Ayrıca kapının üst giriş noktasında ise virjinin uykudaki hali tasvir edilmektedir. Bedesten Venedik egemenliğinde St.Nicolas adıyla bilinirdi. Bir dönem ise Ortodokslarca metropolit binası olarak kullanıldı. Bedesten’den 18. yüzyıla kadar da bir Rum Katedrali olarak söz edildi.

BEDESTEN ARTIK BİR SANAT SERGİSİ OLARAK KULLANILIYOR
Bedesten yanyana yapılan iki kiliseden oluşmuştur. Güney’deki kilise diğerine göre daha erken bir tarihte yapılmıştır. Batı kısmı ise belirlenemeyen bir tarihte yıkılmış olup bina günümüze kadar özgün yapısını kaybederek gelmiştir. 1906’da Batı kısmındaki kapı kapatılarak buraya dükkanlar yapılır bugün kuzey bölümünde görülen kapı Selimiye Camisi’nin küçük kopyasıdır. Bedesten'i taşıyan sütunların üzerinde o dönemlerde çeşitli azizleri gösteren resimler bulunmaktaydı ancak günümüzde bu resimlerden eser kalmamıştır... Osmanlı döneminde ise bedesten az da olsa değişiklere uğradı ahşap desenli tavan bunun en büyük kanıtı olarak günümüze kadar gelmiştir. Bedesten de ayrıca orta çağdan kalma mezar taşları da sergilenmektedir... Bugün Vakıflar İdaresi’ne ait tarihi bedesten binası BM Kalkınma Programı işbirliğiyle beş yıl süren restorasyon çalışmalarından sonra 2009 yılında sanat galerisi olarak hizmete açıldı...


KADI MENTEŞ KONAĞI

Lefkoşa Selimiye meydanında olan Kadı Menteş Konağı 1329 yılında yapımı sonlanan Latin Başpiskoposluk Sarayı’nın üzerine Osmanlı döneminde bir kat daha çıkılarak bugünkü halini aldı...
Kıbrıs'ta ilk Osmanlı Başkadısı olan Menteş Efendi tarafından yapılan bu binada 1816-1821’lerde Kıbrıs'ta vali olarak bulunan Küçük Mehmet Ağa bir süre oturduğundan bu yapı Küçük Mehmet Binaları adı ile de anılmaktadır. Bina ‘L’ tasarlı olup iki katlıdır. Üst odalarının bazılarında Osmanlı döneminden kalan çok güzel ahşap işçiliği göze çarpmaktadır. İç avluya her iki katta revlaklarla açılan yerden çıkılmaktadır. Binanın bahçesinde bugün dahi kullanılan çeşmesi vardır.... 1925-1981 yılları arası sırası ile Ayasofya Kız Okulu, Kıbrıs Öğretmen Koleji, Bayraktar Ortaokulu olarak kullanıldı. Kadı Menteş Konağı bugün ise Belediyeler Birliği olarak faaliyet göstermekte...


CHAPTER HOUSE
İ.S. 14.Yüzyıl’da yapılan iki katlı bu bina Selimiye Camisi’nin güneydoğu köşesinde yer alır. Bir zamanlar St.Sophia Katedrali'ndeki papazların toplanma yeri olarak da kullanıldı Chapter House...
Binanın batıya bakan kemerli giriş kapısının üzerinde bir Luzignan arması vardır. Ancak ortaçağdan sonra bu bina konut olarak kullanıldı. Ardından 1930 yılında onarım geçirdiğinden bir çok mimari özelliğini yitirdi Chapter House... Ardından 1990’daki restorasyondan sonra özelliğini tamamen kaybeden Chapter House. Bugünse bina, müze dostları tarafından işletilmekte...


TAŞ ESERLER MÜZESİ (VENEDİK EVİ)
Taş Eserler Müzesi 15.yüzyıla ait bir yapıdır. İngiliz sömürge döneminde çeşitli yerlerden toplanan Ortaçağ'a ait taş eserler burada depolanırdı. İki katlı binanın avluya açılan kısmında bulunan görkemli gotik biçiminde pencere 1905 yılında İngilizler tarafından yıktırılan eski Lusignan Sarayı’ndan getirilerek müzeye monte edilmiştir... Eski Venedik Evi 1940’ta köklü onarımdan sonra bir dönem depo olarak kullanıldı. Eski Venedik Evi şimdilerde ise müze olarak kullanılıyor. Bu yapı geçmişte Kıbrıs krallarının yeriydi. Çevresinde çok güzel daireler bu dairelerin arasında büyük bir salon vardı. Bu salonun sonunda sütunları görkemli bir taht bulunurdu.1394’te burayı gören Martoni'nin ‘bu tahtan daha güzel bir taht görmedim’ demiştir. Adaya daha sonra 163’de gelen Stochove adlı gezgin; bu sarayın girişinde Lusignanların armalarının görüldüğünü belirtmiştir. Aynı gezgin burada bir paşanın kaldığını Sarayönü’nde her Cuma Türklerin atlarını talim ettirdiklerini belirtmiştir seyahatnamesinde. Taş Eserler Müzesi 2003 başlatılan çalışmalarla binanın tarihsel yapısını bozmadan restore edilmiştir...



LUZİGNAN EVİ


Lefkoşa Surlariçi’nde Yeni Camii Sokağı’nda bulunan Lusignan Osmanlı Evi gotik biçimdeki giriş kapısının üzerinde Lusignan armaları vardır. Osmanlı Dönemi eklemesi olan köşkü üst kat odalarının süslemesi ahşap kaplanmış tavanları bulunmaktadır. Köşkün dışındaki yapı kesmetaştandır. Dikdörtgen tasarlı geniş iç havlu konut özelliğinde olup eklenen köşk bağdadi tekniği ile yapılmıştır. Her iki katta dört oda geniş teraslarla iç avluya açılmaktadır. Zemin katındaki yuvarlak taş sütunlu verandadan üst kattaki ahşap dikmelidir ve verandaya taş merdivenle çıkılmaktadır. 1873’lerde Türk ailesi tarafından kullanılan bina, 1917’de Rusya'dan kaçan Kılassen çiftinin konutu oldu bir dönem. Bu çift burayı aynı zamanda özel dokuma atölyesi olarak da kullanırdı. Dokuma atölyesi Bayan Kılassen’in ölümü ile kapandı vasiyeti doğrultusunda konak, Kıbrıs hükümetine kaldı... 1958’den itibaren binaya göçmen aileler yerleştirildi. 1980’de tamamen boşaltılarak Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’ne verildi...

Bu haber 1 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER