Eşin dostun ısrarı ile, çıksam çıksam senede üç beş hafta sonu eğlence mekanlarına giden birisiyim. Ne zaman böyle bir program yapsam vicdan azabı ile eve dönerim. Elbette ki yaşamda eğlence de olacak, buna karşı değilim. Özellikle de gençler için bir yaşam enerjisidir eğlence. Ancak ödenen hesaplardaki tutarlara gözüm iliştikçe içim cız diye yanar. Gündelik hayatımda işim gereği karşılaştığım yoksul insanların yaşadıkları sıkıntıları, eğitim ve sağlık gibi koşullara ulaşamadıklarını düşünmeden edemiyorum. Benim gördüğüm yoksul ailelerin çocukları ve göçmen kızların saçı genelde atkuyruğu oluyor. O mekanda şahit olduğumuz saç modellerinin faturası belki de onların iki göz baraka evlerinin kira tutarı kadardır. Bunların saçı kimyasal sarı, gözleri lens, tırnakları ve kirpikleri takma, şişme bebekler gibi duruyorsunuz diye bağırmak istiyorum. Yoksul kız çocuklarının saçı kirli sarı, gözleri ise deniz gibi masmavi…
Mekan güzel. Adanın karanlıklar içinde olması sorun değil. Belli ki jeneratörleri var. Herkes paparazzi kameralarını görünce duruşunu seçmiş durumda. Yeni kuşağın ağzı ile “janjanlı”, ışıltılı ve renkli. Güneş gözlükleri gözünde olanlar var. Ya nereye baktığı belli olmasın ya da gözbebeğinin boyutu görünüp de hangi maddeyi aldığı açığa çıkmasın diye olsa gerek. Saat ilerledikçe daha korkunç manzaralara şahit olursunuz. Mekanda salınan, yaşları 16 civarındaki kızlarımızın büyük çoğunluğunun gelecekte eşlerinin kumaş masrafı olmayacağı ortada! Anne-babaları çok iyi yetiştirmiş maşallah!
Bu yazıyı okuyup kızını ya da kendini bu satırlarda bulanlar olacaktır. Bu nedenle sözüm bu abartılı eğlence mekanlarından içeri zaten. Hele ki son iki haftalık süreçte ülkemizde yaşanan büyük bir kayıp, grevler, karanlık, iletişimsizlik, kısaca kaos hiç bu sınıfa uğramamış görünüyor. İster istemez insanın aklına “köy yanar deli taranır” lafı geliyor. Olan yine yoksul ve ezilmişe oluyor.
HAFTANIN SORUSU: KIB-TEK ne zaman bizim olmuştu?
Türk Dili ve Twitter Edebiyatı: 'Sen mutlu ol yeter' cümlesindeki gerizekalıyı bulunuz.
Biliyor musunuz? Adsız Narkotikler Grubu öksüz kaldı! (Ülkemizde faaliyet gösteren Adsız Narkotikler Grup Lideri ve kurucusu Remzi Eninanç hakkın rahmetine kavuşmuştur, nurlar içerisinde uyusun)
Hatırlatma: Kötü hava koşulları ve soğuk hava yaşlı ve yoksulların yaşamını cehenneme çeviriyor!
Nazar boncuğu: K.T. Tabipleri Birliği ve Kıbrıs Çevre Platformu
Haftanın Nakaratı:
Bir an duruşu gibi, ömrün gidişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
Aman aman yandım aman Kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Sobalı evde büyüyen yoksul çocuk ;
- Yün çoraplarını sobaya dayayarak ayaklarını ısıtmıştır bu çocuk...
- Sobanın üzerine tükürüp o tükürüğün fokurdamasını izleyen çocuktur.
- Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur.
- Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bile halen 'oturma odası'nın kapısını kapatan çocuktur.
- Sobanın üzerinde kestane patlatmış çocuktur...
- Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur!
- Elbiselerinin bir köşesi kuruturken yakmış çocuktur.
- Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur.
-Soba tütünce tırsmış çocuktur.
-Küçükken Sobanın önünde mavi leğen içinde banyo yapmış çocuktur...
-Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur...
-Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giymeyi.
-Özelliklede hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur...