Kıbrıs Star gazetesinde yazmak tam bana göre bir iş. Çünkü başka bazı “dost” gazete yazarlarına göre medya ya ilgim yıldız olmakla ilgili. Eh... Star’ın türkçe karşılığı yıldız olduğuna göre tam yerindeyim herhalde. Bu vesile ile tüm Star okurlarına merhaba.
İçinde bulunduğumuz günlere damgasını vuran en önemli olaylar nelerdir diye baktığımızda Kıbrıslı Türklerin elli beş yıllık yaşamına damgasını vuran Sn Rauf Denktaş’ın vefatı tabiyi ki başı çeker. Kendisine Allah Rahmet etsin der, ailesine sabırlar dileriz.
Sn Denktaş Kıbrıslı Türklerin yüz- yüzelli yıllık yaşam kesitinde yaşayan her vatandaşın yaşamına , bilincine girmiştir. 1948’lerde aklına lider olmayı koymuş- ben dünyaya gelmeden yaklaşık on yıl önce- bunun için strateji belirlemiş, hedef koymuş, misyon oluşturmuş ve sonuçta başarmış.
Hedefi; Lider olmak,Misyonu; Kıbrıs’I Taksim etmek ve daha sonra gelişen bir stratejiyle ayrı devlet kurmatı.
Düşünün, İngiliz döneminde Savcı gibi yargıda üst düzey, etkili ve o dönem için çok stratejik konumda bir memur iken bundan vazgeçmeyi göze alacak, İstifa edip Kıbrıs Türk cemaatının başına geçmeyi hedefleyecekti.
İngilize yıllarca iyi bir memur olarak hizmet ederken İngiliz sömürge yönetimine bayrak açmış, sözde bağımsızlık ama enosis’i savunan yani Yunanistana bağlanmayı savunan Rum EOKA direniş örgütünün militanlarına da savcı olarak kök söktürten Denktaş daha sonraki yıllarında “ körü körüne İngiliz dostluğu güttük” diyebilecekti.
Lider olmalıydı. Bu fikir başkasının mıydıi? Yoksa kendinin fikrimiydi? Pek bilinmez.
Çünkü Kıbrıs Türk Toplumunun yakın tarihi ile ilgili günümüzde yayınlanan birçok kitaptan ve yaşayan dönemin tanıklarından öğreniyoruz ki Türk toplumuna Lider olmak isteyen birçok sahsiyet arasında kısa tarih boyunca kıyasıya bir rekabet yaşanmıştır. Bundan dolayı birçok toplum lideri olabilecek Kıbrıslı Türk aydın ekarte edilmiş, kimileri için ölüm- Dr. Burhan Nalbantoğlu- kararı alınmış, kimileri de vatan haini-Dr.İhsan Ali- ilan edilmişti.
“Aslında Hiç Kimse Uyumuyordu” Komutan İsmail Tansu’nun TMT’yi anlatan kitabından öğreniyoruz ki, 1958 yıllarında Rahmetli Adnan Menderes, General Daniş Karabelen Paşa ve Albay İsmail Tansu’yu huzuruna çağırıp Kıbrıstaki TMT çalışmalarında Dr. Fazıl Küçük’ün rahatsız olduğunu, Denktaş tarafından ekarte edileceği endişeşi taşıdığını, bunun doğru olup olmadığını sorguladığıdır.
Başbakan Menderes’e verilen cevap ise bunun doğru olmadığı şeklindedir.
Yıl 1973. Tam 13 yıl sonra bunun doğru olduğu ortaya çıkar. Rauf Denktaş Cumhurbaşkanlığı Muavinliği seçiminde adaylığını açıklar. Halbuki Muavin Dr. Fazıl Küçüktür ve vazgeçmeye de niyeti yoktur. Ama vazgeçtirilir. Artık resmen Lider Sn. Denktaştır. Yakın tarih kitapları bunları ayrıntılarıyla yazar.
Sn Denktaş’ın Liderliği kolay olmamıştır. Türkiye Cumhuriyetini kendi liderliğine ikna etmek için toplamda dört yıl Ankaradaki sürgün yıllarını yine kendi anılarından öğreniyoruz çok iyi değerlendirmiştir.. Hedef koymuş, rakiplerini ekarte etmiş, sabır etmiş, Kıbrıs'taki siyasi gelişmeleri iyi yönetmiş, Rum Liderliğin hegemonyacı-enosisci politikalarını iyi kullanmış, gelmiş geçmiş -son dönem hariç-TC hükümetlerini çok iyi etkilemiş ve bana göre başarmıştır.
Hedefine ulaşmıştır.