Greentree’den çıkan faydalı sonuçlar

Greentree’den bir şey çıkmayacak demiştim. Yanılmışım!

Greentree’den bir şey çıkmayacak demiştim.
Yanılmışım!
Tüm okurlarımdan özür dilerim.
Çok anlamlı sonuçlar çıktı Greentree’den bana göre. Kuzey Kıbrıs’ı, hükümeti ve hatta Derviş Eroğlu’nu suçlayana kadar neler neler varmış bir kez daha farkın vardık. Barış ve çözümden yana tavır koymuyor, koyamıyor diye, nerelerden bu işin aslında tıkanık olduğunu gördük.
İlk önce Hristofyas’ın koca bir yalancı olduğu açık açık ortaya çıktı.
Birleşmiş Milletler’in çözümü çok da takmadığını gördük.
Türkiye’nin her tülü senaryoya karşı hazırlıklı olabileceği tavırları aslında çoktan aldığının farkına vardık.
Haa… Unutmadan! Nisan 2010’da verdiği sözü tutmadığı için Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmesinin Talat’a ve Kıbrıs’a oynanmış bir oyunun parçası olduğunu da gördük.

***

Hristofyas Efendi!Bu sözlerim direkt sanadır:
Kıbrıs’ın Kuzey’inde yoldaşın Talat ile müzakere sürecini sürdürürken Talat uzlaşılan konulardan ve ilerleme sağlanmış önemli yakınlaşmalardan söz ediyordu. Sen esefle reddediyordun. Yakınlaşılan konular hakkında ortak açıklama yapmak için seni ısrarla masaya çekmeye çalışan Talat’ı yalancı konumuna düşürecek düzenekler hazırlıyordun. Şimdi Eroğlu ile uzlaşılamayacağını, hatta Talat ile sağlanmış yakınlaşmalar ve uzlaşılan konularda bile anlaşmazlığa düştüğünüzü açıklıyormuşsun. Hangisine inanalım?
Yapma be Hristofyas! Buna düpedüz ikiyüzlülük hatta yalancılık derler. Bu sadece sana zarar verse umurumuzda olmayacak. Fakat hem Kıbrıslılara hem de adaya zarar veriyorsun.

***

Birleşmiş Milletlere ne demeli?
Hristofyas bir nala vuruyor, bir mıha; ne yapıyorsun diyen yok. Tutarsız açıklamalarına dur deyip, yaptıklarının süreci sabote eden bir tavır olduğunu görmezden geliyorlar. Koskoca Birleşmiş Milletler yetkilileri, süreci takip edemiyorlarsa, bu edemediklerinden değil, takip etmekistemediklerindendir.Niyetlerinin ne olduğunu açıklasalar biz de yolumuz çizeceğiz. Çünkü barışa giden yolda önümüzü tıkadıkları besbelli. Hem de bu durumda Hristofyas ile el ele...
Ve Türkiye! Kuşkusuz, son tahlilde en kârlı olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.
KKTC’nin tanıtılması ile ilgili meselelerin sarpa sardığı besbelli. KKTC üzerine kurgulanmış tüm senaryolar ve kurgulanamayanların da tıkandığı ortada. Türkiye gibi sağlam bir devlet anlayışına sahip olduğunu dünya geneline kabul ettiren bir devletin, bunun bir gün gerçekleşeceğinden hiç şüphesi yoktu. Bu nedenle Türkiye vatandaşını da yolladı, sermayesini de, politikasını da… Hangisi tutarsa diye düşünüyordu besbelli. Öyle düşünmediyse bile çok güzel işledi süreç. Vatandaşlarını göndermesiAnnan Planı ile tuttu. Talat’ın girişimleri eşliğinde referandumda oy hakkı sahibi kabul edilerek, Kıbrıs’ta söz sahibi oldukları BM nezdinde de kabul edilmiş oldu. Bu bir yandan Türkiye’nin kazancıydı, diğer yandan yıllarını Kıbrıs’ta harcamış insanların… Türkiye sürecin sona doğru gitmekte olduğunun ve çözümsüzlüğün kendisinin de önünü tıkamakta olduğu gerçeği ile karşılaştıkçasermayesini de buraya yerleştirmeye başladı. Önce küçük ortaklıklar, sonra büyük protokoller ve sonunda yerleşikliği pekiştiren inşaatçılık gibi kalıcı sektörler… Bu durumda çözümsüzlükten çıkar sağlamakta olan Türkiye Cumhuriyeti, olası bir çözümde de resmen AB toprağı sayılacak Kuzey Kıbrıs’ta sermayesi bulunan bir güç olabilecek ve kolay kolay safdışı bırakılamayacaktı.
Bu oyun Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken İngiltere’nin de yaptığı bir plandı. BM’nin de uyguladığı buna benzer bir “süreç” değil midir?

***

Görüyorsunuz ya! Greentree öyle ya da böyle görülmesi ve bilinmesi gerekenleri yeniden yorumlattırdı başka bir işe yaramasa da…
Ancak ne acıdır ki bu karmaşadan Kıbrıslı Türkler hariç herkesin kalıcı ve sağlam karları var…

***

Ne bileyim yağışlı hava mı karamsarlaştırıyor beni, yoksa biz yine dış kapının mandalı endamı ile dona kalmışız gibi miyiz? Bilemiyorum doğrusu…
Bu haber 201 defa okunmuştur

:

:

:

: