Prof.Dr. BOZKURT GÜVENÇ
1926 Samsun doğumlu olan Bozkurt Güvenç hoca 1943’te İTÜ’de başladığı Mimarlık eğitimine 1945’de ABD’de Georgia ve MIT’de devam ederek lisans ve çift dalda master derecelerini aldıktan sonra 1950 yılında Türkiye’ye döndü ve mimarlığın yanı sıra matematik öğretmenliği ve yöneticilik yaptı. 1962-63 yıllarında Colombia Üniversitesi Eğitim ve İnsanbilim programında 3. master derecesini alarak Türkiye’ye geri dönen ve Türkiye’de çok partili döneme geçişte eğitim, felsefe ve toplumsal yabancılaşma sorunlarıyla da ilgilenen Bozkurt hoca Hacettepe Üniversitesi’nde İnsanbilim Bölümü’nü kuruculuğunu yaptı. Doktorasını 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi İnsanbilim programında tamamlayan, 1969 yılında doçent ve 1977 yılında da profesör olan Bozkurt hoca 1993 yılında emekli oldu. Güvenç’in yayımlanmış araştırmaları insan, kültür, eğitim ve değişim sorunlarına odaklanmaktadır.
1974 yılında Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı yapan Bozkurt hoca, 1993-2000 yılları arasında da Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı olarak Çankaya’da görevlendirildi.
“Geleneksel Toplumlarda Değişim ve Gelişim”, “Bilgi ve Bilim Kuramı ve Yöntem”, “Kültürde Devrim ve Karşı Devrim”, Evet Eğitim ama Nasıl?” alanlarında çalışmalar ve araştırmalar yürüten Prof. Dr. Güvenç’in “Kültür Sorunu”, “Türkiye Demografyası”, “İnsan ve Kültür”, “Sosyal-Kültürel Değişme”, “Japon Kültürü” gibi kültür yaşamına ışık tutan eserlerinin yanı sıra, Erich Fromm (Çağzmızın Özgürlük Sorunu), Octavio Paz (Yalnızlık Dolambacı), Ben Farrington (Darwin Gerçeği), Ariel – Will Durant (Tarihten Dersler) ve Calvin Wells’ten (İnsan ve Dünyası) çevirileri var. Japonya’nın “Doğan Güneş Nişanı’nın Altın Işınları” rütbesiyle ödüllendirilen Prof. Dr. Güvenç’in, Kültür Tarihi Açısından oldukça önemli olan “Türk Kimliği” araştırması 1993 yılında yayımlandı. 1997 yılında TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) şeref ütesi seçilen Bozkurt hoca 2004 yılında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan son eseri “Anılardan Sayfalar” kitabının “Sevgiyi sevilerek, severek öğreniriz” başlığı altında bakın neler söylüyor:
“Sevgi, özsaygımızı ve güvenimizi yaratan ve yaşatan besindir. Sağlıklı ve mutlu olmak için sevmeyi; sevmek için vermeyi, sevilmek için sevgiye açık olmayı, ezilmeden almayı öğrenmeliyiz. Sevenin sevilen tarafından sevilmesi şart değildir. Sevişmek ise, günümüzdeki moda “beraberliklerden” farklı olarak sevginin çok özel bir yüceliğidir. Eurovizyon’da sunduğumuz, bestesi kadar güzel güfte: “Sevişmek bir dakika/Sevmek bir hayat boyu…” Aynı bağlamda, “Mutluluk, varılacak gayeden çok/izlenecek bir yol değil midir?” denmiştir ki, işte izlenecek o yollardan biri olmalıdır sevgi…”
ANEKTODLAR
Kültürün değişen bir varlık alanı olduğu gerçeğini Colombia Üniversitesi’ndeki insanbilim derslerinde öğrenen ve tüm çalışmalarında bu anlayışla kültürel antropoloji araştırmalarını yürüten Bozkurt hoca için çocukluğunda bir gün Cumhurbaşkanı olarak Saraya çıkacağı söyleniyormuş; Bozkurt hoca anılarını yazdığı son kitabında esprili bir biçimde “Çankaya’da görev aldım ama başkan olamadım” diyor.
Bozkurt hocayı 1995 yılında Çankayada Başdanışman olduğu dönemde telefonla aradım ve “hocam rica etsem Kıbrıs’ta bir eğitim konferanslar dizisine konuşmacı olarak katılır mısınız?” dedim. O dönemde ben de ODTÜ’de Eğitim Fakültesinde yarı zamanlı ODTÜ Kolejlerinde de tam zamanlı öğretim üyesi ve koordinatör olarak çalışıyordum. Bozkurt hoca bana başka kimleri davet ediyorsun Çağlar diye sordu. Ben de “sizin dışınızda Prof.Dr. Sudi Bülbül, Prof.Dr. Petek Aşkar, Prof.Dr. Özcan Demirel, Prof.Dr. Sabri Koç ve Prof.Dr. Uğur Öner var hocam” dedim. Ayrıca o dönemde Hacettepe Üniveritesinde doktora yapan arkadaşım Hasan Özder ile ben de konferansa katılacaktım. Bozkurt hoca bana “Çağlar hazır bu kadar deneyimli ve etkili eğitimciyi bir hafta Kıbrıs’a topluyorsun, gel orada eğitimde tam bir devrim yapalım” diye de takılmıştı. Hatırlanacağı üzere Sayın MATalat’ın eğitim bakanı olduğu o dönemde eğitimde büyük bir devinim yaşanmış ve ben de Sayın Talat’ın eğitimdeki tartışmalara katkı adına bir şeyler yapalım talebi ile böylesi bir eğitim konferansı düzenlenmesine karınca kararınca katkı koymaya çalışmıştım.
SORULAR HEP AYNI…
Bozkurt hocanın ağzından aktarmaya çalışayım:
“Colombia Üniversitesinde master programımı tamamladıktan uzunca yıllar sonra oradaki tez hocam emekli olurken önceki tez öğrencilerini emeklilik resepsiyonuna davet etti. Ben de gittim. Dünyanın birçok ülkesinden birçok öğrencisi de resepsiyon için hocamızı yalnız bırakmadılar. Resepsiyondan önce okula gittim. Hocamın odası kapalıydı. Kapıda sınav soruları asılı duruyordu, okudum. Ne kadar da bizim zamanımızda bize sorulan sorulara benziyordu. Yok hayır benzemiyor, tıpa tıp aynılarıydı. Şaşırdım. Üzüldüm de hatta. Meğer bizim hoca yeni sorular hazırlamıyor aynı soruları soruyormuş… Akşam resepsiyona gittiğimizde bir ara fırsatını kollayıp hocaya dedim ki: “Hocam kapınızda asılı olan sorulara baktım ama siz galiba hep aynı soruları soruyorsunuz öğrencilere, neden hiç değişiklik yapmıyorsunuz?” Hocam bana gülümseyerek baktı ve dedi ki:”Bozkurt sen çok iyi bir öğrencimdin. Kapıdaki sorular doğrudur aynı sorular, ama eğer incelersen cevaplar değişikti göreceksin…” İşte o an anladım ki aslında sorular yaşamın her döneminde aynıdır ancak dönemsel olarak cevaplar değişiyor…”
KIBRIS’TA DA DURUM AYNI DEĞİL Mİ?
50 yılı aşkın bir süreden beridir devam eden Kıbrıs Sorunu da esasında bir yönetim ve güç paylaşımı sorunu vardır ve soru da “Kıbrıs sorunu nasıl adil ve kalıcı bir biçimde çözülebilir?”dir.
Soru bu olmasına rağmen değişen koşullar ve sorunun esasının çözümsüzlüğü nedeniyle ortaya çıkan mülkiyet, vatandaşlık, temsiliyet, izolasyonlar, demografik sorunlar, ekonomik bağımlılık vb diğer sorunlar nedeniyle hem sorun bir türlü çözülemiyor, hem esas sorundan daha da önemli ve zor hale gelen diğer sorunlar nedeniyle esas sorunun çözümü giderek zorlaşıyor.
Tam da Bozkurt hocanın hocasının dediği gibi soru aynı ama cevaplar değişiyor günden güne ve liderler de yeterince motive, cesaretli ve niyet sahibi olamadıklarından dolayı bir türlü sorunun günceldeki cevabını yakalayamıyorlar…