‘KALBİM RAHAT UYUYORUM’

Hasan Hastürer’in Ada TV ekranlarında gündemdeki konu başlıklarını yorumladığı ‘Hasan Hastürer ile Bugün ve Son Nokta’ programına Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp konuk oldu.
Hasan Hastürer’in Ada TV ekranlarında gündemdeki konu başlıklarını yorumladığı ‘Hasan Hastürer ile Bugün ve Son Nokta’ programına Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp konuk oldu. Mağusa ile ilgili samimi açıklamalarda bulunan Kayalp, çocukluğundaki Mağusa’yı da anlattı. Hasan Hastürer’in sorularını yanıtlayan Kayalp; “Bu yaşıma geldim ama ‘bizim liman çocuğu’ vasfını devam ettiriyorum”dedi.

‘BEN MAĞUSA’NIN ÇOCUĞUYUM’

-Ara sokaklarda yürüdük, bir baktık ki size öyle çok da Oktay Bey de demezler, Başkan da derler, yaşına göre de Oktay’sınız. Siyasette isimle anılmak yürekten bir şeyleri eklemektir. Bu nasıl oluştu?

“Mağusa’nın çocuğuyum, buralarda doğdum büyüdüm, 12 yaşından itibaren babamın mesleği gereği limanda bulundum. Mağusa’lılar beni Oktay olarak bilirler. Liman işçileri ‘o bizim çocuk’ demeye devam ediyorlar halen. 55 yaşını aştım, hala daha ‘bizim liman çocuğu’ vasfımı devam ettiriyorum.”

-Bir liman işçisinin çocuğu olmak, babanızı hangi yıllardan hatırlıyorsunuz?

“Babamı çok değişik dönemlerde anımsarım. Beş oğlan kardeşin en büyüğüyüm. Babam geçmişte futbol oynardı. Çetinkaya’nın efsane takımında Vedat Cipsilerle birlikte futbol oynadı. Rumların sahaları kapattığı dönemin takımında yer aldı. Babamın futbolculuk dönemini hatırlamam ama Mağusa Türk Gücü’ne antrenörlük yaptı, futbola teknik eleman olarak katkı koyduğu dönemleri hatırlarım.”

-Bir liman işçisinin bir gününü merak ediyorum, ne yer, ne içerlerdi?

“ Babam gümrük komisyoncusuydu. Kıbrıslı Türklerin o dönemlerde tek Türk gemi acentesiydi. Liman işçileri, acenteler bu meydanın haşır neşir insanlarıydı. Liman işçileri genellikle sabah beş buçuk, altıda kalkar, meydana gelir, çeşmenin önündeki seyyar arabada satılan sabah ciğerini yer, saat sekizden önce de işinin başında olurdu. Bunda esas neden teknolojinin gelişmemesi nedeniyle ağırlıklı olarak kol gücünün kullanılmasıydı. Öğle arasında evine gider yemeğini yer, kullanılan ulaşım aracı ağırlıklı olarak bisikletti. Akşam 4 buçuk 5, iş bittiğinde ilerideki caddede Sinan Paşa yolunda meyhaneler vardı. Orada gelir birkaç tane içer, konyak veya tek yıldızlı içilirdi ve fıçıyla şişeye doldurulurdu. Okka ya da önge ile satılırdı. Oradan eve gider, banyosunu alır, yemeğini yer ve yatardı. Ertesi gün sabah 5, 6’da tekrardan Namık Kemal meydanında liman işçisinin hayatı başlardı. Bu nedenle de bu meydan o dönemde son derece dinamik, hareketli bir süreç yaşadı.”

‘SANDALYE KAPININ ÖNÜNDE YOKSA MAL SAHİBİ İÇERİDE YOK DEMEKTİ’

-Mağusalı denildiğinde nasıl anlatırsınız?

“74 öncesi Mağusalıları kastedersek büyük çoğunluğu limana bağımlı, mütevazi bir yaşantısı olan, eğlencenin sadece hafta sonları yaşandığı ve söylediğimyaşam temposu içerisinde yaşayan esnaf da doğal olarak o yaşam biçime uyardı. Mütevazi iyi niyetli sevecen insanlardan oluşurdu. Mağusa’da 74 öncesinde kriminal vakaların olduğunu hiç hatırlamam. Yürüdüğümüz yolda bakkal vardı, öğle yemeğinde bakkal oturduğunuz sandalyeyi kapının önüne koyar ve yemeğe giderdi. İnsanlar oraya geldiğinde eğer sandalye kapının önündeyse mal sahibi içeride yoktu demekti ve dükkana girmezdi. Böyle bir disiplini vardı insan yaşantısının.”

‘MAĞUSALILARIN DENİZLE BULUŞMAYA İHTİYACI VAR

-Mağusa bir liman kenti dediniz ama Mağusa yüzünü bir türlü denize dönemedi. Denize sırtı dönük bir kent gibi algılandı. Bunun değişimiyle ilgili çabalarınızın olduğunu biliyorum. Ne kadar döndürebildiniz Mağusa’nın yüzünü denize?

“ 1974 sonrası defakto durumu nedeniyle bu konuda kıyı kenti olmamıza rağmen denize sırtımız dönük. Vatandaşların deniz kenarına gidip de denizle nefes alacağı bir tek 800 metrelik Laguna şeridi var. Onun dışında 6 buçuk kilometrelik kapalı Maraş tamamen kapalı durumda. Liman ve serbest liman bölgesinin bittiği yerde Gülseren askeri bölgesi başlıyor ve Glapsides plajı ancak sivile açık bir nokta. Mağusalıların denize gidip deniz kenarında birşeyler yapabileceği mekan söz konusu değil. Bu konuda belirli bölgelerin kontrollü olarak bile olsa sivillerin gidebileceği zaman geçirebileceği noktalara açılmasını önerdim. Bu konudaki temaslarım devam ediyor devlet yetkilileriyle üst düzeyde. En azından bu bölgelerin bir kısmıyla ilgili bir açılım olacak, evet Mağusa’nın buna ihtiyacı var. Mağusalıların denizle buluşmaya ihtiyacı var. Glapsides Plajı rekabet üstü değerimiz oldu Kıbrıs’ta. Hem kumu denizin kalitesiyle hijyeniyle hem de ülkemizde kan gren olan plajların paralı olarak kullanılması hatasına yanlışlığına direnmemiz de bizim rekabet üstü değerimiz. Glapsides Plajı birkaç kilometrelik bir mesafe, kumu denizi mükemmel. Belediyemiz burada ücretsiz plaj konusunu ısrarla kontrol ediyor,kontrol etmeye devam edeceğiz.”

‘94’TE YAZDIĞIM SEÇİM BİLDİRGESİNDEKİ BAZI ŞEYLERİ HALA YERİNE GETİREMEDİM’

-18 yıl belediye başkanlığına aday olurken Mağusa’yı yeni tanımıyordunuz. Tanıdığınız, doğduğunuz yaşadığınız ve hani neredeyse her adımda hatırası olan bir Mağusa insanıydınız. Neleri düşünmüştünüz Mağusa için belediye başkanı olarak?

“94 yılında arkadaşlarımızla birlikte seçim bildirgesi hazırladık, o dönemin belediye yönetiminin zafiyetlerinin giderilmesine dönük bir seçim bildirgesiydi. Birçok şey yazdık orada bunların bir kısmını da yerine getirmedim. Belki de 94-98 arasındaki dönemde birazcık kenti ve Belediyeciliği tanıma şansım oldu. Ama ondan sonraki dönemde 98’den itibaren yazdığım bütün seçim bildirgelerinde vaat ettiklerimi bütünüyle yerine getirdim. Getiremediğimistisnaların da gerekçeleri makul ve mantıklı gerekçelerdi ama büyük çoğunluğunu yerine getirdim ve bu güne kadar da ondan sonra kazandığım bütün dört seçimde vaat ettiğim her şeyi tamamlayarak bitirdim kendi dönemimde.”

-Oktay Kayalp elini vicdanına koyduğu zaman, bu Mağusa Belediye Başkanlığı iskemlesine oturdunuz, oturmadınız da çok yürüdünüz Mağusa’yı yürüyerek yaptıklarınız sizi vicdanen rahatlatıyor mu?

“Her gece yattığımda kalbim ve beynim rahattır ve deliksiz uyuyorum.”

‘SOKAKTA ‘OKTAY BEY’ STATÜSÜNDE DOLAŞMIYORUM’

-Sokakta insanların reaksiyonu ne?

“Benim insanlara birebir çok yaygın ilişkim var, Oktay bey statüsünde gezmiyorum sokakta. Genelde insanlar benimle yaş gruplarına ve sosyal ekonomik alandaki eskiden gelen ilişkilerimize göre davranıyorlar. Ya Oktayım ya o çocuğum ya abiyim gibi ilişkilerle gidiyorum ve bu ilişkilerden hiç rahatsız olmadım.”

‘İNSANLARDAN ALDIĞIM GÜVEN VE DESTEKLE BU NOKTAYA GELDİM’

-Bir marka yarattınız aslında bu kendiliğinden mi oldu yoksa biz bir marka yaratacağız dediniz mi?

“Aldığım görevi hakkını vererek yerine getirmeyi hedefledim. Kendi özel işimde de böyle çalıştım. Daha önce partinin değişik organlarında görev aldım orada da böyle çalıştım markayı aslında insanlar yarattı. İnsanlardan aldığım güven ve destekten bu noktaya geldim ama çalışırken de mutlaka en iyi en güzeli insanların yaşam kalitesini yükseltebilmek için en kaliteliyi sunmak için uğraştım. Bu uğraş beni insanların gözünde bir noktaya oturttu. Yoksa ben kendim bu noktaya geleyim diye özel olarak bir çalışma yapmadım. Ben işimi yaptım ama insanlar beni bu noktaya oturtuyor.”

-Bu kadar tarihi değer var. Bunları yerel yönetimle beraber değerlendirilse günlük hayat daha bir iç içe olur mu?

“ Kesinlikle, Mağusa’nın rekabet üstü değeri olarak kabul ediyorum. Bu hiç kimsede olmayan bizde olan ve olma şansı da olmayan değerlerdir. Buradaki Lala Mustafa paşa caminin başka bir kentte olma şansı yoktur. Surlar içinin aslında her noktası eski eser. Lüzinyan döneminde 365 tane kilise vardır örneğin. Bunların önemli kısmı yok oldu. Mağusa’nın surları kendisi önemli eski eserdir ki 3 kilometre dışında değişik dönemlere Lüzinyan, Osmanlı ve Venedik ve koloni döneminde ait 500 civarında listelenmiş bina vardır. Mağusa’ya baktığınızda aslında 500-600 yıllık bin yıllık sürecin bütününü yaşayabileceğiniz eserler ayakta durmaktadır.”

-Mağusa Belediyesi bu kentin tarihi dokusuyla ilgili ne kadar yetkilidir?

“Mevcut sistemle öyle birçok başlılık var ki yetkisiz yetkili gibi bir pozisyona düşüyoruz. Eserlerin bir kısmı eski eserler ve müzeler dairesinin kontörlünde ve mülkiyetindedir. Bir kısmı vakıflar idaresinin kontörlünde ve mülkiyetinde bir kısmı özel şahıslarındır bir kısmı yerel yönetimin kontrolündedir.”

-Bir şehircilik bir de eski eserler o hassasiyet abartılıyor da bir dokunulmazlık yaratılıyor ama dokunmadığınız zaman da yok oluyor pek çok değer…

“Mağusa’nın tarihi dokusunun artık bir devlet politikası olması lazım. Halbuki biz birkaç tane fedakârca çalışan mühendis arkeolog arkadaş ve bir kısım personelle mekanı korumaya çalışıyoruz. Üstelik korumakta da zorlanıyoruz. Oteller çöktü, çökeceği yıllarca söyleniyordu. 10 yıl önce ben yine söyledim. Benden öncekiler de söyledi bunu. Eski eserlere bir politikayla onların korunması hem insanın yararlanacağı hem tarihin kültürel mirasın korunacağı bir mekan haline dönüştürülmesi konusunda bir politikamız yok. Eski eserlerin şu anda politikası şu, aman yanlış yapmayayım, en iyisi hiçbir şey yapmayalım ki yanlış olmasın”.

‘DAÜ İLE ÇOK GENİŞ İŞBİRLİKLERİ YAPIYORUZ’

-DAÜ var, DAÜ ye yüzünüz mü bakıyor, sırtınız mı bakıyor yoksa yanlama mı bakıyorsunuz?

Herhalde doğru diyeyim kucak kucağayızdır. Mağusa kenti 74 öncesi liman kentin dışında aynı zamanda turizm kenti aynı zamanda bir üniversite kentidir. Şehrin gelişini şekillenişi üniversite kenti olma özelliğiyle de bağlantılıdır. Üniversite ile Mağusa kenti etle tırnak gibidir. Üniversitenin sahibi Mağusa kentidir. Üniversitenin gelişmesi, öğrencilerin kantaşlarımızdır onlar geçici bile olsalar, yaşam kalitesinin de yükselebilmesi için uğraş veriyoruz. Bunun yanında daha verimli çalışabilmesi ya da ekonomik davranılabilmesi için üniversite ile ortak projeler yapıyoruz. Denizden su artıma sistemi, Mağusa’nın kangren olmuş bir sorununu denizden artıma tesisi kurarak DAÜ ile belediye ortak, hem üniversitenin hem kentin sorunu aştık. Kültür kongre merkezimiz Kıbrıs adasının var olan en büyük kültür ve Kongre Merkezini inşa ediyoruz. DAÜ ile Mağusa Belediyesinin ortaklaşa projelendirdiği bir proje bunun üzerinden Sayın Aydan Karahan’dan itibaren 5 TC Büyükelçisi değişti, Halil Güven’den itibaren 5 DAÜ rektörü değişti ama bu proje devam ediyor ve önümüzdeki günlerde sonuçlanacak. Kentimize yeni kazanımlar sağlama ya da kentimizin yaşam kalitesini yükseltmede üniversite ile çok geniş işbirlikleri yapıyoruz.”

-Mağusa’nın bir de değişen demografik yapısı vardır, Mağusa heterojen görünen insan dokusunu Mağusalılaştırabiliyor mu?

“Genelde insanlara bakışımın bir başka örneğine de burada bakıyorum o insanların farklılıkları vardır. Antalya, Güneydoğu, Mersin’den gelenlerin kendine ait farklılıkları vardır. Güney’den gelen ve Mağusa’ya yerleşen Kıbrıs’ın değişik insanları var. Bir de Mağusalılar var. Bu kent taşlarımızın farklılıklarını saygıyla karşılayarak herkes birbirinin farklılığını
düşüncesinin saygıyla karşılayarak Mağusa kentinin kent taşı gibi davranmalarını sağlıyoruz.”




‘MARAŞ, TEKRARDAN MAĞUSA’NIN PARÇASI OLARAK YAŞATILMALI’

-Kapalı Maraş var, açılmasını bir süre önce inisiyatif ortaya çıkmıştı, açılmasını limanın da uluslararası trafiğe açılmasıyla beraber bir takım projeler yapılmıştı Maraş’a nasıl bakıyorsunuz?

“Kapalı Maraş şu anda Mağusa kentinin bu pozisyonda en kötü halidir. Binaların %80’inden fazlası bilimsel olarak deforme olmuş durumdadır. Belki de telafisi mümkün olmayacak, yıkılıp yeniden yapılması gereken noktaya geldiler. Maraş’ın değişik tartışmaları var. Kıbrıs sorununda bütünlüklü çözümün parçası olarak duruyor orada. Bütünlüklü bir çözümde Maraş’ın eski sahiplerine verilmesi gerektiği yönündeki Türk tezini doğru buluyorum. Bütünlüklü çözümde Maraş Mağusa’nın Rumlarına eski sahiplerine verilmeli ve tekrardan Mağusa’nın parçası olarak yaşatılmalıdır.

‘MAĞUSALILARIN SEVGİSİ BENİ MOTİVE EDİYOR’

-2012 ve sonrası için Mağusa Belediyesi’nin hangi projeleri var?

“Şu anda çalıştığımız alt yapı ile ilgili projelerimizin bir kısmını sonuçlandıracak bir kısmını da devam ettirecek bir çalışma yaratıyoruz. Bu bizim yaşam kalitemizde önemli bir dönemeç. Mağusa’nın kanalizasyonu su şebekesi ve yağmur suyu drenajlarının bütünü bölge bölge yapılıyor. Bu konuda bazı sıkıntıların olduğu doğru, vatandaşlarımız bu konuda bizi tolare ediyorlar, anlayışla karşılıyorlar kendilerineteşekkür ediyorum ama 2012 yılında bütün bu projeler bir biçimde tamamlanmış olacak ve artık Mağusa’da alt yapı sorunu olmayan hijyensorunu çekilmeyen özellikle suda kalitenin daha da yükseleceği bir dönem yaşayacağız. Bunun yanında insana yatırım yaptığımız projeleri de geliştireceğiz. Yaşlılara, gençlere dönük insanların sosyal alandaki yaşam kalitelerini yükseltmedeki projelerimiz de 2012’de geliştirip güçlendireceğiz.”

Mağusalılara ne diyeceksiniz?

“Beni motive eden bu noktaya taşıyan aslında bu kente ve kentin insanlarına duyduğum sevgidir. Sevgi bence çok kilit bir sözcüktür. Bir işi bir mekanıbir insan gurubunu sevmeden onlarala birlikte olmak çalışmak mümkün değil. Mağusalıları çok seviyorum ve bu sevgi beni motive ediyor.”


Kıbrıs küçük bir ada. Kuzey Kıbrıs’a gelirsek ve adanın kuzeyine doğru kayarsak daha da küçük bir alana yerleşiyoruz. Sayısal değerler bakımından dünya ile kıyasladığımız zaman bütün sayısal değerlerimiz gerçekten küçük denilecek noktalarda. Ancak bunu hep sorguluyorum, dünyayı gezerken de, İstanbul’a gidiyorsunuz gün içerisinde 13-15 milyonun üzerinde insanla hareket ediyorsunuz. Melbourne’a gidiyorsunuz, farklı bir doku görüyorsunuz. Kocaman bir kıtada yaşayan 20 milyon kadar insan vardır. Londra, Berlin, Paris başkadır, NewYork başkadır, Washington başkadır, Toronto başkadır fakat bu tüm yerlere gittiğiniz zaman ve insanlarla konuşursunuz, büyüklük veya küçüklük farkı olmaksınız, insanların hayatında bir ülke politikasının geneline hakim olan insanlar vardır bir de yerel yönetimler vardır. Demokrasisi gelişmiş ülkelerde yerel yönetimlerin insanların hayatındaki yeri oldukça fazladır ve yerel yönetim bir anlamda yerinden yönetimdir. Baktığınız zaman sadece yollar, sokaklalar aydınlatma, su değil. Sağlıktan eğitime kadar çok geniş bir yelpazede insanların muhatabı, idaresi yerel yönetimlerdir. Yerel yönetimler çağı ne kadar büyürse büyüsün sonunda yine bir küçülmesi vardır ve birebir insan ilişkilerinin çok önemli olduğu bir alandır. Elektrik, su, sokak ,temizlik sosyal hayatınız birebir Belediye, yerel yönetimle ilgilidir. Yerel yönetimde yaptığınız da yapmadığınız da kolay ortaya çıkar. Eğer demokrasiye saygılıysanız, eğer işinizin sizden önde olmasını istiyorsanız ve bu yönde hareket edersiniz, gerçek anlamda markalaşma süreci yaşarsınız. Bizde 1974 sonrası yerel yönetimler hayatımıza kademeli olarak yerleşti. Öncesinde 1960 anayasasından Kıbrıs Türk Belediyeleri vardı ama atamayla oluşan bir yapıydı. Yerel yönetimler hayatımıza girdiği zaman markalaşan isimler olmuştur. Mustafa Akıncı’nın ismini Lefkoşa’dan işaret ederim. Uzun süre bakımında hem süre uzun hem yaptıkları kişisel ilişkiden öte yaptığı işle siyasal ömrünü uzatan Belediye Başkanı denirse hangi görüşten olursa olsun insanların buluştuğu isim Oktay Kayalp’tır. 1994 yılında Mağusa’da Belediye Başkanı seçildi ve beşinci dönemini yürütüyor Belediye Başkanlığı’nda. Meşhur Namık kemal meydanında Sayın Oktay Kayalp’la birlikteyiz…

Hastürer: “Bir yere oturmak için bir eyler yapmaya çalışırsanız oturma şansızın sınırlıdır ama enerjinizi işinize harcarsanız o iş bir yere gelir ve o iş bir yere gelirken de siz de bir yerlerde olursunuz. Bizim ülkemizde pek çok insan için laf kendilerince işten değerlidir. Halbuki 100 km laf 1 mm işten değerli değildir. Sözcükleri ne kadar olumlu kullanırsam kat kat fazlasını hak ediyor. Bu nedenle ki seçildiği dönem ilk defasıydı, 94 CTP’nin çok da parlak yılları değildi. Ama CTP yükselirken de Oktay Kayalp seçildi. Seçimde beklediği sonuçları almadığında da seçildi.”

Hastürer: “Her şeyin başı sevgi aslında ve bu sevgi karşılıklı olarak gel git olmalı yani tek yanlı da olmuyor ve Mağusa’da başarının altında yatan en önemli unsur sanıyorum ki sevgidir. Sevginin olduğu yerde işte bu kadar güzel işler çıkar ve farklı görüşler bizim küçük toplumumuzda siyasal ötekileşme süreci var. Ama bir bakıyorsunuz ki Oktay Kayalp’a sıra geldiği zaman UBP’lisi de DP’lisi de, TDP’lisi de hiç tereddütsüz parti rozetleriyle birlikte sandığa gidiyor ama bu başka iş diyorlar ve Oktay Kayalp’ı göreve getiriyorlar. Yaptıkları verdikleri kararın doğru olduğu da zaten yapılan işlerden belli.”

Hastürer; “Tarih ve yaşam, tarihi değerlerle insanı buluşturmak oldukça önemlidir. Mağusa bu bağlamda tarihin insanla iç içe olduğu yerleşim alanlarımızın sanıyorum ilk sırasındadır. Mağusa’da Kaleiçi dediğimiz bölgede sayamayacağımız kadar ve envantere geçmiş tarihi eser vardır. Baktığımız zaman biz de iki birim var ki çok hassas davranıyorlar doğrulukları konusunda da ciddi endişe duyuyorum ya da abartılı mıdır diye de bakıyorum. Tarihi değerleri günlük hayatınızdan koparıp dışta tutarsanız bir müddet sonra hayattan kopuyor. Bütün mesele tarihi dokularla hayatı beraber yaşatmaktır.”
Bu haber 453 defa okunmuştur
  • Yorgun vatandas gokhan menekse  magusa - 14.02.2012 baskanim bu yollar ne olacak...sanki da newyork un baskanisin..sen memnun san mesele yok bu halinden magusanin ..ama artik oyda yok...

:

:

:

:

DİĞER HABERLER