Türkiyenin AB ile ilgili Baş Müzakerecisi, Egemen Bağış, Kıbrıs sorununun çözümü için Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhakı da bir seçenek olabilirmiş demiş.
Bazılarına göre , Kıbrıs müzakereleri sürerken, federasyon pazarlıkları yapılırken böylesi bir demeç yanlıştır. Bazılarına göre çok yerindedir, kimilerine göre de Rum-Yunan ikilisine bir tehdittir.
Bazı çevreler halk dilinde, “sünnetci korkutmasıdır” da diyebildi. Ama, Rumların, Yunanlıların, Hristiyanların büyük çoğunluğu sünnet olmazlar ki korksunlar!!
Ortada ciddi bir gerçek sırıtıyor. Kıbrıs sorunu ile artık kimsecikler ilgilenmiyor. İlgilenen AB ve BM çevreleri de hep Türk tarafını suçluyor. Bizim siyasilere bakılırsa Downer de, Ban Ki Moon da , onlardan evvelkiler de hep karşı taraf yanlısı...
Öyle kabul etsek bile. Sırıtan başka bir gerçeği de göz ardı etmek mümkün değil.
Yıllarca Rum-Yunan ikilisi adayı Yunanistana ilhak etmek için mücadele etmiş. Hem siyasi arenalarda hem BM ve diğer kuruluşlarda.
Kıbrıs Türkleri ve Türkiye yetkilileri de bunların izledikleri siyasete ve girişimlere sert karşılık vermiştir.
Şimdi, adanın bir kısmını Türkiye’ye ilhak etme sözü, büyük çoğunluğa göre yanlış bir tutumdur.
Özellikle de, Kıbrıs’ın egemenliğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve de ne kısmen ne de bütünüyle başka bir ülke ye ilhakını önleme garantisi veren üç ülkeden birisinin yetkili bir ağızından çıkanlar normal olarak yorumlara ve eleştirilere neden olmuştur.
Güzel de diğer bir garantör ülke Yunanistan’ın yaptıklarına ne demeli? İlhak için Kıbrıs’ta askeri, kanlı darbe bile yapmadı mı?
İngilize ne demeli? O da garantörlerden birisi değil mi? Kıbrıs adasının bir bölümünü, büyük bir maharetle, diplomatik manevra ile ilhak etmedi mi? Egemen İngiliz üsleri Ağrotur ve Dikelya , şu anda, kimin malıdır hiç düşündünüz mü?
Daha önceki yazılarımda da vurgulamıştım. Kıbrıs adası üçe bölündü, Yunanistan, İngiltere ve Türkiye tarafından paylaşıldı demiştim. Yanlış mı dedim? Güneyde Rumlar, ama, Yunanistan değil mi söz sahibi? Rum siyasi liderleri Yunanistan’a danışmadan, Yunanistansız ne yapabiliyor?
Kuzeyde de Türkiyesiz ne yapılabilir ki?
Egemen Bağış’ın sözleri çok iyi okunmalıdır. Türkiye’ye kuzeyin ilhakı, çözüm seçeneklerinden biri olabilir. Kuzey Kıbrıs Türkiyeye ilhak edilmelidir, çözüm bu şekilde olmalıdır ısrarında blundu mu?
Hayır. Sadece bir şeçenekten bahsetti.
O da çok iyi bilmektedir ki, şimdiki Orta Doğu, dünya konjektürüne ve uluslararası anlaşmalara göre Kıbrıs adası ne Yunanistana ne de Türkiyeye ilhak edilemez. Amaaa, kurnaz Yunanlılar ve Rumlar Avrupa Birliği (AB) çatısı alatında bu birleşmeyi gerçekleştirdi.
Türkiye ve Kıbrıs Türkleri de seyretti. Hem de uluslararası anlaşmalara, garanti anlaşmasına göre Kıbrıs ne kısmen ne de bütünü ile başka bir ülkeye ilhak edilemez kaydı olmasına rağmen. Ayrıca, yine uluslararası anlaşmalara göre Kıbrıs , Türkiye’nin ve Yunanistan’ın üyesi olmadığı bir kuruluşa, ittifaka, kuruma, birliğe üye olamaz şartına rağmen.
Sayın Egemen Bağış da bunları çok iyi bilen bir diplomat. Acaba, neden bu cümleyi , gereksiz ve zamansız olarak kullanabilmiştir ?.
Eminim, daha geniş bir açıklama yapacaktır. Veya T:C Başbakanı yapacaktır. Çünkü, kayıtlarda Sayın Tayip Erdoğanın sözleri vardır. “Çözümsüzlük çözüm değildir. Biz çözümden yanayız. Karşı taraf olumlu adım atarsa biz onlardan bir adım daha ileride olacağız”.
Müzakere sürecinde çözüm formülleri tartışılırken ve de Downer ile Ban Ki Moon’un BM Güvenlik Konseyine sunacakları raporlar hazırlanırken , Egemen Bağış onlara da anlamlı bir mesaj göndermiş olamaz mı?
Söz konusu demeci Rum-Yunan ikilisini harekete geçirmeyecek mi? Dünyayı ayağa kaldırmak için yaygarayı basmayacaklar mı?
Haa, eğer kasıtlı ve bir amaca yönelik bu demeci patlatmışsa, hem de diğer garantör İngilterenin merkezinde, Londrada, bir bildiği ve de bir bit yeniği olmalıdır.
Ben öyle düşünüyorum.
Çok gitmez, yakında öğreniriz İnşallah, neler tezgahlandığını, ne gibi gelişmelerin arifesinde olduğumuzu.
Egemen Bağışın sözlerini yorumlayan, destekleyen, eleştiren ve karşı çıkan çevrelerin de ne yapacaklarını göreceğiz.
Rum-Yunan lobisi ve propaganda mekanizması kesinlikle mal bulmuş mağrubi gibi bu demece sarılıp, Türk tarafını bombardımana tutacaktır. Görmemezlikten geleceklerini hiç sanmıyorum.
Yıllardan beridir gerek Rum tarafı, gerekse Türk tarafı olsun değişik dönemlerde çok çeşitli demeçler ve beyanatlar vermişlerdir. Tehditler de savurmuşlardır. Öyle gözüküyor ki siyasette, diplomaside , uluslararası ilişkilerde zaman zaman bu tip atılımlar da lazımdır.